Derviş Ergün: Avangardın 1982 Yaş Günü

Share Button

 kiu00E7 (1)

Avangardın ortaya çıkıp kendini kabul ettirme başarısı, o ana kadar elde edilen sanatsal kazanımların içeriğine direkt ya da dolaylı müdahale hakkı doğurmak anlamına gelir. Varlığıyla, yeni imgelem fırsatı yaratılmasına imkân tanıması, çelişkinin derinleşmesi ve sanatsal eleştirinin bir kavram etrafında ifade bulmasına aracı olur. Fakat sanatsal süreçte ömrü kısadır. “Estetik” stil olarak yoluna devam etmesi ve “kiç” çalışmalara varan alan genişlemesiyle öncü rolü biter; fakat varlığı devam eder. Kiç, sanatsal olanla estetik olan arasındaki tartışmadan kendine üçüncü bir alan fırsatı yakalar, hatta bir dönem Post Modern hareketin ilk çıkış anında kendisinden medet bile umulmuştur. Avangardın ölmesiyle kiçe duyulan saygının sanatın aradığı değer olmadığı kısa sürede anlaşılmış olacaktır.  Clement Greenberg’in “Kiç’in akademik olduğu aşikârdır ve akademik olan her şey kiçtir” demesi, akademinin kiçle arasına bir mesafe koymadığına, muhafazakâr yapının korunduğuna,  postmodern adına getirdiği eleştiridir.

Clement Greenberg, avangard ve kiu00E7 (1)

Avangardın, modernizmin estetik stili olarak varlığını devretmeye hazırlandığı Post Modern tarafından aynı alaka ve ilgi ile karşılanmıyor olması gerçekçi değildir. Aslında “istemem yan cebime koy” durumudur. “Modern kalarak postmodenizme dönüşmeye çalışan modernizm”. Modenizmin derinleştirdiği yabancılaşmadan beslenen avangardın aksine post modern;  kendini sürekli devrimle yenileyen “yenilikçi estetiğe” dönüşecek olarak tarif eder. Açıklık ve barış ortamının bütünleştirici etkileri göz önüne alındığında modernizmden daha ilericidir görüşünün, postmoderni ayakta tutmaya yetmeyeceği ilerleyen yıllarda daha net görülecektir.

Brecht, Benjamin, modern teknolojiden yararlanılarak kitlelere ulaşılabilen devrimci bir sanat yaratmanın mümkün olabileceği üzerinde dururken, tüketim kapitalizminin bu beklentiyi alt üst edeceğini öngöremediler. Avangardın ölmesiyle yeni bir sayfanın açılmadığı Postmodern sürecin anlaşılmasında ortaya çıkacaktır. Fredric Jameson, Modernizm ile gerçekçilik arasındaki estetik çatışmanın ele alınması gereğine işaret etmekle daha isabetli bir analiz sergiler. Modernizmin, sürekli kendini yenileyerek avangardı son kez uygulayabilmesi ve yıkılması “gerçekçilikle” mümkündür, görüşünü savunur. Modernizmin yabancılaştırma siyasetine karşın, kültürel tüketim, barışı temsil eder, bütünleştirici ve sürekli kendini yenileyen sanatı desteklemek devrimci bir tavırdır, düşüncesi hinliğin tuzağına düşmek demektir. Jameson’ın altını çizdiği “ gerçekçilik” kavramı bu çelişkiye dikkat çeker.

Jeff Koons, Tau015Fan

Modernin ölümünü sevinçle karşılayan Jencks; tüketicinin seçim özgürlüğüne kavuştuğunu ve böylece yeni bir dünya kurulduğunu savunur. Ressamlar da bankacılar kadar özgür ve küresel ölçekte planlamaya dâhil olacaktır demekle, liberal demokrasinin ilkelerine boyun eğmeyi tarif eder. Habermas “modernizmin nihai hatası piyasa dayatmasından kendini koruyamadığı için değil, plana duyduğu aşırı güvendir” düşüncesinde; kapitalizmin çaresizliğini, toplum içindeki yapısal farklılığa dayandırır. Yani kapitalizmden başka bir seçeneğin olmadığı fikrinin Postmoderne havale edilerek bütün alternatiflerin yok sayılması, özgürleşme ülküsünün sosyalist sistem tarafından sürdürülememesine bağlanması başka bir çelişkidir. Burada Postmodern hangi çelişkiden besleniyor (?) ve barış ortamı nasıl sağlanıyor (?) sorusunu sormak gerekir. Simülasyon ve algı yönetimiyle üstü kapatılan temel çelişkilerin gölgesinde özgür müşteriler olarak devrimci sanata evrilmek (!) sözde barışa karşı duran çelişkiden beslenen sanatın devrimci olduğunu var saymak (!) hangi aklın işidir? 1 Aralık 2014

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.