
Alan Denemeleri ve Tekler
Pınar Sumer Biber
Avni Öztopçu’nun resimlerindeki sürece baktığımızda aynı tavrın çoğalan katmanları üzerinden ilerlediğini ve zaman zaman önceki denemelerini yeniden deneme alanlarına çektiğini görüyoruz.
Farklı isimlerde olsa da kendi içinde değişimlerini geçirmiş Tek’leri kendi adlarıyla “Tek Dğ” ve “Tek Bt” da (1995) görebiliriz. Tek’lerin öncesi 1985 yılının merkezli resimleridir, bu sergideki resimlerin hazırlayıcılarıdır. Bu çalışmalar yalın ve mutlak biçim üzerinden huzur alanları ararken; yalnızlığa, biricik insana, insanın kendi alanına dokunma isteği güçlüdür.
Avni Öztopçu’nun “Dönemler” sergisi sonrasında “Tek’ler ve Korunaklar” 2014 yılında açtığı son sergiydi. İki sergide de sanatçı, otuz yıl içinde ele aldığı problematiği, kendi dönemleri içinde oluşan kurgusal değişimleri, bütün içinde görmemize olanak veren bir mekanda bir araya getirmişti. “Alan Denemeleri ve Tek’ler” sergisinde yeni denemelerin bir bölümüyle karşılaşacağız.
Bu denemelerde; karanlık alanın sınırsızlığında, açık-koyu vurgusu ile diğer tarafta ise rengin tüm halleriyle devinimi arttırdığını görürüz. Yer çekiminin güçlendiği, sürekli tetikte olma çabasıyla, dengede kalmayı destekleyen ilişkiler karşısındayız. İki karşıtlık ve vurgu sıralamasını aynı mekan alanında göreceğiz.
Karanlık ve rengin değer karşıtlığıyla ilgili tavrını Avni Öztopçu’nun 1986’daki raporunda rastlarız. “…Resimlerimde yapma bir görünüşle ifade eden renklere bürünen geometrik veya karşıtı serbest şekillere bu renkler bazen kaba bir süs görünüşü verirler ve hiç bir şeyin tayin etmediği, sınırsız görünen bir mekan içindedirler. Bu mekan, içinde yıldızların hareket ettiği uzaydır ve her zamanki deneylerimizin o kadar dışında bulunurlar ki, bize hayali birer mekan gibi görünürler” (1) Renk karşıtlığının güçlendirildiği dönemi için 1989 tarihli raporunda: “…geometrik süsler yerini 1986 sonlarında serbest şekillere bırakır. Bu serbest şekiller, kurulan bileşimde birçok aktiflik yanıyla rolünü 1987 nin başında benimser. Bunlar artık, yıldızların hareket ettiği karanlık bir mekanda değildirler; fakat yine birer hayali mekan içerisindedirler. Yeni süsler kıpırtılı yanlarıyla rengin üç öğesini de yanında taşıyarak resimdeki heyecanı üstlenmişlerdir.” (2)
Karşıtlığın iki halinde de devinimin uçlarda kullanılma isteği yüksektir. Bu çizgisel yapıyı beslemiştir. “…Karşıtlığın uç noktalara açılımı ile açıklık, kesinlik, sağlamlık aramam beni çizgisel bir yapıya yaklaştırmıştır. Biçim uğraşısı çizgisel yapıyı beslemiştir.
Biçimi görme yöntemim belirliliğin görevine girmiştir. Bu, mutlaka her biçimin başlı başına belli olması gerektiği demek değildir; sadece her biçimde kendini belirtmek için güçlü bir eğilim vardır. Elemanları tam bir açıklık ve kesinlikle görülebilir hale getirme uğraşısına girişilmiştir. Vurgu, nesnenin sınırları üzerindedir. Çizgisel görüş, nesneleri birbirinden ayırır. Amaç, tek tek nesneleri kalımlı, elle tutulur gerçeklikler olarak kavramaktır. Her biçim, kendisi için en tipik olan yolda görünmeye zorlanmıştır. Tek (kendi başına olan) motifler anlamlı karşıtlıklar halinde geliştirilmiştir.
Resimlerimde her parça tüme sıkı sıkıya bağlı olmakla birlikte, daima bir çeşit bağımsızlığa sahip olmaya çalışırlar. Bu, başıboşluk değildir; tekler tüme tabi olmuştur, ama kendi başına var olmaktan çıkmamıştır. Bu, izleyiciyi ekleye ekleye görmeye, bir parçadan ötekine geçe geçe bakmaya zorlar; bağımsız kısımların bileşimiyle birlik uğraşısıdır.
… Resimlerimde belirlilik, biçimlerin görünürlüğünde kalmıştır. Tüm olarak izlendiğinde anlamda bir belirsizlik vardır. Burada söz konusu olan, sadece eninde sonunda gene de çözümlenebilecek bir bilmecenin daha da zorlaştırılması değildir; tersine burada daima belirsiz bir tarafın kalması uğraşısıdır. Bu belirsizlik görevi tek tek biçimlerin görünürlüğüne değil, bileşimin tümdeki anlamına verilmiştir.
Bileşimin tümünde anlamın bağlantı kurduğu şey yoktur, var olması da gerekmez. Biçimlerdeki bellilik, karşıtlığın açılımıyla elde edilir. Biçimler salt düşünsellikte olabildiği gibi bütünsellikten yoksun doğa da bölük pörçük girer. Doğadan soyutlanmış elemanlar artık düşünsel soyut varlık olma yolundadır. Her iki halin de bir arada bulunabildiği bileşimlerin tümde bağlantı kurduğu şey düşüncededir.” (2)
- Avni Öztopçu’nun resimlerindeki belirlilik – belirsizlik halinin dereceleri değişmiş olsa da devam eder. TEK’in ya da TEK’lerin hali, halleridir; his alanıdır; ve Tek’ler tek olarak kalırken aynı zamanda diğer teklerle mesafeli birlik olma çabası vardır. Biricik insana daha fazla dokunabilme ve bulunulan alan üzerinden geniş zamana ulaşma isteği hissedilebilir. (3)
1 – Öztopçu, H.Avni: Işık-Mekân-Obje, İstanbul 1986, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı Yüksek Lisans Çalışma Raporu.
2 – Öztopçu, H.Avni: Kurgusal Mekan, İstanbul 1989, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlik Çalışma Raporu.
3 – Sumer Biber, Pınar: 2015-2016 H. Avni Öztopçu atolye konuşmalarından notlar.
