AÇIK ADRES / FULL ADRESS”
EKREM KAHRAMAN
14 ŞUBAT – 05 MART 2014
GALERİ SOYUT, ANKARA
1985 yılında Avrupa’da çağdaş sanatın en önemli dört ismi olarak kabul edilen
Alman sanatçılar Joseph Beuys, Anselm Kiefer, İtalyan sanatçı Enzo Cucchi ve
Yunanlı sanatçı Jannis Kounellis ile sanat tarihçi Jean-Christophe Ammann İsviçre Basel’de bir araya geldiler.
Avrupa’da çağdaş modern sanatın artık çökmeye yüz tutmuş ideolojik alt yapısını, kültürel kaygılarını, temel ölçütlerini, estetik, ahlaki çıkmazlarını ve diğer yaratıcılık sorunlarını saatlerce tartıştılar, kendilerince bir çözüm aradılar.
Birlikte üretebildikleri tek çözüm ise eskisinin yerine yeni “Bir Katedral İnşa Etmek” ve bu gerçekleşene kadar da sanat yapmayı bir süre ertelemekti.
Türkiye’de günümüzde ‘çağdaş sanat’lıktan güncel çağdaş sanatlığa dönüştürülen yeni sanatın söylemleri, koordinatları da benzer bir çıkmazda.
Artık 1990’lı yıllardan itibaren altı çizilerek ısrarla öne sürülen post-modern ideolojik iddia da tıkanmış görünüyor. Bütün iddialarına karşı artık bütün dünyada çağdaş sanat bir kez daha büyük bir ideolojik, ahlaki kriz ve tarihsel bir çöküşle karşı karşıya…
Çünkü küreselleşmeyle birlikte tüm insanlık ve çağdaş uygarlık değerleri de ahlaki, sanatsal ve kültürel olarak önemli ölçüde derin bir krize girmiş durumda…
Ne yazık ki artık masumiyet çağı adreslerimizi, kimliklerimizi ve ütopyalarımızı kaybettik. Hala tanıklarımız, tanıklıklarımız, belgelerimiz var ama bir türlü bulamıyoruz!
Daha dün orada ve onlarlaydık oysa…
Fakat şu an neredeyiz, neyiz, nereye doğru yürüyoruz bilenlerimiz pek az! Aramızda kaybettiklerini “artık hükümsüzdür!” diye ret ilanları verenlerimiz bile var.
Hayatın artık alabildiğine kirlenmiş sokaklarında sahteleşmiş yüzlerimiz, kimliklerimiz ve adreslerimizle melül melül dolaşmaktayız…
Oysa ellerimizde açık adreslerimiz var ve kaybettiğimiz ne varsa o adreslerde…
Bir zamanlar sahip olduğumuz her değerli şey akıllarımızda ve gönüllerimizde kayıtlıydı. Şimdiyse hangi vatandaşlık, hangi IBAN, hangi vergi numaralarıyla ile kayıtlıysak onlarla dolaşıyoruz. Cep telefonlarımız, e-maillerimiz, bilgisayarlarımız var fakat çoğumuzunki bir sonraki aramaya kadar çoktan değişmiş oluyor ya da ulaşılmaza düşüyor.
Sözüm ona güncel dijital teknolojilerimiz, iletişim kanallarımız arttıkça ilişkilerimiz artacağına daha da kopuyor…
Sonsuz, sınırsız, aşırı küresel hırs, vahşi kültürel benmerkezcilik,
sürekli manipüle edilip bozulan koflaştırılmış bilgi insanlığı yeniden
çok daha derin bir Ortaçağ’a doğru sürüklüyor.
Hangi konumda olursak olalım hepimiz de tüm bu olanların suç ortaklarıyız.
Sözüm ona çok çağdaşlaştık, çok kültürlerimiz, kimliklerimiz, çok adreslerimiz,
çok dostlarımız, aşıklarımız, sevenlerimiz oldu.
Sözüm ona kimimiz çok zenginleşti, kimimiz çok okudu, çok bilgi sahibi oldu ama sonuçta hep birlikte bir kültürel, ruhsal felaketin tam ortasındayız.
Her anlamda darmadağın, kimsesiz ve yapayalnızız…
Durumun geç de olsa farkına varmaya başlayanlar yeni yeni asıl olanın peşine düşmeye, sahiplenmeye başladılar bile…
Aslında kimdi, neydi, ne kadardı, nereye kadardı ve nerede duruyordu yeniden aramaya girişildi ki günümüzün tek iyi gelişmesi de budur aslında…
Şimdi insanın ya da sanatçının önündeki temel soru şu: Yeniden katedral gibi dini anlamlar/formlar yaratmayı ve bulana kadar da iyilik ya da sanat yapmayı ertelemeyi mi deneyeceğiz yoksa yeni bir çağdaş kimlik, sanat, kültür arayışına mı girişeceğiz?
Aslında her şey o kadar açık ki!
Ellerimizde açık kimliklerimiz, açık adreslerimiz ve daha nelerimiz nelerimiz var:
Hala yeterince kirlenmemiş, bozulmamış doğa, yeryüzü, gökyüzü, bilgilerimiz, tecrübelerimiz, yaşama ve hayal kurma arzumuz, geleceğe inancımız, insan, kültür, matematik, geometri, teknoloji…
Açık, Ekrem Kahraman olarak benim sanatsal, entelektüel alfabem de esas olarak bu alabildiğine yalın niyetler, sözcükler ve anlamlar ile arkasındaki gizemli atıl ama masum dünya üzerine kurulu… Yeni sergimin ismini de bu yüzden ‘Açık Adres’ olarak belirledim ve bu yeni/eski imgeler üzerinden ilerlemeyi sürdürüyorum. İstanbul’un gökdelenlerinin, sokakta yürürken üzerimizde hükmederek gezinen inşaat vinçlerinin, Anadolu’nun kıvrılıp giden sonsuz, ıssız, tertemiz ve umut verici yollarının, tarlalarının, dağlarının, ovalarının, tepelerinin, ağaçlarının fotoğraflarını çekip resimlerin bitmelerine yakın üzerilerine pigment baskıyla geçiriyorum. Kendimce üst üste aşırı yığılanla, aşırı seyrekleşmiş geniş ıssızlıklarla, çoktan terk edilmiş, yok edilmiş hazır imgelerle insani olan arasındaki çatışmalı yaratıcı kurucu anlamı kurmayı deniyorum.
Kaldı ki kanımca zaten çağdaş sanat açısından sanat tarihinin kendisi de hala en zengin, en olanaklı bir açık adres. ..
O adreste günümüz sanatçısının kullanabileceği her tecrübe, her olanak orada olduğu gibi duruyor. Bir sanatçı olarak ben de oralardan kendimce çıkarsamalar üretiyorum aklımca. İleriye gitmek için kendime kullanışlı yeni kültürel basamaklar kuruyorum bir bakıma…
11 Nisan 2013, İstanbul
Ekrem Kahraman
“FULL ADDRESS”
EKREM KAHRAMAN
FEBRUARY 14 – MARCH 05 2014
GALERİ SOYUT, ANKARA
In 1985 German artists Joseph Beuys, Anselm Kiefer, Italian artist Enzo Cucchi, and Greek artist Jannis Kounellis, and art historian Jean-Christophe Ammann who are all accepted as Pioneer in modern art came together in Basel, Switzerland.
They discussed ideological background that is beginning to descend, cultural anxieties, basic criteria, esthetical and moral predicaments of modern art and other problematic on creativeness for hours and they looked for a solution to all these problematic.
The only solution they found is ‘to build a new cathedral’ instead of the old ones, and to postpone to make art since they could manage to build this cathedral.
Likewise in Turkey, today, the coordinates and the discourse of the new art that is preferred to be called as ‘contemporary’ rather than ‘modern’ art is in the same predicament.
The postmodern ideological assertion that is underlined insistently seemed to be blocked since 1990’s. Against all its assertions contemporary art once again is confronted with an ideological, moral crisis and also a historical decay. All humanistic and modern civilization values are also in moral, artistic and cultural crises within globalization.
What a pity that we all lost our addresses, identities and utopias of innocent age. We still have witnesses, life experiences, and documentaries, but we couldn’t find them at all.
We were there, and with them just yesterday…
But where we are now, who are we, where to we are going, very few people know!
There are some among us who are advertising ‘not valid anymore’ for the things they have lost.
Our faces, addresses, and identities that has become fake are wandering in our dirty edges of our lives.
Though we have our full addresses in our hands, and the ones we have lost are all in them…
Once upon a time all we need are in our minds and in our hearts. But now, we are wandering within ID, IBAN or tax numbers in which we are registered. We have mobile phones, e-mails, and computers, but most of them will be changing until the next call or cannot be reached.
We supposed as the current digital technologies, and communication channels involve, our relations would get better but didn’t.
Unlimited, infinitive, and excessive global passion, brutal cultural egocentrism, continuously manipulated and so retrograding information makes humanity regressed into Middle Age.
It doesn’t matter in which conditions we are we all are guilty in what is going on.
We supposed to be so modern and we seemed to have so many culture, identities, addresses, friends, and lovers.
Some of us got rich supposedly, some read more and have much more knowledge, but we are all together in the center of a cultural decay.
We all snafued, lonely, and lonesome in every sense.
The ones that figure out the situation lately are going after the real, and are beginning to own it recently.
The only good involvement of our time is that we began to ask and look for who we are, in which region we stand and where we belong.
And now the basic question in front the artist is that: do we goanna postpone to create, and to make art or something worthful until we built another cathedral or religious meanings/forms, or are we goanna generate a new modern identity an culture?
In fact everything is so clear.
We have our full identities, full addresses, and plenty more in our hands: still uncontaminated and pure nature, earth, sky, knowledge, experiences, passion to live and to dream, believe in future, humanity, culture, mathematics, geometry, and technology…
I should note that as an individual and artist Ekrem Kahraman’s artistic and intellectual abc’s, are built upon these utmost simple intentions, words, and meanings, and the mysteriously passive but that much innocent world behind it… This is why I define the title of the exhibition as ‘Full Address’ and I am persisting in to follow these new/old images. As my canvases are near to be completed, I transfer the images I took from Istanbul’s streets or Anatolian region, the images that shows the skyscrapers in Istanbul, the builder’s lifter that are wandering upon us as if they are ruling us, and the images of infinitely undulating, solitary, pure, and hopeful paths, fields, mountains, savannas, hills, and trees onto the canvasses. I am, in my own way, trying to form the conflicting, but that much creative constructive meaning that is generated by meeting the over collapsing areas with the over sparse and solitary fields, and by the conjunction of already left, ready images with the images that sense humanistic.
In my opinion, from the viewpoint of contemporary art, art history itself is still the most productive and generous full address…
Every experience, every possibility is hidden within that address. As an artist, I do also make some inferences from these regions on my own. I construct new and more useful cultural steps in order to go further/to improve my art…
April 11 2013, Istanbul
Ekrem Kahraman

