
Yetmişli yılların başında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olan, ancak akademik eğitimin belirlediği kural ve prensiplere bağlı kalmadan, kendisini üretiminde yönlendiren “güçlü iç dünyasının, yaşama bağlılığının ve doğa sevgisinin” etkisiyle, tamamen“akademi dışı” olarak tanımlayabileceğimiz bir biçim dilini benimseyerek gerçekleştirdiği renkli resimleriyle, kendi serüvenini oluşturan bir ressam Birim Bozok…
O yıllarda yetiştirdiği genç isimlerle bir ekol haline gelen ve temsilcileriyle Türk Resminde etkisini hissettiren Bedri Rahmi atölyesinin, öğrencinin deneysel yaklaşımlarına öncelik veren özgürlükçü ve renkli yapısı, Birim Bozok’taki bu resim serüveninin temellerinin atılmasında etkili olmuştur.
Doğa, yaşamın kaynağıdır. Birim Bozok da, doğanın gücünün ve doğal yaşamın renkliliğinin farkında bir ressam olarak, resimlerinin merkezine çoğunlukla doğayı almıştır. Doğa, türlü görüntüleriyle onun iç dünyasının ışığında, adeta renk patlaması biçiminde tuvallerinde anlam kazanır.

Kentleri ise görmek istediği gibi bir renk görselliğine dönüştürür. Bozok’un kente bakışında “doğa ve yaşam tutkusu”, yine en belirleyici unsurlar olarak karşımıza çıkar. İskilip, Kapadokya, Bodrum ve İstanbul görünümleri içerisindeki ev grupları hatta tarihi yapılar bile, ağaçların ve çiçeklerin, derinden gelen yaşama sevgisini çağrıştıran görselliğine bürünür. Bir bütünün parçası gibi, soyut ve somut arasında bir noktada algılanan çiçek resimlerinde de renk ön plandadır. Bu resimlerinde, ressamın hayat algısının neden resim kurallarıyla bağdaşmadığını çok net gözlemleriz. İçten gelen yoğun bir coşkunun sıcaklığıyla, görsel boyutta tuvalde biçimlenen kent ve doğa görüntülerindeki soğuk renkler bile kendilerini izleyiciye sıcak bir etkiyle hissettirir.
Birim Bozok, yıllar boyu kendi iç dünyasının derinliklerinden gelen yaşam sevgisiyle oluşturduğu resim serüvenine, yoğun bir üretim enerjisi ile devam ediyor.
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.