Emin Çetin Girgin: Not Defteri: Eksile Eksile Öğreniyoruz

Share Button

 

4 Ekim 2015

Töz ki, karşıtlıklarının eksiksiz özgürlüğü ve bağımsızlığı içinde ayrımlaşmış, kendileri için varolan özbilinçlerin birliğidir. Ben ki Bizdir; Biz ki, Bendir! (Hegel,  Fenomenoloji, s.122, İdea Yay.)

marks

İşbölümü, emeğin üretken gücünü artırırken, işçiyi bir makine durumuna düşürür. Marks’ın tanımıyla işi, herkesin payına düşecek şekilde parçalamadan, hayatı işbölümünün gadrine uğratmadan yaşamak önemlidir. Kolektif bir meşgaleyle, istediğimiz işi, canımızın çektiği zaman yapmak sosyalist toplumun ereğidir. Bugün kısmen böyle bir dönemdeyiz. Ahir zaman çağının eşiğinde aynı anda gönlümüzce her yerdeyiz. Sosyal paylaşımlar yaptığımız internet medyası, bir nebze politik güç ve ekonomik tahakküm ilişkilerinin dışında kalabilen bir mecra. Komünal düzendeki portallarda, herkesin yeteneği kadar koyup ihtiyacı kadar ücretsiz edindiği bilgiler yer alabiliyor. Önceden bir özdeşliği olmayan özneler, karşılıklı irtibatlar ve tecrübelerle anbean zamanın bilincini yeniden belirliyor. Eğer bir değerden bahsedeceksek; edimsel olarak şu anda dirim bulan diferansiyel ilişkilerin mutlak sahibiyiz. Zamanın ruhunda vücut kazanan bir gövdenin ortak mensuplarıyız. Entelektüel düşüncelerimizin zürriyeti yok. Fikri mülkiyeti savunanlara karşı, kimsesiz; sorumluluğu almak adına zorunlu şahsileştirmelere rağmen temellük etmeyen; olabildiğince nesepsiz ortak mülkiyeti uygulayanlarla müttefikiz. Şimdilik olabildiğince mülkiyetsiz bir internet rejimi, gelecek toplum hayallerini ufukta biçimlendiriyor; bu umutlu olmak için bir sebeptir.

***

Bulunduğumuz yüzyıl, ruhlar âlemiyle irtibatı kesmede acelesi olan modern özneye, psiko-yaşamın perspektifini ve siyasi hayatın optik kurallarını acı tecrübelerle öğretti. Hayatta en imkânsız durum, karşılıklı konuşan iki insanın birbirlerini tamamen anlamaları… Beyan ettiğimiz fikir sadece kendi gerçeğimizin ifadesidir; bunu da eksile eksile öğreniyoruz…

images 325

Diyelim ki, söylendiği gibi filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumladılar; asıl sorun onu değiştirmek. Peki, felsefenin böyle bir idari görevi olabilir mi? Felsefe ya da eleştiri; sonuçlarla mı ilgilenmelidir nedenlerle mi? Çok öznel bir fikir gibi gelebilir ancak sorarlarsa felsefenin bildirimine okurun biraz tereddütle, biraz iştiyakla; ama çok yakından bakması gerektiğini söyleyebiliriz. Aynı bir doktorun teşhis koyma gayesiyle aksayan hayati bir organa ya da mustarip bir bireyin bir uzvuna; insanın varlığına tasallut eden bir hastalığa bakması gibi kuşkuyla, endişeyle; bakılmalıdır ne dediğine felsefenin. Emredici imgelerle olan münasebetlerimize rağmen insani olan her şeyle irite edici mesafeleri olan ideolojiye ait bazı tanımları yeniden adlandırırken, onun düşünürünü zihnimizde yeniden konumlandırmamız gerekir. Düşünürün mutlaka kompleksi yoktur ama kuralın muhattabı öznede, sınıflı toplumda kavramın doğruluğunun, önerilerinin sahiliği konusunda tereddütü vardır. Olmalıdır da! Kırılgan politik inançlar ve büyük isteklere denk gelen sebeplerimize karşın bilincimiz sayesinde ya aldanıyor ya da aksak tecrübelerimizden kafamızı çarpa çarpa öğreniyoruz. Doğru cevapların olması durumunda bitecek bir tarihin içindeyiz; öyleyse soruların, cevaplardan daha önemli olduğunu ve doğru cevapların tarihin parantezine sıkıştığımız bu hayatta hiç olmadığını anlamalıyız artık!

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.