Serkan Azeri: Bahattin Bilgin’in Soyut Resim Dilinin Düşünsel Temeli Üzerine

Share Button

14172071_1182124051858737_1099200187_n

Bir ressamın içinde yaşadığı zaman sürecindeki tecrübeleri sonucunda şekillenen hayat görüşü, ürettiği resimlerinde geliştirdiği biçimsel dilinde veya o dilin temelini oluşturan düşünce boyutunda kendini gösterir.

Soyut resim, modern resmin gelişiminde, görünen dünyadan tamamen kopuşu ifade eden bir üslup olarak yepyeni bir çığır açmıştır. Doğadan bağlarını tamamen koparması özelliğiyle “sanatçının bakış açısıyla yarattığı yeni bir dünyadır”. Soyut resmin temeli bilgi ve derin araştırma ile şekillenen bir bilinç durumudur. “Yeni bir dünya inşa etmekiçin”,var olan gerçekliğin ve nesnel görüntülerin çok iyi tanınması, özümsenmesi, “nelerin, neden ve niçin” değiştirileceğinin bilinmesi bu yolda önemlidir. Soyut resim, bu yönüylezihinsel boyuttaki tasarımın ekseninde,  görünen gerçeklikten uzaklaşma ya da yeniden inşa düşüncesinin sınırlarının tamamen sanatçının estetik algısının çerçevesinde geliştiği bir anlayıştır.

14169467_1182123858525423_1659249914_n

Ressam Bahattin Bilgin’in resimlerinin şekillenişinin temelindeki anlayışını, yukarıda bahsettiğimiz bakış açısı ile değerlendirmek yerinde bir yaklaşım olacaktır.

Bahattin Bilgin, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına yabancı kalmamış, 70’li ve 80’li yıllardaki aktif mücadeleci kimliğini korumuş ve günümüze ulaşan süreç içerisinde de bu yönünü devam ettirmiş bir karakterdir. Daha özgür, daha adil, “insana önem veren” bir dünya anlayışının savunucusudur. Eylem insanı olarak şekillenen kimliğinin ve vermiş olduğu mücadelenin yanı sıra, mevcut dayatılan sistemin tamamen dışında “yeni bir dünya yaratma isteği” de, özellikle son dönemde ürettiği resimlerinde benimseyip geliştirdiği soyut dilin düşünseldayanağıdır kanımca.

12974255_1065879983483145_8874393948351114408_n

Bahattin Bilgin’in ürettiği “lekesel soyut” resimlerin biçimlenmesinde, kendisinin yeniliğin peşinde kararlı olan kimliğinin etkin olduğunu görmekteyiz. Kalın boya tabakalarıyla şekillenen dokusal etkinin yoğun bir biçimde görüldüğü resimlerindeki renge ve lekeye öncelik veren tavrı, İkinci Dünya Savaşı sonrası özellikle Paris’te gelişen soyut resim etkinliklerinde gözlemlediğimiz araştırmacı bir duruşu ortaya koyuyor. Bu resimlerindeki serbest fırça sürüşleriyle gerçekleştirdiği formlar, tuval yüzeyinde iyice belirginleşen karakterini gözler önüne sererek, görsel boyutuyla hareketle bütünleşen canlı kompozisyonlar oluşturuyor.

13312844_1101670926570717_7092378350831411778_n

Bahattin Bilgin’in üretiminde “Foça soyutlamaları”, özel bir seri olarak karşımıza çıkıyor. Türk ressamları içerisinde Avni Arbaş ve Ferruh Başağa gibi usta isimlerin yaşamlarının son dönemlerini geçirdikleri Foça, Akdeniz ışığının güçlü etkisinin yarattığı enerjisiyle, Bahattin Bilgin’in bu görüntülerden yola çıkarak, estetik bakış açısı ile kendi söyleminde dönüştüreceği renkli görsel sahneler yaratıyor.Foça soyutlamalarında, “lekesel soyut” anlayıştaki seri resimlerindeki görsellikle bağlantı kurduğumuz oluşumlar dikkatimizi çekiyor.Gökyüzü, denizin sıcaklığı, tekneler ve yapılar tamamen lirik bir söyleme dönüşüyor.  Özellikle bu resimlerdeki sahil şeridinde konumlanmış olan yapılar, evler ve sokakların görüntüleri, olağan gerçeklikten tamamen uzaklaşarak, ağırlıkla tuvalin ortasında yoğunlaşan soyut bir dille şekilleniyor.

13669467_1140268159377660_1856033690796579852_o

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.