Her Ay 3 Gün, Atölye Buluşmaları, “Tabu”, (21 Şubat – 24 Şubat 2015)

Share Button

her

ATÖLYE BULUŞMALARI

“TABU “

Bir grup sanatçının atölye ortamını, üretim alanından sergileme ve buluşma alanına dönüştürdükleri bir oluşumdur.
Her ay bir sanatçı atölye ortamını herkese açarak atölyesinde sergi, etkinlik, performans üretimlerini izleyiciye açmaktadır. Atölyesini açan her sanatçı hem kendi eserlerini hem de davet ettiği sanatçıların eserlerini üretim alanında belirlediği bir zaman aralığında dostları, sanatseverler ve izleyici ile buluşturmaktadır.

Her Ay 3 Gün grubu sergilerine 2014 Mayıs ayın da Güneş ACUR Atölyesin de başladı. Ocak 2015 de Seren Ceren ASYALI ve Serdal KESGİN Atölyesin de devam eden etkinlik, Şubat 2015 de Hüseyin RÜSTEMOĞLU ve Seher YILMAZ Atölyesinde gerçekleşecektir. Mart 2015 de de Pınar PARTANAZ Atölyesiyle devam edecek etkinliğin Şubat ayı sergisi “TABU” konusuyla izleyiciyle buluşuyor.

“TABU”

Tabular

Medeniyet öncesi ilkel toplumlarda oluşmaya başlayan , toplum, ahlak ve hatta din kurallarından önce geçerli olmaya başlayan korkular, yasaklar…. Çoğunlukla kimin ve ne zaman konulduğu bilinmeyen kurallardır.

Hem kutsal, hem de kirlenmiş şeyler.. koşulsuz kabullenmelerdir. Karşı gelinemediği gibi sorgulanamazlar da..

Bugünkü modern toplumlarda da görülen yok yere toplum tarafından ayıp karşılanan ve aşılmadıkça insanların sosyal açıdan yaşamını etkileyeceğine inandığı pek çok düşünce vardır.

Cinsellik, inanç, giyim, ilişkiler ve davranışlardan yola çıkarak aslında kişilerin kendi kendine uymak için dayattığı ve topluma maal olmuş sosyal yasaklardır…

Kişi bu dayatmaları, yasaklamaları kabul ettiği sürece kendi kimliğini tam anlamıyla yansıtamaz ve bir role bürünür. Bu rol toplumun ona verdiği ideal rollerdir. Kadın, erkek, evlat, eş, din adamı, sanatçı, iş adamı vs…

Mihriban Mirap

İnsanoğlu mutluluk ve gelişim arayışında anlamlandıramadığı ve somutlaştıramadığı, karşısına çıkan hemen her engel ve bariyerde yetersizliğinin ve çaresizliğinin sebep olduğu yükü ile modern yaşantısında neredeyse yıkılmadık tabu bırakmamıştır. Bu bağlamda popüler kültürün en klişe kavramlarından biri haline gelmiştir: “Tabular” ve “Tabuları yıkmak” üzerine yaşanılmış ajitasyonla sulandırılan dramatik hikayeler.

Varlığının farkındalığına ulaşmış ancak, potansiyeline erişemeyen insanoğlunun, önündeki engelleri tanımlama güdüsü ve somutlaştırma arayışıyla yarattığı mazerettirler. Aslında ne vardır, ne de yoktur tabular.

Eyüp Cihan Ferah

Tabu sergisi üzerine bir deneme: Bugün, içinde yaşadığımız zaman dilimine dikkatlice baktığımızda tüm temsil ve karşı temsil güçlerinin çatıştığı bir ortamla karşılaşırız. Bir tarafta modernliğin yarattığı bir özgürleşme durumu ve belirsizlikle birlikte çoğalan anlamsızlık durumu; diğer tarafta ise tüm bu belirsizlik ve anlamsızlık durumunun kurgusal bir gerçek olduğu savı. Artık hiçbir şey statik değildir. Değişkenlik hayatımızın en önemli olgusudur ve hayatımızdaki tüm değerler birbirinin üzerine binerek çoğalmakta, kendi kendini kopyalayarak katlanarak devam etmektedir. Yeninin sürekli olarak tekrardan kendi yenisi oluşturarak bölünerek üreme sürecini sonsuz kılar. Değer kavramı zaman zaman fark edilse de farkındalık içinde kısa bir süre sonra yok olmaktadır ve bu durumu sanat için de söyleyebiliriz.

Günümüzde, bu aldırmazlık ya da duyarsızlığın yarattığı sürü psikolojisi ile yaşayan bireyin kendi hayatına müdahale edenlere ya da yaşadığı çevreyi anlamsız formlarla dolduranlara ya da doğa ile olan ilişkisini kesenlere vereceği bir cevap yoktur. Çünkü birey, artık birey olma özelliğini yitirmiş, sosyal yaşam içinde genetik yapısı bozulmuş bir varlığa dönüşmüştür. İşte burada tabu kavramı üzerinden aslında hiçbir şeyin olduğu gibi değil olduğundan çok daha farklı değişken bir döngü içine girdiğini görüyoruz bu hayatımızda bizim şaşırma duygumuzun azalması ile bir o kadarda her şeyin her an mümkün olabileceğini düşündüren bir ruh hali içine girmemize neden olmaktadır. Semih ZEKİ “Beyni sınırlandıran her türlü tabuya karşı özgürlüğün dili sanat, sanatın içini boşaltmaya çalışan her türlü zorbalığa karşı sanatçıların birliği.”

Pınar PARTANAZ

Şubat ayı sergi grubu Hüseyin RÜSTEMOĞLU, Seher YILMAZ, Güneş ACUR, Seren Ceren ASYALI, Eyüp Cihan FERAH, Serdal KESGİN, Mihriban MİRAP, Yasemin ÖZTEMİZ, Pınar PARTANAZ ve Semih ZEKİ den oluşmaktadır.
Ev sahipliğini Hüseyin RÜSTEMOĞLU ve Seher YILMAZ yapacağı “Her Ay 3 Gün ATÖLYE BULUŞMALARI” etkinliği, 21 Şubat 2015 Cumartesi saat 19:00 ‘da açılacaktır.
Tüm sanatseverleri bu etkinliğimize davet eder ve bekleriz.
@[NjQyMTgzOTU5MjA4MTA3Omh0dHBcYS8vaGVyYXkzZ3VuLmJsb2dzcG90LmNvbS50ci86Og==:http://heray3gun.blogspot.com.tr/]

Hüseyin Rüstemoğlu & seher yılmaz atölye sergisi
Bir grup sanatçının atölye ortamını, üretim alanından sergileme ve buluşma alanına dönüştürdükleri bir oluşumdur.
Her ay bir sanatçı atölye ortamını herkese açarak atölyesinde sergi, etkinlik, performans üretimlerini izleyiciye açmaktadır. Atölyesini açan her sanatçı hem kendi eserlerini hem de davet ettiği sanatçıların eserlerini üretim alanında belirlediği bir zaman aralığında dostları, sanatseverler ve izleyici ile buluşturmaktadır.

Şubat ayının sergi grubu Seren Ceren ASYALI, Serdal KESGİN, Güneş ACUR, Pınar PARTANAZ, Hüseyin RÜSTEMOĞLU, Mihriban MİRAP, Seher YILMAZ, Yasemin ÖZTEMİZ, Eyüp Cihan FERAH ve Semih ZEKİ den oluşmaktadır.
Ev sahipliğini Seher Yılmaz ve Hüseyin Rüstemoğlu’nun yapacağı “TABU” etkinliği, 21 Şubat 2015 Cumartesi saat 19:00 ‘da açılacaktır.
Tüm sanatseverleri bu etkinliğimize davet eder ve bekleriz.
@[NjQyMTgzOTU5MjA4MTA3Omh0dHBcYS8vaGVyYXkzZ3VuLmJsb2dzcG90LmNvbS50ci86Og==:@[NjQyMTgzOTU5MjA4MTA3Omh0dHBcYS8vaGVyYXkzZ3VuLmJsb2dzcG90LmNvbS50ci86Og==:http://heray3gun.blogspot.com.tr/]]

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.