
Benlik, alt benlik, beden, cinsiyet, içgüdüler, cinsellik konuları toplumsal bellekte çoğunlukla bastırılmış konumda. Şinasi Göktürler’in sanatının en büyük dayanağı ise bunlar. Kimi zaman güçlü hatta gizli kalması gerekene tehdit olarak adlandırılabilecek görseller vasıtayla, kimi zaman ise başka imgelerin arasına saklanmış siluetler yoluyla hem algı, hem de bu kavramların kabulüyle oynuyor.
‘Yorgan Altı’ isimli işte tuvale işlenen detaylı görselin ‘pornografik’ bulunması, sanatçı tarafında da yorgan altında sergilenerek ‘sansürlenmesi’ aslında gözü rahatsız etmemek, izleyiciye seçenek sunmak. Sanatçı, kişiyi aktif olarak işin okunmasında konumlandırarak mahremiyetin bozulması fikrini karşı tarafa bırakıyor. Sanatçının sanatı vasıtasıyla araştırdığı kavramlara en direk cevabı aslında bu işte saklı.‘Hayvanlığından eser yok’’de ise sanki birer Rorschach testi gibi. İkizlenmiş hayvan figürlerinin arasına gizlenmiş görsellerin açıklaması bireyin istemsiz çağrışımlarına açıktır, yorumlaması tamamen kişiliğin dinamiğine bırakılmıştır.
“bayağı kadın portreleri” gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz tanıdık bile gelebilecek simalarla izleyiciyi karşılıyor. İlk bakışta sıradan bir anlatım seçtiği düşünülse de tuvallerdeki yüzlerin hikayeleri anlatımın naifliği ile çelişiyor. Aslında bu kişiler seks işçileri. Göktürkler, olumsuz etiketlerle ilişkilendirilen bu kişilerin en yalın en savunmasız hallerini tuvale taşıyarak daha içsel bir yorum getiriyor. Herhangi bir tanımlamadan uzak, durağan portreler mahremiyet olgusunun farklı bir yorumlaması. Yarım yüzler ile ikisinin çocukluk-ergenlik dönemine dönüyor. Yüzü olmayan vücutlarda ise daha içsel bir yaklaşım söz konusu. Bedenlerinin varlığında yüzlerinin tuval dışında kalması ise kişiliklerin göz ardı edilmelerine, sadece bedenleri üzerinden cisimleştirilmelerine gönderme yapıyor.
Berçin Damgacı
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.