
Yoksul bir papazın oğlu olan Çernişevski, 1828-1889 yıllarında Rusya’nın St. Petersburg şehrinde yaşamış yazar, araştırmacı ve eleştirmendir. Aynı zamanda Narodnizm’in kurucusu olan Çernişevski, Sovremennik Dergisi’nde baş editörlük yapmıştır.
1862 yılında tutuklanıp 4 ay hapsedilen Çernişevski bu süreçte iki cilt olan “Nasıl Yapmalı’’ eserini kaleme alır. Yaşadığı dönemdeki toplumsal sorunların nelerden kaynaklandığını gözlemleyen bir yazardır Çernişevski, Sanattaki köklü değişikliklerin toplumda köklü değişiklikler olmadan gerçekleşeceğine inanmayan bir yazar. Toplum ve aile bağları üzerinden yola çıkarak tekilden tümele açılışı açığa çıkarır Nasıl Yapmalı’da. Ailenin yapısını belirleyen etkenin içinde bulunulan durum olduğunu dile getirir, hiç kimsenin kendini belirleme olanağına sahip olmayışını anlatır. Kişilerin içinde bulundukları durumlara göre kendilerini belirlemesinden söz eder ve bunu ispatlamaya çalışır.

Malikâne sahiplerinin hizmetçiliğini yapan Vera’nın ailesinin, malikânenin sahibinin oğlunun kızları Vera’ya evlilik teklif etmesiyle başlayan serüvenini yazar. Daha doğrusu Vera’nın ailesine ve mâlikane sahibine karşı gelerek metres olmayı reddetmesini yazar…
Tıp öğrencisi olan Lopuhov, malikanede ücretli öğretmenlik yaptığı sırada görür Vera’yı. Malikâneye gelişi sıklaşınca da Vera’yla tanışma şansı bulur. Vera’nın dilinden iyi anlayan Lopuhov, Vera’yı bulunduğu bu çaresiz durumdan kurtarmak için birtakım yollar aramaya başlar. Vera’nın mâlikane sahibine karşı gelmesi nedeniyle ailesi, işten çıkarılma korkusu yaşar ve bu korkuyu Vera’ya baskı uygulayarak yenmeye çalışır. Lopuhov ve Vera kafa kafaya vererek kaçmayı planlar ve çok geçmeden de bu planı uygularlar. Kaçarak evlenen Lopuhov ve Vera’nın hayatında köklü değişiklikler meydana gelir doğal olarak. Lopuhov okulunu bırakarak çalışmak zorunda kalır. Lopuhov’un en yakın arkadaşı ve evlenmeden önceki ev arkadaşı olan Kirsanov ve Vera birbirlerine aşık olurlar. Vera bu güçlü duygularını bastırarak Lopuhov’a ihanet etmez fakat bu durumun farkına varan Lopuhov, intihar süsü vererek ortadan kayboluyor. Eserin diğer bir karakteri olan Rahmetov bu esnada devreye girerek Lopuhov’un Vera’ya yazmış olduğu mektubu Vera’ya ulaştırır. Rahmetov, herhangi bir yerde ikamet etmeyen, sürekli gezerek insanlarla ve insanların sıkıntılarıyla ilgilenerek yazılar yazan bir karakter. Vera ve Kirsanov, Lopuhov’un intihar etmesine neden olduklarını düşündüklerinden vicdan azabı yaşarlar ve mutlu olamazlar.

“Bu kadına kızıyorsun biliyorum. Vera’yı bu duruma getiren nedenleri hiç düşündün mü basiretli okurum? Bu nedenler ve bu nedenleri yaratanlar mı suçlu yoksa Vera’nın annesi mi?’’sorusunu sorarak perdeyi aralama şansı verir okuruna Çernişevski. İşten çıkarılma korkusu yaşayan Vera’nın annesi Mariya Pavlovna, kendisi rahat bir yaşam süremediğinden yakınmaktadır ve kızı Vera’nın da aynı şeyleri yaşamasını istememiş ve Vera, evlenmek istemediğini belirttiğinde onu odasına hapsetmiştir. Kızının mutluluğunu düşündüğünü zanneden Mariya Pavlovna aslında yaşamış olduğu koşulların verdiği psikolojiyle yapar bu baskıyı. Vera ise mâlikane sahibinin oğluyla evlenmesi gerekliliğinden söz eden annesine, para ve özel mülkiyet için yapılan evliliğin metreslikten başka bir şey olmadığını söylemiştir. Düşüncesinden ve kişiliğinden ödün vermeyen Vera’nın Lopuhov’la evlenmesindeki etkenler tam olarak burada açığa çıkar. Lopuhov’un duygularını anlaması ve istemediği bir evlilikten kurtarması Vera’nın ona karşı minnettarlıkla aşk karışımı olan duygular hissetmesine neden olmuştur. Kirsanov, Vera’nın Lopuhov’la evlenme nedeninin bu etkenler olduğunu çözdüğünde ise ne Vera’yla ne de Lopuhov’la görüşmemeye başlar.
Sorun açık ve net olarak bellidir. Ailesinin baskıları evlenmekten kurtarılmayı bekleyen Vera, Lopuhov’un yapmış olduğu kaçma teklifini yardım olarak görmüş ve buna karşılık Lopuhov’la evlenmesi gerektiğini hissetmiştir. Fazlasıyla bencil bir durum olan bu olay Vera’nın bencilce kendini baskıdan kurtarmaya çalışmasıyla Lopuhov’un Vera’ya olan duygularının çakışması sonucu gerçekleşir. Vera’nın kendisini sevmediğini, Kirsanov’a aşık olduğunu fark eden Lopuhov intihar süsü vererek ortadan kayboluşuyla; Kirsanov ve Vera’nın mutluluğunu engeller. Zincirleme bir şekilde gelişen bu olayların suçlusu Mariya Pavlovna gibi gözükse eserde asıl eleştirilen 1800’lü yıllardaki Rus toplumudur. Çernişevski eserinde bir aşk hikâyesinden yola çıkarak 1800’lü yıllardan günümüze kadar gelen tarihsel süreçte toplumların önemsediği birinci ve en önemli etmenin para ve özel mülkiyet oluşundan doğan sorunları ele alır.
Birey, kendini tanıma fırsatına sahip olamıyor yaşadığı toplumun yönetilişi, dili, dini, ırkı ve o toplumun yazılı olmayan geleneği yüzünden. İyi olarak doğan ama sonrasında yaşadığı toplumun geleneğine yedeklenerek kötüleşen birey, toplum tarafından yaratılan ikinci bir karakteri sahiplenmek ve onunla yaşamak zorunda kalıyor. Bireyin özbenliğine ulaşamaması, toplumun yaratmış olduğu ikinci karakterde yaşıyor olmasından yola çıkarak yazar “İnsan bencil midir yoksa bencillik sonradan kazanılmış bir durum mudur?’’ sorusunun yanıtını arıyor.

Yeryüzünde var olan köhne toplumun sebepleri açıkça ortada. Aileyi aynı çatı altında tutan bağın para ve özel mülkiyet olduğu bir evlilik kültürü ile karşı karşıyayız. İnsanların eş değil de sponsor aramaları ise Vera’nın karşı çıkarak kaçmış olduğu metresliktir. Kişinin, özel mülkiyetine, kullandığı cep telefonun, bindiği arabanın markasına ve banka kartında bulunan paraya göre saygınlık kazandığı ve iyi eş adayı olarak değerlendirildiği bir toplumda yaşıyor olmamız tesadüf olamaz. O günden bugüne değişen bir şeyin olmaması, bundan sonra da değişmeyeceği anlamına gelmiyor.
Sorgulayan, aydın bir bireyle karşılaşarak aydınlanan Vera, özbenliğini evlendikten sonra tanıma şansı buluyor. Ailesinin yapmış olduğu baskı olmasaydı eğer kendini tanımasını evlenişine kadar ertelemesine gerek kalmayacaktı belkide… Kirsanov’la tanışmamış ya da mutlu olamamış olsa bile Lopuhov’la minnet duygusuna kapılarak evlenme zorunluluğu hissetmeyecekti belki de…
Toplumda sağlıklı bireyin yetişmesinde önemli rol oynayan iki kurumdan biri ailediğeri ise eğitimdir. Ailenin, karanlıkta ilerlemekte ısrarcı olması, sağlıksız bireylerin yaratılmasına neden olur. Eğitimcilerin köhne bir toplum yaratmış ya da yaratıyor olması ise başka bir yazı konusudur.
Kafasındaki ışıklı dünyayı hapishanede kaleme alan Çernişevski şuna inanır:
Öğreneceğiz,
Çalışacağız,
Şarkı söyleyeceğiz,
Seveceğiz.
Dünya cennet olacak.
Yaşamaktan sevinç duyacağız
Bu iş böyle olacak.
Hepimiz göreceğiz o günleri.
Herkes mutlu olmadığı zaman biz de mutlu olamayız.

