1600 lü yılların hemen başında Japonya’da askeri diktatörler yani şogunlar imparatorun iktidarını aşındırıp militarist ve otoriter bir rejim tesis ettiler. Yaklaşık 250 yıl süren bu periyoda Tokugawalar dönemi denir. Aynı yüzyıl Avrupalı güçlerin Dünyayı dolu dizgin sömürgeleştirdikleri bir çağdı. Yabancıların adalarını işgal edeceğinden kaygıya kapılan üçüncü Tokugawa şogunu İemitsu tarafından 1633 yılında dışa kapanma ilan edildi. Bu tam bir izolasyondu. Japonların ülkeden çıkması yasaklandı, o tarihte yurtdışında olan Japonlar bile tekrar ülkeye giremediler. Tüm yabancı tüccarlar, misyonerler, diplomatlar kapı dışarı edildi. Batıyla olan ticaret sınırlandırıldı. Tüm ülkelerle diplomatik, siyasi ilişkiler kesildi. İstisna olarak sadece komşulardan Çin ve Avrupalı güçlerden Hollanda’ya imtiyaz tanındı. Onlara da Nagasaki’deki Dejima adasından başka toprak parçasına ayak basmamaları şartıyla. Bu izolasyon politikası 200 yüzyıldan uzun sürdü. Japoncada bu döneme sakoku denir. Kilitli ülke. 1853 Yılında A.b.d. savaş gemileri Japonya limanlarına demirleyip ülkeyi serbest ticarete zorladılar ve böylece büyük izolasyon sona erdi.
Katsushika Hokusai, Büyük Dalga isimli resmini işte bu bahsedilen sakoku döneminin sonlarına doğru, Japonya Dünyaya açılmadan hemen önce resmetti. Resim Avrupa’da çok beğenildi. Whistler, Van Gogh, Monet gibi ressamlar tarafından keşfedildi. Hollandalı ressam Van Gogh’un Yıldızlı Gece isimli tablosunda Hokusai’den esinlenmeler vardır.
Vincent Van Gogh, Yıldızlı Gece
“Biraz daha yakından baktığınızda güzel dalganın, dehşet içindeki balıkçılarıyla üç tekneyi yutmak üzere olduğunu görüyorsunuz ve Fuji Dağı öylesine küçük ki izleyici olarak, teknedeki denizcilerin kıyıya baktıklarında hissetmiş olması gereken duyguyu paylaşıyorsunuz; kıyının ulaşılamazlığı ve sizin kaybolmuşluğunuz.Öyle sanıyorum ki bu bir dengesizliğin ve belirsizliğin imgesi. Büyük Dalga bize Japonya’nın, ABD’nin kısa süre sonra onu katılmaya zorlayacağı modern dünyanın eşiğindeyken içinde bulunduğu ruh halini anlatıyor.”
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.