Lütfiye Bozdağ: Dokuz+Bir

Share Button

Dokuz+Bir (1)

Türkiye sanat ortamında köklü bir yere sahip olan Mine Sanat Galerisi, Nişantaşı mekânında, genç kuşak sanatçıların sergilerini “PostHoc” sergileri kapsamında gerçekleştiriyor. Latince bundan sonra anlamına gelen post hoc, Mine Sanat Galerisi’nin, Türkiye sanat ortamına genç sanatçıları kazandırmak üzere gerçekleştireceği sergilerin ilki. Mine Sanat Galerisi, genç kuşak sanatçıların zaman içerisindeki yönelimlerini takip etmek, genç sanatçıları desteklemek, onlara kendilerini ifade edebilme imkânı sağlamak bakımından önemli bir sorumluluğu da yerine getiriyor.

Dokuz+Bir” sergisi “dokuz sanatçı bir küratör” anlamına referans veren “DOKUZ+BİR” başlığı ile 2 Temmuz – 30 Ağustos 2014 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Sergide yer alan sanatçılar: Kadir Akyol, Hakan Bayer, Umut Demirelli, İzzet Eray Kılıçay, Gülçağ Konçe, Azime Sarıtoprak, Cansu Tanpolat, Ufuk Ülker ve Erkan Yaprakkıran.

Çalışmalarında sosyo-politik eleştiriden yola çıkan Kadir Akyol, imgenin pornografisini portreler üzerinden okumamıza imkân sağlamakta. Portrelerinde insan kimliğinin varlıksal yapısökümünü ele almakta.

Doğal dönüşümünün yapaylaşmasıyla ortaya çıkan değişimler Hakan Bayer’in soyutlama çalışmalarında, varlıksal nesnelerden ziyade soyutlanmış formlar olarak karşımıza çıkıyor.

Siyah bir fonda ortaya çıkan biçimsel soyutlamalarında, soyut ekspresyonist bir dil kullanan İzzet Eray Kılıçay, farklı renk kütleleriyle kozmos içinde yeni bir ifade alanı açıyor.

Resimlerinde, olabildiğince az olan, minimalist bir yalınlığın izini süren Gülçağ Konçe, rengi ve biçimi en aza indirerek dinginliğin ve huzurun görselliğini, plastik dilin imkânları içinde izleyiciyle paylaşıyor.

Kentleşme ile gelen sıkışmışlık ve bunalımı metropol dışı yaşamda ve doğada arayan Azime Sarıtoprak, resimlerinde melankoli ve kaotik hâlden uzaklaşan hayal dünyasının renkleri ve biçimleriyle oluşturduğu dil üzerinden konuşuyor.

Renkler arasında kırmızının özel bir yeri var Erkan Yaprakkıran’ın resimlerinde, bütün yerine bütünden kesitler yansıtmayı seçen sanatçı, detaylara, atladığımız şeylere odaklanmamızı sağlıyor.

Herhangi bir nesneye ya da mekâna bağlı kalmadan form ve renk ilişkisini espas içinde ele alan Ufuk Ülker, resmin biçimsel olgusundan vazgeçmeden oluşturduğu soyutlamalarla, kurgunun sonsuz varyasyonlarında kendine ait plastiğin izlerini sürmekte.

Çocukluk döneminin düş dünyasında kalan korkularımızdan üretilmiş biçimleri plastiğin diline aktaran Cansu Tanpolat, “Öcüler” dediği duvara yansıyan gölgeleriyle çoğalan sevimli karakterlerini görünür kılıyor.

Pentür çalışmalarının yanı sıra zaman zaman siyah-beyaz zaman zaman renkli video çalışmaları yapan Umut Demirelli, günlük hayat sorunsalları üzerine odaklanan bir kavramsaldan yola çıkan bir video işi ile sergide yer alıyor.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.