Derviş Ergün: Postsanattan Fazlasını Beklemek

Share Button

             Modernsanat

Örneklemeler verilirken, tarihe geri dönmenin zorunlu seçeneğine, konuya katkısı etkisiz olduğu bilinmeden sıkça başvurulur. Tarihe yönelmenin gerekçesinde, örneklerin açık seçik bitmiş oldukları gerçeğinden hareket edilir. Geçmiş zaman ve mekân boyutunda tamamlanmış bir olguyu, sadece duyumsama veya tasarıda kurulan benzeşme nedeniyle, şimdikinin bilinmeyeni üzerine inşa etmek doğru bir örneklendirme sayılmaz. Kurulan bağın örneklemeye desteğinin olmadığı çoğunlukla fark edilmez, buna geçmişin bitmişlik hâli engel olur. Duchamp, tuvalet taşını sergiye çıkarmakla, estetiğe ve sanat kurumuna karşı bir tavır sergilerken, şimdikinin hazır-nesnesi, ya da kolajları sanat kurumu adına bilerek ya da bilmeyerek estetik adına üretilir. Toplumsal çelişkiyi postsanatın hazır kalıpları içinde savunmanın içi boş klişe hâline geldiği, Baudrillard’a göre ‘çöp sanat’ üretildiği ve bu saatten sonra sanat üretilemeyeceği gibi endişeler henüz giderilmiş değildir. Şimdiki aklın tarihle bağ kurmasındaki anlaşılmazlık, zaman ve mekân boyutunda devam etmektedir.

Romantiksanat

Bilinçli hata yaparak tarihte gezinmeye başlayalım, 2015’i,  1830’da, 1848’de veya 1871’de arayalım. Zaman ve mekânın belirleyici özelliğini, sanatın değişen malzeme ve tekniğinde mi(?) yoksa değişen kavram ve teorilerde mi arayalım? Hâlâ insana dair sınıf çelişkisi değişmediğine göre sanatın söyleyeceği bir şeyler olmalı.  ‘Sanat dünyasına ilişkin ne söylenirse söylensin, yozlaşmış olduğu söylenemez.’ diyordu Van Gogh, 1880’ lerin başlarında. Demek ki sanatta yozlaşma olduğu endişesi yaşanıyor. Sosyal veya kültürel alanda köklü değişimin yaşandığı yılları konu eden Romantizm, kendi içinde başlayan temsil sorununu tartışıyor aslında. Monarşi ve şürekâsının bozulan çıkar ilişkisi 1789’da farklı bir karaktere dönüşür.  Çıkar gurupları ve halk yığınlarının iktidara karşı ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’ temelinde verdikleri ortak mücadele eğer başarıya ulaşırsa ikinci örneği olacaktır. İstenilen haklar, devrim yasaları olarak birkaç yıl içinde anayasaya; ‘İnsanlar, haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar ve yaşarlar… Egemenliğin özü esas olarak ulustur… Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz’ gibi on yedi madde yazılacaktır.

Postmodernsanat

Yurttaş Hakları Bildirisiyle, Avrupa’yı bölen 89 ilkeleri, sanata Realizm ve Natüralizm olarak yansır. Bu yüz yıl günümüzü de ilgilendiren ilkeleri belirlemesi açısından önemlidir. 1830’da tüm monarşiler, aralarında, iktidarlarını garanti altına alacakları antlaşmalar yaptılar. 1848’de ortak mücadelede burjuva halk yığınlarına kazık atarak iktidarı ele geçirdi. 1871’de Paris Komini olarak tarihe geçen, devrimci yükseliş kıyıma uğradığında kapitalizmin önü de tamamen açılmış oldu. Sanayi devrimi oluşumunu tamamlamış modern kavramı üzerinden kapitalizm, emperyalizme uzanmanın hayalini kurmakta, Modern Sanat ise tarihi yolculuğa hazırlanmaktadır. 1950’den itibaren başlayan ve 1970’lerin sonunda olgunlaşmasını tamamlayan teknoloji devrimi,  postmodern sanatla temsil edilir. Şimdiki zamanı belirleyecek sanat, 3. Sanayi Devriminin şu sıralar çektiği sancıyla şekillenmektedir. Bu süreç çok denklemli, çok daha bileşenli ve çok daha karmaşık bir uygulamadır. Kendini üretirken postmodernin çürümüş alt yapısını kullanmaya devam eder. Postsanatçı bu iş için en uygun askerdir.

Van Gogh

Doğanın yasaları değişmese de yasa koyucu veya muktedirin baskısı altında şekillenen hayatın kalıcılığı tartışmalıdır. Deşifre olan tasarı, kendini ileriye taşıyacak güçten yoksun olmasına rağmen,  postsanatın desteğine ihtiyaç duyar. Çünkü postsanat tüm elemanlarını sahaya sürmekle savaşı zaten kaybetmiştir. Postsanat, ölü evinde yas tutan kiralık ağlayıcılara benzemektedir. Kolajlanmış sanat içinde gizlenen sanatçıyı, yaratıcılığından kuşku duyan kişi olarak tanımlarsak çok büyük bir hata mı işlemiş oluruz? Kendisine vaat edilen soyut-sonsuz özgürlüğün içinde kaybolan sanatçı, bitmiş eserden esinlenme yerine  alıntı yapmakta bir sakınca görmüyor. Bu durum öz güvenin yitirildiğine kanıt olmasa da sanatçının postsanat ruh hâlini yansıtır, ‘çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak’ misali. Kolajlanmış sanat içinde  hâlâ diri ve bağımsız olan özgün eserin, yeni çeşitleme örneklerinde anlatılmak istenene itaat etmesi boşuna beklenir. Orijinal kabul edilen eseri, aşağılamak ve onu yok saymak isteniyorsa, bu eylemin orijinali neredeyse yüz yıl önce sanat eserine ve sanat kurumuna karşı bir tavır olarak yine sanat eseri kendi içinden yanıt vermişti. Kolajlanmış çalışmalarda, eserin tamlık olgusuna yapılan müdahalenin orijinale saldırı olarak görülmesi söz konusu değildir. Sanatın sonunun geldiği tespiti, yıkıcı kaygılar içeren yaratıcı imgelerin çöktüğünü gösterse de, zaman; akan bir süreç olarak dondurulamayacağına göre kendi mekân özelliğini de yaratacaktır. Sanat; doğaya eklenmek ve onu yansıtabilmek olduğu klasik dönemden, toplumsal eleştiri konuma geçtiği süre zarfında zaman ve mekân özelliğini koruyarak geldi. Şimdi hayat bitti mi? 01 Mayıs 2015

 

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.