Harun Arı, Suluboya mı?

Share Button

Suluboya tekniği ile ilgili fazla yazı ve bilgi bulunmuyor. Bulabildiğimiz kaynaklarda da aşağı yukarı birbirine yakın bilgilere ulaşabiliyoruz. Suluboya tekniğinin, resim sanatında diğer teknikler arasında önemli bir yeri vardır; sulandırılan boya ile kâğıda hükmetme işidir. Islandığında bozulmayan özel suluboya kâğıdında sulandırılan boyanın ne kadar dağılacağı, alacağı şekil sizin elinizde ve kontrolünüzde olmalıdır; kısaca dizginler sizin elinizde olmalıdır. Diğer tekniklerdeki kapatıcı özellik suluboyada olmadığı için hatalı olan yerin düzeltilme olanağı yok. Diğer bir dezavantaj da beyazın kullanılmaması; renklerin açık tonunu bulmak  için boya yerine kâğıdın beyazlığını kullanmanız gerekiyor.

Suluboya yaparken kâğıdın deforme olmaması için kalın gramajlı kağıt seçilmeli, en ideali 300 veya 350 gr.lık özel imal edilmiş kâğıtlar olmalıdır. Nasıl güzel bir yemek yapmak için kaliteli malzemeye ihtiyaç varsa suluboya resimde de sonucun güzel olması için kaliteli malzeme kullanmak gerekmektedir. Kaliteli dediğimizde pahalı malzeme akla gelmemeli, her pahalı malzeme kaliteli olmayabilir. Suluboya da mutlaka kâğıdın resim altlığına kâğıt bant yardımı ile sabitlenmesi gerekir. Suluboya tekniği ile ilgili kısa bir araştırma yaptığınızda, sizi karşılayan ilk bilgi; suluboyanın en zor teknik olmasıdır. Buna rağmen nedense bize ilkokul yıllarımızdan başlayarak resim derslerimizde suluboya resim yaptırdılar? Bize öğrencilik yıllarımızda suluboya resim yaptıran öğretmenlerimiz bu tekniğin hakkını vererek resim yapabilirler mi? Günümüzde de kaç resim öğretmeni suluboya tekniği ile resim yapabiliyor? Benim gözlemim Bursa gibi büyük bir şehirde bir elin parmakları kadar azdır … Güzel sanatlar lisesinde yağlı boya resim yapılırken boya, tiner veya terebentin ile inceltiliyorsa ;suluboya resim yapan kişi sayısı konusunda yanılacağımı sanmıyorum. Yüzme bilmeyenler bize yüzmeyi öğretemez… Öğrenci size buyurun öğretmenim siz bana önce bir gösterin nasıl yapacağımı derse ne yapacaksınız? Sakın ha mutlaka yanınızda can yeleğiniz olsun.

Suluboya; zamklı su –toz boya karışımı bir malzeme olup, bilinen en eski resim tekniklerindendir. İlk suluboya kullanımı tarih öncesi devirlere, mağara resimlerine dayanır. Eski Mısır’da papirüsler, ipek ve pirinç kâğıdın Çinliler tarafından icat edilmesiyle de kâğıt üzerine suluboya resimler yapılmaya başlanmıştır. İlk zamanlarda kullanılan boyalar, çırpılmış yumurta akıyla karıştırılarak elde edilen boyalardı. Ortaçağ Avrupa’sında, dini eserlerin anlatımını kolaylaştırmak için kullanılan resimlerdeki boyalar, su bazlı olduğu için bir tür suluboyadır. Tarih boyunca sanatçılar suluboya resim tekniği ile ilgilenmişlerdi. En çok bilinenler; Giorgio Vasari,Leonardo da Vinci,(1452-1519). Yine dönemin ustalarından Albrecht Dürer,(1471-1528), John Varley (1778-1842)William Blake(1757-1828)Joseph Mollard, William Turner (1775-1851)Thomas Girtin (1775-1802) John Sell Cotman(1782- 1842) Peter De Wint (1784-1849). Ayrıca Emil Nolde(1867-1956),Oskar Kokoschka (1886- 1980), Gustav Klimt (1862-1918)vb. Fausto Zonaro (1854-1929) II.Abdülhamit döneminde Osmanlı sarayında saray ressamı olarak hizmet vermiş oryantalist bir ressamdır.

Türk resim sanatı tarihine baktığımızda ise, suluboyanın oldukça önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz. Kullanılan boyaların özelliği bakımından minyatür resimler bir tür suluboyadır. Minyatürün ilk çıkış yerinin Orta Asya’daki Uygur Türkleri olduğu işaret edilmektedir. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde minyatür sanatı en parlak çağını yaşamıştır. Türk resminde suluboya 1793’ten sonra Mühendishane-i Berri-i Hümâyȗn’un (Topçu okulu)kurulması ile başlamıştır. Daha sonra kurulan (1834) Harp Okulunda verilen desen, sulu boya tekniği dersleri ile resimde yetenekli olanlar ileri düzeyde yetişmiş ve ressam olmuşlardı;İbrahim Paşa ,(1817-1861) Tevfik Paşa ,Hüsnü Yusuf Bey ve Ahmet Emin Bey (18826-1891) Avrupa’da eğitim görmüş ilk kuşak ressamlarımızdır.Bunlardan Hüsnü Yusuf Bey ve Ahmet Emin Bey suluboya resim tekniğinde çok güzel eserler vermişlerdir. Sanat tarihimize mal olmuş ustaca eserleri ile tanınan suluboya ressamlarımızdan ilk akla gelenler Hoca Ali Rıza Bey, Bahriyeli İsmail Hakkı Bey, Celal Esad Arseven, Mehmet Ali Laga , Şeref Akdik, Abidin Elderoğlu,Malik Aksel,Ferit Apa,Nüzhet İslimyeli, Şeref Bigalı,Cemal Güvenç… Türkiye’de 1950’lerden sonra yağlı boya dalında başarı göstermiş olan sanatçıların sergilerinde sulu boya resimlerine de yer verdikleri gözlenmiştir. Bedri Rahmi Eyüpoğlu bu sanatçıların başında gelmektedir. Suluboya ressamların bir çatı altında toplanma arzuları,1970’lerde başlamıştır.

Nüzhet İslimyeli ve arkadaşlarının bir araya gelerek kurdukları “Suluboya Ressamlar Grubu” Türkiye’de yeteri kadar ilgi görmeyen suluboya tekniğini sevdirmeyi, yaymayı ve geliştirmeyi amaç edinmiştir. Grubun üyelerinden Cafer Bater ve Cemal Güvenç doğrudan suluboya tekniğini kullanan sanatçılardır. Suluboya tekniğini kendi üslubuyla kullanan ve adını yurt dışında duyuran sanatçımız Fikret Mualla Saygı’nın bu tekniğe ve resim sanatımıza katkıları övgüye layıktır.

Türkiye’de Suluboya Ressamları Grubu’ndan sonra 2001 yılında ressam Atanur Doğan öncülüğünde İzmir Suluboya Ressamları Derneği kurulmuştur. Dernek sadece suluboya etkinliklerinde bulunmakta suluboya tekniği ile hazırlanan sergilere öncülük etmektedir. İzmir Suluboya Ressamları Derneği, suluboya resme gönül verenlerin sayısının artmasını sağlamış ve birbirleriyle bilgi paylaşımı sağlayarak önemli bir görev üstlenmiştir. Bursa’da da böyle bir suluboyacılar grubu kurulmuş, ilk sergilerini başka şehirlerden suluboya resim yapan birkaç ressamı da davet ederek açmışlardır. Kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Suluboyayı Uluslararası düzeye taşımak adına International Watercolor Society yine Atanur Doğan öncülüğünde kurulmuş ve 2012 – 2013 yıllarında çok sayıda yerli ve yabancı ressamın katılımlarıyla Uluslararası Suluboya Festivalleri düzenlenmiştir.

 KAYNAKÇA

1.Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı ; Cilt 4 Kaya Özsezgin; Mustafa Aslıer, Tiglat yayınları, 1989  

2.Suluboya Resim Sanatı Tarihi, Nüzhet İslimyeli, , Ayyıldız Matbaası, Ankara Sanat Yayınları, 1982

 3-Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi, Nurullah Berk-Kaya Özsezgin,Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1983

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.