İç İçe, Erkan Yaprakkıran & Musa Güney, Platform A Sanat Galerisi, (07 Kasım – 10 Aralık 2015)

Share Button

Platform A - iç içe - Afiş

“iç içe”

Platform A Sanat Galerisi, Erkan Yaprakkıran ve Musa Güney’in yer aldığı “iç içe” isimli ikili sergiye ev sahipliği yapıyor.  7 Kasım – 10 Aralık tarihleri arasında devam edecek olan sergi, Taurus AVM’de yer alan Platform A Sanat Galerisi’nde her gün 10:00-22:00 saatleri arasında gezilebilir.

Soyut tarzda yapılan eserlerde “iç içe” lik kavramını işleyen sanatçılar, sergide yer alacak eserlerin seçkisiyle bir uyum yakalayarak, kendi aralarında da “iç içe” olmayı başarıyorlar. Sevim Akten; Yaprakkıran’ın eserlerini şu sözlerle anlatmaktadır. “Bedenin kırılgan dilini, karmaşık duyguları, aşkı, tutkuyu, özgürlüğü, hazzın gerilimini renklerle betimlemek. Birbirine dolanan, bağlanan, gerilen, çözülen, kopan zincirler. Ya Zaman içinde ya Yıldızlı bir Gece’de ya da Küçük Şeyler’de. Bütünleşen bedenler, İç İçe geçmiş, birbirine kenetlenmiş, bölünmüş uzuvlar, Bir Bütün olma yolunda kurgulanmış. Her şeyin, herkesin, tüm duyguların, düşüncelerin İç İçe olduğu bir evreni betimleyen imgeler”… “Pleksinin saydamlığı, şarap tadı sinmiş mantarın kokusu, tuvalin yoldaşları. İçerikle biçimin eşsiz uyumu: İç İçe.”

Eserlerinde doğa soyutlamalarını konu alan Güney’in eserlerindeki “iç içe” liği ise Nilgün Yalçınkaya şu sözlerle anlatmaktadır. “Gerek kullandığı renkler, gerekse doku yaratmadaki başarısı, bizlere bu üç elementin üzerinde yeniden düşünmemiz gerektiğini göstermekte son derecede başarılı olan Musa Güney’in resimlerinde; toprağın dişi, doğurgan, bereketli ve besleyiciliğini; suyun yansıma gücü ve bilgeliği, aynı zamanda soğukluk, değişkenlik ve gizliliğini; havanın içeriğinde ise ateş ve suyun birleşimini, erkeksiliğini, fikir ve muhakeme unsurlarını temsil eden bir hayat nefesi olduğunu hissetmekteyiz. Musa Güney’in resimlerinde yeniden hayat buluşuyla birlikte, onlarsız yaşayamayacağımız bu üç elementi yeniden keşfedip; hava, su ve toprağın “iç içe” geçmiş dokularıyla sarılıp sarmalanıyoruz”

Selim Özdemir
533 4435454
Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.