Sabahattin Şen: Sanat Eğitimindeki Biz

Share Button

1

Bir ülkenin sanat eğitimi ne denli nitelikli olursa sanatta da o denli başarılı olacağını herkes bilir ve söyler. Kime sorsak yanıtını doğru verir. Doğru yanıtı hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Uygulamaya baktığımızda durum içler acısı bir çelişkiyi yansıtıyor. Sanat eğitimi için çok sayıda Güzel Sanatlar Fakültesi açıldı. Nicelikte artışı olmasına karşın nitelikte olmadı.

2

Sanat eğitiminin önemli kurumları yüksek öğrenime ilişkin kurumlardır. Günümüze şöyle bir baktığımızda sanat eğitiminin yüksek öğreniminin üniversitelerimizin Güzel Sanatlar Fakültelerinde yapıldığını görürüz. Eğitim kurumlarının sayısını arttırarak çok sayıda kişiye sanat eğitim ve öğretimi verilmesi gerçekleştirilmiş görünüyor. Buradan çıkanlar, ülkemizde daha yüksek bir sanat eğitimi yapacakları başka bir kurum olmadığı için sanata ilişkin ne aldılarsa oradan almaktadırlar.  Okul bitince sanat yolunda öğrendikleri bilgileri kendi başlarına kullanarak yapıtlar üretmekle baş başa kalırlar. Sanat yolundaki en büyük zorluk da buradadır. Ya batar; ya çıkarsın. Aldıkları eğitimin niteliğine göre de başarılı ya da başarısız olmaları söz konusu. Yeterli bir eğitim yoksa ortaya çıkan sonuçların da yetersiz düzeyde kalması kaçınılmazdır. Bu noktada bir değerlendirme yapıldığında birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Özellikle yeterlilik açısından karşımıza çıkan eksikler bir türlü tamamlanamadığından sanatta da istenilen başarı sağlanamamaktadır.

3

Başarı için gerekli olan da başarılı bir eğitim düzeyinden geçmektir. Okulu bitirenlerin işlerini kolaylaştıran da nitelikliliktir. Ülkemizin içinde bulunduğu kapalı düzen nedeniyle de öğrenciler sanatta başarılar elde eden ülkelere gidebilme olanağı da bulamamaktadırlar. Oysa belli aralıklarla yurtdışına çıkarak dünyada nelerin olup bittiğini yakından görmeleri gerekiyor. Böyle olanakları, yüzde doksan dokuzu bulamıyor. Geriye sanat eğitimindeki eğiticilerin bir ölçüde de olsa bu sorunlara yardımcı olacak güçte olabilmeleri kalıyor. Burada da çıkmazlarla karşılaşınca umutlar umutsuzluğa ve sanatsızlığa dönüşüyor.

4

Sözü edilen birçok Güzel Sanatlar Fakültesi üstün körü kurulmuş sanat eğitimi kurumlarıdır. Söz konusu kurumlarda çağdaş eğitimden oldukça uzak bir eğitimle karşılaşılmaktadır. Burada en önemli etmen eğiticilerdir. Yeterli bilgi ve yetisinin olmayışı öğrencilere de yansımaktadır. Çok yetenekli bir öğrencinin ne yeteneğini geliştirme olanağı ne de yeterli bilgi edinecek bir yol göstericisi var. Bir bakıma eğitim süresi bilinçsizce oyalanmaktan da öteye geçmemiş oluyor.  En kabadayı fakültelerde de her şey bir yere dek gelip tıkanıyor. Çünkü kendini yeterli sandığımız, kendi kendilerini çok yeterli sanan öğreticiler ne yazık ki kendi kendilerine yetemedikleri için bağnazlaşıp yozlaşmışlardır. Kelin merhemi olsa başına sürecek, sözüne uygun durumdalar. Türkiye’deki düzeyin belirleyicileri konumunda da oldukları için ülkenin sanattaki yeri bu bağnazlığı ve yozluğu aşamıyor. Kendilerini öğrencileri daha iyi yetiştirmek için geliştirme gereği de duymuyorlar. Sanat adına elde ettikleri kazanç onlar için gerçekten doyurucu. Daha çok çalışmasına ve gelişmesine gerek kalmıyor. Ortaya onların yapay sanatçılıklarıyla yapay yapıtları çıkıyor. Sanattaki ilerlemeyi de gerçekleştiremiyoruz.

5

Niteliksizlik kurumlaştırmak istenir gibi acı bir görünüm de var. Kendilerinden çok iyi ve ileride olan gerçek sanatçıları da dışlayıp yeteneklilerin gelişmesine engel olmak görevleriymiş gibi davranıyorlar. Sanatsal nitelik onlara zarar veren bir öğeymiş gibi saldırıya da geçiyorlar. Sanatta ileri gitmiş ülkeleri karalamaya dek varıyor bu korkunçluk. Bir anlamda üniversitelerde sanatın gerçek bir sanat eğitimiyle doğru bir sanat anlayışı kazandıracağı sanılırken sanatta sokak ağzı kullanılır oluyor. Yetersizliklerini kapatarak bulundukları yerin olanaklarından yoksun kalmamak için sanatta yoksun kalmayı yeğlemişlik yansıyor. Sanat diye yaptıklarına bakınca da sanatta geride kalmışlığın kaç yıl gerilerde olduğunu düşünüyor insan.

6

Uzun yıllar ne olup bittiğini izlerken karşıma yaptığım karşılaştırmanın kötü sonuçları çıktı. Bu noktada Almanya-Düsseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nden yetişen öğrencilerin çalışmalarını düşündüm. Gördüm, anladım ve saptadım ki bizim eğitimcilerin çalışmaları bu öğrencilerin çalışmalarından çok ama çok geri. Bu okulun öğrencilerinden derlediğim çalışmalardan sunduğum örnekler akla karayı daha iyi anlatacaktır. Ne derler: “Lafla peynir gemisi yürümez…” Eğitimciler kendini yetiştirememişse sanat gibi çok zor bir yaratıcılık alanında ilerleme düşlere kalıyor. Konuşa konuşa, sözle mi ilerleyeceğiz? Bence geriledikçe gerileyeceğiz. Güzel Sanatlar Fakültelerinde görevlendirilenlere bakılırsa bilerek yapılan bir gericilik uygulamasına tanık oluyoruz.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.