Serkan Azeri: Devabil Kara Geçmişin İzini Sürmeye Devam Ediyor

Share Button

Boş Kare Blank Square, 200 x 170cm., T.ü.kar.tek., 2011

Doksanlı yılların başından bugüne kadar çok yönlü bir çalışma disiplini içerisinde ve farklı tekniklerden faydalanarak ürettiği işleriyle çağdaş sanatımızın önemli isimlerinden biri olan Devabil Kara’nın, arkeolojiye olan ilgisi daha ilk serilerinde somut anlamlar kazanmaya başladı. Devabil Kara, bu ilgisi çerçevesinde sistemli bir biçimde ürettiği çalışmalarında, hiçbir zaman arkeoloji bilimine ve bu bilimin çalışma metotları aracılığı ile ortaya çıkarılan buluntulara, günümüz insanının sorgulamadan gerçekleştirdiği “nostaljik” ve “duygusal” bir gözle bakıp, onları gerçekliklerinden saptıran anlamlar yüklememiştir.

Onun için, binlerce yıl toprak katmanları altında kalan fosilleşmiş varlıkların ya da eserlerin hâlâ yerin metrelerce altında adeta nefes aldıklarını duyumsamak, onların yaşanmışlıklarını ve işlevlerini hissedebilmek için araç olacak bir adımdır. Eski yapıtları ve varlıkları belirli bir işlevle birlikte yaşam seyri içerisinde bulundukları “mekân” la birlikte değerlendirir. Onları asla tek başına veya kurgulanmış yapay mekânlar içerisinde düşünmez. Yüzyıllar sonra bu buluntuların, üzerindeki yaşanmışlıkla beraber, tekrardan yapıldıkları dönemde içerisinde bulundukları mekânlar ve çeşitli coğrafyalardaki ait oldukları bölgelerin heyecanla keşfedilmesi önemlidir, Devabil Kara’nın perspektifinde.Üretimiyle geçmişin izini sürmektedir sanatçı. Kendi deyimiyle “geçmiş ve gelecek arasındaki boşluğu tamamlayan imgeler oluşturmanın” peşindedir.

Mekân ile resmin bir bütün olarak algılanması Devabil Kara’nın sanatında önemlidir. Üsküdar’daki Atik Valide Külliyesi’nde açtığı “Dilin Söyleyemedikleri” isimli sergisine ev sahipliği yapan eski cezaevinin duvarlarına bile uygulamalar yapıp, yaşanmışlığın oluşturduğu belleği mekân düzenlemesiyle bütünleştirmiştir.

Duchamp M-25 Duchamp M-25, 200 x 170 cm., T.ü.kar.tek., 2011

“Dilin Söyleyemedikleri” sergisinin bir devamı niteliğinde görülmesi gereken “M25”sergisindeki resimleri, zaman içerisinde atölyeye dönüştürdüğü, üç farklı mekânda üretmiştir. Sanatçı için, mekân içerisinde atmosferi duyumsayarak çalışmak çok önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sergiye de ismini veren “M25” isimli depo, yerin metrelerce altında bulunan bir çalışma alanıdır. Bu mekânda sanatçının aradığı ortamı bulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu ortamın üretilen yapıtlara “nüfuz” eden yapısı, gerek konu anlamında, gerekse de biçimsel anlamda uyumlu bir görüntüde gözlemlenebiliyor resimlerinde.

Devabil Kara, resimlerinde çok çeşitli malzemeler kullanmaktadır. Selüloz ve balmumu gibi doğal malzemelerden resim yüzeyindeki biçimlerini yaratırken faydalanır. Bu malzemelerin kullanımının tuval üzerinde yarattığı görsel etki, anlatmak istediği fikirlerin boyutuna da uygundur. Resimlerin arka planında rahat fırça sürüşleriyle, sıcak ve soğuk renkleri iç içe geçirip yoğunlukla uyguladığı alanlar üzerine, yoğun malzemeden yararlanarak resmin bünyesinde adeta erittiği tuval katmanın dokusal etkisi, kompozisyon içerisinde arka plan yapılanmasının hareketliliği ve renkliliği yanında, monokrom ve sade görüntüsüyle görsel boyutta bir dinginlik yaratmaktadır. Bu oluşum, sanatçının merkezine alıp araştırmalara giriştiği yer katmanları temasına da görsel gönderme yapmaktadır.

Bazı eski resimlerinde, tuval yüzeyinde çizgilerle belirlediği geometrik alanları, bu serisinde iç içe geçmiş renkli ve monokrom dokusal yüzeylerde farklı bir boyutta görüyoruz. Belirlenmiş alanlar bu resimlerde başlı başına bir dünyaya dönüşüyor.

Düş Bahçesinde Oyun Games in the Dreamgarden 200 x 170cm., T.ü.kar.tek. 2011

Selüloz ve balmumundan faydalanarak oluşturduğu resimlerinde, arka planın yoğun renk ve biçimsel uygulamasına karşın, resmin bünyesine kattığı ikinci katmanda sadelik dikkatimizi çekiyor. Hemen hemen tüm resimlerinde üzerine eğildiği “boşluk” ve “doluluk” kavramlarını bu resimlerinde uygulama boyutunda çok daha vurgulu bir biçimde görüyoruz.

Devabil Kara, daha önceki resimlerinde yer vererek, güç ve düzen gibi kavramları sorguladığı sandalye imgesini bu serinin birçok işinde de kompozisyon içerisinde kullanmıştır. Sandalye imgesi, sanki boşluk içerisinde deviniyormuş gibi, kullanılan malzeme ve kurgu aracılığıyla tuval yüzeyinden dışarıya taşan bir rölyef gibi işlenmiş. Aynı uygulama sanatçının bazı resimlerinde kompozisyon içerisinde yer verdiği otoportre silüeti ve gergedan figürlerinde de geçerli.

Seri içerisindeki bazı çalışmalarında tamamen doğal malzemelerden elde ettiği boya uygulamalarının yanı sıra, “gerçek” bir bitkinin dalları ve yapraklarını da uygulamış olduğu bu katmanlar içerisine dâhil etmiştir. Bu katmanlar ve gerçek bitki parçalarının üzerini örten doğal boya uygulaması, fosilleşmiş varlıklara ve çeşitli kavramlara zaman perdesinin ardından bakma fikri eşliğinde, onların deforme olmalarına karşın, içlerinde daima var olan ve geçen zamanlar sonucunda yok olmayacak olan bilimsel “kod”ları da düşündürüyor.

Bu metin YAPI Dergisinde Sonbahar 2011 de yayınlanmıştır.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.