Galeri İlayda Contemporary Istanbul’da! (13 – 16 Kasım 2014)

Share Button

Baris Cihanoglu, ''Gelin Damat- Bride Groom'', 183 x 78 x 2 cm,  yanm-- ah-ap üzeri. yagli boya, 2014

Bu sene 9. su organize edilen Contemporary Istanbul, 13 – 16 Kasım 2014 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve yanındaki İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. Contemporary Istanbul, Art Istanbul Sanat Haftası (10-16 Kasım) ile beraber İstanbul’u geniş bir sanat izleyicisi kitlesinin odak noktası yapacak.

Uluslararası çağdaş sanat dünyası ve Türk sanatseverlerin merakla beklediği Contemporary İstanbul 2014’e Galeri İlayda, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu LK 405 no’lu standında Atilla Galip Pınar,  Aysel Alver, Bariş Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Nurdan Likos, Rabarama, Özcan Uzkur ve Kerim Yetkin’in Contemporary Istanbul 2014 için özel olarak hazırladıkları eserlerle katılacak.

Atilla Galip Pınar, eserlerinde varoluş karşısındaki bilgisizliğinin, geçiciliğinin, çaresizliğinin, yalnızlığının ve tutsaklığının farkına varan birey, tedirgin bir ruh haline bürünür ve bu farkındalıkla derin bir yabancılaşmayla yüzleşir.. Bu bağlam, sanatçının eserlerinin kavramsal altyapısını oluşturur. Yapıtlarında, çoğunlukla bir kutuyu andıran iç mekanlarda, dönüşen insanlar, bağıran, ürkmüş hayvanlar, girift dallar, kökler, ağaçlar… vs. bu altyapıyla örtüşecek şekilde tasvir edilir.. Sonuçta, kaotik bir uyumun egemen olduğu, ontolojik düşünce katmanlarından oluşan, güçlü eserler ortaya çıkar.

 

Aysel Alver, “Ahlaki çürüme ne zaman ve nasıl başlar? “ sorusuyla yola çıktığı son dönem işlerinde, kesintiye uğrayan modernleşme ve aydınlanma sürecini dengesi bozulmuş hümanizm anlayışı ve deforme olmuş ahlaki ve etik değerler üzerinden irdelemektedir. Metal konstrüksiyon üzerine kağıt hamuru ile biçimlendirilip, kolaj tekniği ile son şeklini verdiği heykellerinde gerçekleştirdiği psikanalitik bir yaklaşımla ahlaki ve etik değerlerin yitimini izleyiciye deneyimletmek istemektedir.

Barış Cihanoğlu,  arayışlarının bir sonucu olarak ortaya çıkan deformasyonları ‘’kaymalar’’ ve ‘’çekilmeler’’  ilk defa tuval dışı bir yüzey üzerinde ürettiği resimleri ile izleyici karşısına çıkacak… Sanatçı, uzun bir süreçte alt yapısını oluşturduğu, altı farklı aşamadan geçirerek ürettiği yeni eserlerinde, yakarak kömürleştirdiği ahşapları tuvale dönüştürüyor, bu çalışmalarında yanmış ahşabın yüzeyi  üzerinde oluşan isli siyah renk ve yanma sonucu belirginleşen dokular resimlerinin alt yapısını oluşturuyor ve bu sıra dışı yapıtlarda insanın mental dönüşümüne işaret ediyor.

 

Caner Şengünalp, heykellerinin konu olarak ana ekseni, İstanbul’un aldığı göçle sosyo kültürel ve kentsel anlamda geçirdiği süreç üzerine oturtulmuştur… Kentin pazarlanmasında ve şekillenmesinde büyük rol oynayan etkin güçler, insanların yaşam biçimlerini ve alışkanlıklarını, önceden kurgulanmış ve paketlenmiş yaşamlar gibi belirlemektedirler. Bu söylemler üzerinden, “Maket” ölçeğine indirgenmiş figürler, büyük bir tiyatro sahnesi gibi düşünülen, her gün daha da büyüyen ve dönüşen İstanbul’un birer aktörleri olarak bu dev sahnede yerlerini almaktadırlar.

Göçün tetiklediği sosyo kültürel ve toplumsal değişimlerin sonuçları ve neden olduğu durumları bronz, taş, ahşapla biçimlenerek 3 boyutlu anlatıma dönüşmektedir.

Damla Özdemir; üç boyutlu dijital kolajlarıyla dikkat çekiyor. Kolajlarında kullandığı kadın imajlarının, kendi müdahalesiyle başkalaşma ve dönüşüm sürecini vurguluyor. Bu imajları bilinçaltının yönlendirmesiyle özgün biçimde kullanan sanatçı, her birini ahşap katmanlara yerleştirerek onlara üç boyutlu yeni vücutlar kazandırıyor.

Nurdan Likos kendi kişisel hikâyesinden ve figürlerinin hikayelerinden yola çıkarak kadınlara ait bir dünyanın mahremiyetini konu alır. Sanatçının kompozisyonlarında kurgulamış olduğu figürlerin gerek duruşları ve gerekse nesnelerin yorumu, bize, fantastik dünyanın kapılarını açar. Sanatçı sadece plastik bir düşünceyi vurgulamayı değil, aynı zamanda içerikle ilgili bir gerçekliğe de  işaret ederek gerçeklik ve algıyı da gündeme getirmektedir.

Rabarama’nin sanatı çağdaş dünyanın muhteşem temalarıyla bağlantılıdır (beden ve mutasyonları, teknoloji ile ilişki, metropol ve kamu sanatının önemi gibi)  Sanatçı, net, büyüleyici, çekici formları ile içerikte büyük ölçüde kavramsaldır. Rabarama, temelde Italya ve Avrupa’da yüzlerce sanat eseri ile özel koleksiyonlarda yer almakta ve yüksek kalitede seçilmiş sanat galerileri ile büyüyen işbirliği sayesinde de aynı zamanda tüm dünyaya ulaşmaktadır.Sanatçının üretimleri oldukça eklektik ve çeşitli olup pişmiş toprak heykeller, boyalı bronzlar, mermer ve cam parçaları içermektedir.

Özcan Uzkur çalışmalarında, insanın dramını gözler önüne seriyor. Sanatçının oluşturduğu kimliksiz bedenler, birbirine savaş açmış insan bedenlerinden izler sunuyor izleyicilere. Kırmızının kurduğu şiddet hissinin etkisinde, bedenin oluştuğu anda yok olmaya başlaması, gözün onu tam olarak algıladığı anda parçalanması, çağdaş sanatın bedeni yapı bozuma uğratan yapıtlarına referans verirken, iplikle bedenler inşa ediyor. Ancak boyanın ve fırçanın yerini ipliğin alıyor oluşu, resmin kurallarının içinden, neredeyse ona karşı yeni bir ifade biçimini doğuruyor.

Kerim Yetkin, anlık kompozisyonları katmanlar halinde birbirini örter yapıda tuvallerine taşıdığı eserlerinde, sıradan olarak görülen kırık dökük duvarlar, paslı zeminler, yüzeylerdeki çatlaklar ağaç gövdelerindeki yarıklar sanatçının resimlerinde yer alan renk, desen ve doku katmanlarının ilham kaynaklarıdır.. İlhamını tuvallerine yansıtırken klasik fırça darbeleri yerine kimi zaman bir spatula kimi zaman bir bıçak ve hatta bir toplu iğne kullanarak renk katmanları arasında kesikler, yarıklar, silmeler ve geçişler elde ediyor.

Contemporary İstanbul’a katılım göstermiş olduğumuz sanatçılarımızla, galeri mekanımızda da solo sergileri gerçekleşmeye devam edecektir.

13 – 16 Kasım 2014 tarihleri arasında Galeri İlayda’yi Lütfi Kırdar Rumeli Salonu LK 405 no’lu stantta ziyaret edebilirsiniz.

CI’14 Ziyaret Saatleri : 13 – 16 Kasım 2014, 11:00-20:00

Ayrıntılı Bilgi için;
 
Galeri İlayda
Şebnem Kutal
Gallery Director
Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.