
Birinci Bölüm
Klasik ve Romantik Terimleri[1]
Çeviren: Deniz Gökduman[2]
I
Romantik sözcüğü tarihsel olarak geriye doğru izlendiğinde, eski Fransızca roman‘a kadar uzandığı görülür; bu sözcüğün daha da eski biçimleri romans ve romant‘tır. Bu ve benzeri türevler, sonunda ortaçağ Latincesindeki romanice zarfından kaynaklanmaktadır. Roman ve buna benzer sözcükler başlangıçta, tıpkı Fransızların bu halk dillerini hâlâ les langues romanes diye adlandırması gibi, Latinceden türeyen çeşitli halk dillerini ifade ediyordu; sonradan roman sözcüğü, bu halk dillerinde —özellikle eski Fransızcada— yazılmış hikâyelere uygulanır oldu. Peki insanlar bu hikâyelerin hangi özellikleriyle en çok etkilendi? Bu sorunun yanıtı on beşinci yüzyıla ait bir Latince el yazmasında bulunmaktadır:[3] “Büyük bölümü uydurma olan askerî kahramanlıklar üzerine Fransızca kaleme alınmış şiir kitapları, yani bazı romantikaların okunmasından.”[4] Burada romantik terimi, adına hâlâ romantik dediğimiz ve bunu tam aynı nedenle yaptığımız kitaplara, yani bu kitaplardaki kurgunun gerçeklik üzerindeki üstünlüğü nedeniyle uygulanmaktadır.
Genel olarak bir şey, Aristoteles’in deyişiyle, olası olmaktan çok şaşırtıcı olduğunda romantiktir; başka bir deyişle, nedeni ve sonucu arasındaki olağan dizilimi macera lehine bozduğunda. İşte klasik ve romantik sözcükleri arasındaki temel karşıtlık burada yatmaktadır; bu karşıtlık bizi daha en başta karşılar ve günümüze kadar bu sözcüklerin tüm kullanımlarında az ya da çok süregelir. Bir şey tuhaf, beklenmedik, yoğun, abartılı, aşırı, eşsiz[5] vb. olduğunda romantiktir. Bir şey ise eşsiz değil, bir sınıfın temsilcisi olduğunda klasiktir. Bu anlamda tıp mensupları bir tifo vakasının ya da bir histeri vakasının klasik örneği olduğundan söz etmekte haklıdırlar. Hatta romantizmin klasik bir örneğinden söz etmek bile yerindedir. Anlamın doğal bir genişlemesiyle, bir şey yüksek bir sınıfa ya da en iyi sınıfa ait olduğunda klasik sayılır.
On beşinci yüzyıl el yazmasında sözü edilen romantizm türünün, dikkat edilirse, Orta Çağ’ın halk hayal gücünün kendiliğinden bir ürünü olduğu görülür. Daha da ileri giderek şunu söyleyebiliriz: Her zaman ve her yerde eğitimsiz insan hayal gücü aynı şekilde romantiktir. Heyecanlı ve mucizevî olana aç; kısaca, onulmaz biçimde melodramatiktir. Geçmişi iyi bilen herkes şunu bilir: Halk hayal gücü, gerçek tarihsel kişilikler ve olaylar üzerinde özgürce işleyebildiğinde, bu kişilik ve olaylara evrensel halk masallarının temalarını hızla katar ve gerçekliği melodramatik sürprize olan sevgi uğruna acımasızca feda eder. Örneğin “Les quatre fils Aymon”[6] adlı kasvetli melodramatik hikâyede tarihsel olgunun özgün çekirdeği neredeyse tamamen yok olmuştur; bu hikâye “Bibliothèque Bleue”de[7] sunulduğu biçimiyle günümüze dek Fransız köylüsüne hitap etmeye devam etmiştir. Romantizme yönelik son dönem saldırılardan kaygıyla bakanlara bu nedenle teselli bulmalarını öneririm. Bütün çocuklar, neredeyse bütün kadınlar ve erkeklerin büyük çoğunluğu her zaman romantik olmuş, olmaya devam etmekte ve muhtemelen her zaman öyle kalacaktır. Bu durum, on yedinci yüzyılın ikinci yarısı gibi klasik bir dönem için bile geçerlidir. Boileau’nun[8], ortaçağ romanslarının ruhunu sürdüren on yedinci yüzyılın başındaki uzun soluklu romanslara olan modayı öldürdüğü söylenir. Ancak son araştırmalar bu romanslara olan modanın on sekizinci yüzyılın oldukça ilerisine dek sürdüğünü ortaya koymuştur. Büyük modern romancı Rousseau’nun hayal gücünü de bunlar beslemiştir.
Ama romantik sözcüğünün tarihine geri dönelim. Herhangi bir modern dilde sözcüğün ilk basılı örnekleri İngilizcede bulunuyor görünmektedir. Oxford Sözlüğü, F. Greville’in[9] “Life of Sidney”‘inden (1628’den önce yazılmış, 1652’de yayımlanmış) şu alıntıyı aktarmaktadır: “Doe not his Arcadian romantics live after him?” — yani görünüşe bakılırsa roman çağrıştıran düşünce ya da özellikler anlamında. Son derece ilgi çekici bir kullanım da Evelyn’in[10] “Diary”‘sinde (03 Ağustos 1654) karşımıza çıkar: “Were Sir Guy’s grot improved as it might be, it were capable of being made a most romantic and pleasant place.” Sözcük yalnızca olumlu bir anlamda değil, doğaya da uygulanarak kullanılmaktadır; sözcüğün dış doğayla bağlantılı bu kullanımından Fransız ve Alman edebiyatlarının daha sonra İngiltere’den etkileneceği görülecektir. Romantik sözcüğünün erken İngilizce kullanımları arasında şu ifade de özellikle dikkat çekicidir: “There happened this extraordinary case — one of the most romantique that ever I heard in my life and could not have believed,”[11] vb. “Most other authors that I ever read either have wild romantic tales wherein they strain Love and Honor to that ridiculous height that it becomes burlesque,”[12] vb. Sözcük 1700 yılına gelindiğinde oldukça yaygınlaşmış ve on sekizinci yüzyıldaki İngiliz yazarlardan binlerce örnek derlenebilecek bir nitelik kazanmıştır. İşte on sekizinci yüzyılın başından iki örnek:
“The gentleman I am married to made love to me in rapture but it was the rapture of a Christian and a man of Honor, not a romantic hero or a whining coxcomb.”[13] (Evli olduğum beyefendi bana coşkuyla aşk etti; ancak bu, bir Hristiyan’ın ve onurlu bir erkeğin coşkusuydu; ne romantik bir kahramanın ne de sızlanıp duran bir züppenin coşkusu.)
Whether the charmer sinner it or saint it
If folly grow romantick I must paint it.[14]
(İster günahkâr ister erdemli olsun o büyüleyici, Aptallık romantikleşirse ben de boyarım onu.)
Romantik sözcüğünün erken Fransızca ve Almanca kullanımlarının İngiltere’den kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Fransa bakımından dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur: Romantique sözcüğünü kullanmadan önce Fransızlar, romanesque sözcüğünü vahşi, alışılmadık, maceracı —özellikle duygu meselelerinde— anlamında kullanmışlardır; şimdi neredeyse yalnızca romantik okul için kullanılan romantique ile birlikte romanesque‘i kullanmaya devam etmişlerdir. Böylece yalnızca tek bir sözcükle —hem romantique hem de romanesque karşılığı olarak görev yapması gereken romantic ile— yetinmek zorunda kaldığımız İngilizcede düşülen karışıklıkların büyük bir bölümü önlenmiş olmaktadır. Fransızcada romantique‘in bir örneği 1675 gibi erken bir tarihte karşımıza çıkar;[15] ancak sözcük, on sekizinci yüzyılın ortasında baş gösteren İngiliz hayranlığına borçludur yaygınlığını. Sözcüğün etkili ilk Fransızca örneği, uygun biçimde, Rousseau’nun Beşinci Gezintisi’nde (1777) bulunmaktadır: “Bienne Gölü’nün kıyıları Cenevre Gölü’nünkinden daha vahşi ve daha romantiktir.” Romantique sözcüğü, Fransa’da özellikle 1785 yılından itibaren doğa manzaraları için kullanılır hâle gelmiş; ancak henüz bir edebî okula uygulanması düşünülmemiştir.
Almanya’da ise romantisch sözcüğü, Fransızca romanesque ve modern Almanca romanhaft‘ın karşılığı olarak on yedinci yüzyılın sonunda ortaya çıkmış ve açıkça Fransızcadan alıntılanmıştır. İsviçreli Heidegger[16], bu sözcüğü “Mythoscopia romantica”[17] adlı eserinde birkaç kez kullanmıştır; bu eser, romanslara ve onların körüklediği aklın uzağındaki, boş hayallere yönelik bir saldırıdır. Heidegger’e göre bu anlamdaki romantizme karşı tek çare dindir. Almanya’da da tıpkı Fransa’da olduğu gibi, romantik ile doğal manzara arasındaki ilişki İngiltere’den, özellikle Thomson’ın[18] “Seasons”‘ının taklit ve çevirilerinden kaynaklanmaktadır.
On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Gotik ve coşkun gibi sözcüklerin giderek artan olumlu kullanımı ile duygusal ve pitoresk gibi sözcüklerin ortaya çıkması, yeni bir hareketin belirtileri arasındadır; romantik sözcüğünün talihinin de bu hareketle az ya da çok bağlantılı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, doğal manzaralara uygulanmasının dışında, sözcük John Foster’ın[19] “Romantik Sıfatının Uygulanması” (1805) adlı denemesine inanacak olursak henüz olumlu bir anlam kazanmış olmaktan uzaktır. Foster’ın bakış açısı Heidegger’inkinden çok da farklı değildir: Ona göre romantik, belirsiz bir kötüleme terimi olarak kullanılır hâle gelmiştir; oysa sözcük yalnızca hayal gücünün yargı üzerindeki üstünlüğü için doğru biçimde kullanılabilir ve bu nedenle vahşi, düşsel, savurgan gibi sözcüklerle eş anlamlıdır. “Dean Swift gibi bu denli güçlü bir yargı gücüne ve bu denli sınırlı bir fanteziye sahip bir adam, Don Kişot’un kütüphanesindeki bütün kitapları okusaydı bile… Romantik sayılmazdı.” Foster’ın kabul ettiği üzere, bir gencin aşırı soğuk bir yargılayıcı olması, hayal gücü yanılsamasının yaldızlı çağrılarına sağır kalması yüksek bir donanımın işareti değildir. Yine de genel olarak insan, hayal gücünü sağlam bir aklın denetimi altına almaya çalışmalıdır. Peki hayalin aldatmacalarına karşı böylece üstün gelmek nasıl mümkün olabilir? Foster, son derece Sokratik olmayan bir biçimde, doğru bilmenin doğru davranmayı güvence altına almak için yeterli olmadığını ileri sürer. Bu noktada Foster, bir edebiyat denemesinin tonundan vaaz tonuna geçer ve on yedinci yüzyılda Pascal’ınkine[20], on sekizinci yüzyılda ise Heidegger’inkine benzer bir tezi sürdürerek şu sonuca varır: İlahi lütfun yardımından yoksun kalan insanın hayal gücü, eninde sonunda yargısını ve aklını ele geçirip götürecektir.
[1] Babbitt, I., Rousseau and Romanticism, Hougton Mifflin Company, S.3-9, 1919: Boston & New York
[2] Deniz Gökduman: (16 Mayıs 1976 – ) Türk ressam ve akademisyen
[3] Grimm’in Sözlüğü’nde alıntılanmıştır.
[4] Ex lectione quorundam romanticorum, yani büyük bölümü efsanevi olan askerî kahramanlıklara dair Fransızca şiir kitaplarının okunmasından (librorum compositorum in gallico poeticorum de gestis militaribus, in quibus maxima pars fabulosa est).
[5] İngilizce’deki en romantik dizeler, belki de Shakespeare’in Kış Masalı’nda (IV, 4) Camillo’nun şu sözlerinde bulunur:
a wild dedication of yourselves
To unpath’d waters, undream’d shores.
(“Kendinizi yolsuz sulara, düşünülmemiş kıyılara vahşice adayış.”)
Bu “vahşi adanış”ın, belirtmek gerekir ki Camillo tarafından olumsuzlukla karşılandığı not edilmelidir.
[6] Les Quatre Fils Aymon” (Türkçesi: “Aymon’un Dört Oğlu”), belirli bir yazara ait olmayan, ortaçağın anonim halk destanı geleneğinden doğmuş bir eserdir.
[7] Bibliothèque Bleue (Türkçesi: “Mavi Kütüphane”), Fransa’da 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yayımlanan ucuz halk kitapları serisinin adıdır.
[8] Nicolas Boileau-Despréaux: (1636–1711), Fransız şair, eleştirmen ve edebiyat kuramcısıdır.
[9] Fulke Greville, I. Baron Brooke: (1554–1628), İngiliz şair, oyun yazarı ve devlet adamıdır. Rönesans döneminin önemli edebî simalarından biri olarak kabul edilmektedir.
[10] John Evelyn: (1620–1706), İngiliz yazar, bahçe tasarımcısı ve devlet adamıdır. 17. yüzyıl İngiliz entelektüel ve kültürel hayatının en önemli simalarından biri olarak kabul edilmektedir.
[11] Pepys’in Günlüğü, 13 Haziran 1666.
[12] Thomas Shadwell, Sullen Lovers için Önsöz, 1668.
[13] Spectator, 142, Steele tarafından.
[14] Pope, 2. Mektup, Kadınların Karakteri Üzerine.
[15] Bkz. Revue d’hist. litt., XVIII, 440. Sözcüğün erken Fransızca tarihi için ayrıca bkz. A. François’nın Annales de la Soc. J.-J. Rousseau, V, 199-236’daki Romantique makalesi
[16] Johann Heinrich Heidegger: (1633–1698), İsviçreli Protestan ilahiyatçı ve akademisyendir.
[17] Birinci baskı, 1698; ikinci baskı, 1732. / Mythoscopia Romantica (1698), İsviçreli ilahiyatçı Johann Heinrich Heidegger’in Latince kaleme aldığı ve romanslarla şövalyelik hikâyelerine yönelik sert bir ahlaki ve dinî eleştiri içeren kapsamlı bir incelemedir.
[18] James Thomson: (1700–1748), İskoç asıllı İngiliz şairdir. 18. yüzyıl İngiliz şiirinin en önemli ve en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
[19] John Foster: (1770–1843), İngiliz denemecive Baptist vaizdir. 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başında İngiliz entelektüel ve dinî çevrelerinde tanınan bir isim olmuştur.
[20] Blaise Pascal: (1623–1662), Fransız matematikçi, fizikçi, filozof ve ilahiyatçıdır. Batı düşünce tarihinin en derin ve en özgün zihinlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kısa ama son derece verimli olan hayatında hem bilim hem de din felsefesi alanında kalıcı izler bırakmıştır.
