Sude Sucu: Natüralizm, Resim ve Edebiyat

Share Button
İvan İvanoviç Şişkin, Viatka’daki Çam Ormanı, (1870),

On dokuzuncu yüzyıl sonları Fransa temelli bir sanat akımı olan Natüralizm (Doğalcılık), Emile Zola öncülüğünde ortaya çıkmıştır. Hayatın, romantikler aksine tamamen bilimsel bir nesnellik taşıyarak ele alınması, gerçeğin aşırılaştırılması bu akımın söz konusu başat unsurlarıdır. Realizmden ayrılan yönü “deney” disiplinidir. Kişiler, olaylar tamamen bir bilim adamı titizliğinde incelenir. Pozitivist anlayışa mensup Fransız düşünür, teorisyen Hippolyte Taine’nin özellikle “Determinist” görüşleri, bu akımın yazınsal zemininde belirleyici bir dönüşüme neden olmuştur. Çevreyi incelemek, insanı neden-sonuç ilişkisi üzerinden anlamanın en uygun yöntemidir. Türk Edebiyatı’nda özellikle Servet-i Fünûn devrinin önemli ismi Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Hikmet-i Bedayie Dair” yirmi küsür yazısında Hippolyte Taine’nin estetiğini esas aldığı görülür. Pozitivist düşünce ve kuralların tatbiki, Türk Edebiyatı’nda Beşir Fuat ile özdeşleşir. Beşir Fuat’ın romantiklerin babası sayılan Victor Hugo’yu dilimize aktardığı ve eleştirdiği monografisi ve onun yerine dönem okuruna tanıttığı Emile Zola, “gözyaşı edebiyatı” saltanatını âdeta yerle bir etmiştir. Dolaylı olarak Hüseyin Rahmi Gürpınar (özellikle İffet romanı), Yakup Kadri Karaosmanoğlu (özellikle Yaban) gibi yazarların kimi eserlerinde de Natüralizm etkisi görülür. Tevfik Fikret’in daha çok Parnasist bir yaklaşımı olsa da Natüralist izler gözlemlemek de mümkündür. Mehmet Âkif’in kendi ideolojisi çerçevesinde yaptığı gözlemlerde dahi Natüralizm etkisi belirir. Onun Emile Zola hayranlığı da buna bir katkı sunmuştur şüphesiz. Zola’nın Therese Raquin’i bu akımın ilkelerine en güzel örnek sayılırken onu bu akımla haksızlığın karşısında haykıran “J’accuse…!” ve özellikle hukuk tarihine geçmiş, merkezinde Emile Zola’nın da olduğu, Londra’ya kadar kaçmasına sebebiyet veren Dreyfus Olayı da dikkate değer özellikler taşır. İlk entelektüel söylem sayılan bu yazı ve mahkûm Yüzbaşı Alfred’i savunan Emile Zola dönemin bütün sanatçılarını etkileyecek bir çıkış yapmıştır. 1895’te ressam Léon Fauret tarafından çizilen Degradation of Alfred Dreyfus resmi de bu akımın ve baş temsilcisinin nasıl bir tesir uyandırdığını gözler önüne serer.Natüralizmin özelliklerine göz attığımızda belli başlı ilkeler karşımıza çıkar. Bunlar arasında, pozitif bilimler ile sanatın birleştirilmesi, insanın fizyolojisine odaklanılması, kahramanların fiziksel özelliklerinde detaya önem verilmesi, sosyal çevre ve insana etkisi üzerine topumu bir laboratuvar içinde incelemesi, yaşananların nesnel şekilde aktarılması, üslup kaygısının olmaması, halkın anlayabileceği bir dil tercih edilmesi ve özellikle tiyatroda kötümserlik havasını sezdirmesi sıralanabilir. Zola dışında, Alphonse Daudet, Guy de Maupassant, Goncourt Kardeşler de bu akımı temsil eden örnekler vermiştir. Alphonse Daudet üzerinden bir örnek sunmak gerekirse, Türkçeye Halil Nihat Boztepe tarafından aktarılan Taraskonlu Tartaren’den bahsedilebilir. Don Kişot ile Sanço Panza’yı tek vücutta birleştirerek âdeta Cervantes’in bir şövalye romanslarının parodisi olan eserine “pastiş” tekniğiyle yaklaşmıştır. Burada mizahi unsur ön plandadır. (Yansıtmacı kuramda ön plana çıkan Çarlık Rusya döneminde yaşamış düşünürler arasında Belinski, Dobrol-yubov ve Çernişevski, topluma odaklanan gerçekçi bir edebiyatın savunucuları olmakla Natüralizmin etkisini de taşırlar. Siyasi bir akım olarak narodnizm bu isimler etrafında şekillenmiş ve tek ülküleri “halka gidelim” olmuştur. Milliyetçi duyguların da akım bünyesine dahil edilmesi söz konusudur.)

            Manzara resimleriyle tanınan ve Geziciler hareketinin kurucusu kabul edilen İvan Şişkin’in Meşe Ormanında Yağmur, Viatka’daki Çam Ormanı, Ormandaki Arı Kovanı eserleri dikkate değerdir. Rus ressam, sanat eleştirmeni, entelektüel İvan Nikolayeviç Kramskoy, Şişkin’i “doğayı bilimsel olarak bilen tek kişi” kabul etmesi ve bunu şaşkınlıkla ifade etmesi önemlidir.  İvan Kramskoy’un 1873 tarihli Leo Tolstoy portresini de burada hatırlamak faydalı olacaktır. Kısaca anmak gerekirse pek çok ülkede Natüralizm etkisi taşıyan okul/ekollerden söz etmek mümkündür. Bunlar arasında bir Amerikan sanat hareketi olan Hudson Nehri Okulu, Fransa’da ortaya çıkan “manzara resmi” temelli Barbizon Okulu, kısmen kasvetli renklere başvurmalarından dolayı Gri Okul adıyla da tanınan Lahey’de yaşamış Hollandalı ressamların kurduğu Lahey Okulu, bir balıkçı köyü Newlyn civarında bulunan İngiliz ressamların oluşturduğu Newlyn Okulu, Avustralyalı ressamların hareketi ve onların empresyonizmi kabul edilen Heidelberg Okulu, Art Nouveau hareketine belirgin katkılar sunan İskoçya’da birleşen İskoç, İrlandalı ressamların Glasgow Okulu sıralanabilir.

Kaynakça:

https://www.topartprint.com/artists/Ivan-Kramskoy/art-print/18099/Portrait-of-Leo-Tolstoy.php?srsltid=AfmBOophK7k9Hnndp-41fpB2bCg286mwnu0M36LRITNE-nd1I7Wd_hjY (Erişim: 10.01.2026).

https://www.biyografiler.com/kimdir/ivan-ivanovic-siskin (Erişim: 10.01.2026)

https://10layn.com/10-maddede-ormanin-krali-ivan-ivanovic-siskin/ (Erişim: 10.01.2026)

https://www.galerie-roger-viollet.fr/en/photo-degradation-of-alfred-dreyfus-1859-1935-to-787230-1616834788#product-history (Erişim: 10.01.2026)

https://gallica.bnf.fr/ark:/12148/bpt6k7161044/f1 (Erişim: 10.01.2026)

https://artincontext.org/naturalistic-art/ (Erişim: 10.01.2026)

https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/Yayinlar/Dosya/bf8b0317-d352-4b0d-91a1-492f5be82b2a.pdf (Erişim: 10.01.2026)

https://www.britannica.com/topic/Therese-Raquin (Erişim: 10.01.2026)https://www.britannica.com/biography/Alphonse-Daudet (Erişim: 10.01.2026

Sude Sucu: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı Öğrencisi

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.