Simbart Projects 13 Ocak – 19 Şubat tarihleri arasında Seniha Ünay ve Aytuğ Aykut’un ‘Faunaya Ağıt’ adlı karma sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, insan merkezciliği hayvanlarla ilişkimiz üzerinden sorguluyor; egemen ve buyurgan özne olarak insanla, insan bakış açısından ele alınan hayvanın ilişkisi üzerine eğiliyor.
Sergide yer alan Seniha Ünay’ın ‘Henüz İsimsiz’ adlı serisi, gündelik yaşantımızın içinden insan kaynaklı nedenlerle
Author: KolajART
Christiane Peschek, OASIS,4 Şubat – 13 Mart 2022, SANATORIUM
Mert Diner & Olcay Kuş – “Göz Hizası” Sergisi, 02.02.2022
IŞIL SAVAŞER, SENTETİK KÜBİZM PABLO PİCASSO, GEORGE BRAQUE, JUAN GRİS
20. Yüzyılda sanat alanında önemli değişimler gözlenmiştir. 20. yüzyılın başlarında doğa birimlerindeki değişimlerin sonucu olarak, kültürel ortamdaki sorgulama anlayışı sanat alanında da görülmüştür. İlkel kavimlerin sanatı fotoğrafını gelişmesi ve Cezanne’ın öğretileri yeniden ele alınarak, resimde yeni bir gerçeklik sorgulaması dönemine girilmiştir. Kübizm, 20. yüzyıldaki akımlar içinde yeni bir biçim dili ortaya koymuş tek akımı olmuştur.
KAFKA KİTAP’TA YILIN SON AYI NASIL GEÇTİ?
Kafka Kitap Aralık 2021’de, tarihçi, yazar ve çevirmen Sadık Usta’nın yeni serisinin ilk kitabı Şüphenin Tarihi – Felsefeye Giriş’i ve İngiliz edebiyatının yaşayan en sıradışı isimlerinden Jeanette Winterson’ın, Noel sezonu için yazdığı öykülerden oluşan Noel Günleri adlı kitabını edebiyatseverlerle buluşturdu. Kafka Kitap logolu kitaplar, raflarda ve internet satış sitelerinde!
Şüphenin Tarihi – Felsefeye Giriş
Sadık Usta
Düşünce Dünyamızda
Nermin Yokuş İpekçiler: Boş Kayık – I
Bu metnin çıkış noktası Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” ve Xavier de Maistre’nin “Odamda Seyahat” adlı edebi eserlerinde karşılaştığım ve beni farklı çağrışımlarla kuşatan boşluğun anlamlılığı olmuştur. Boşluk.. kulağa ne hoş geliyor, tıpkı boş bir kayık gibi dingin, rahat ve huzurlu…
Küçük bir çocukken kör bir nokta gibi başka bir dünya olarak gördüğümüz masa altını, yuvamız görüp saklanırız ve büyüdükçe daha da güçlenen ses geçirmez bir oda ya da bir boşluk inşa ederiz kendimize. Sıklıkla bu oda ya da boşluk için çalıştığımızı, boşluğun varlığını sürdürmek için yaşadığımızı hissederim. Kendimize ait tüm boşluklar durup nefes alabilmemize, düşünebilmemize, bir metin ya da sanat eseri yaratmamıza olanak sağlamıştır.
Peki insanın boşlukla kurduğu bağın hayatındaki karşılığı nedir? Neden hep oraya dönülür? Bu soruların herkese göre değişen farklı cevapları vardır mutlaka. Boşluk; varlık, yokluk, sessizlik, özgürlük, yolculuk, korku, mekan gibi pek çok kavramla birlikte insana “kim olduğunu” hatırlatır öncelikle, benliğin eksik parçalarını bulma ve bir dönüşüm serüvenidir aynı zamanda. Bir keşif alanı, gezilecek bir yer ve ziyaret edilmeye değer her mekan gibi boşlukta; görmeden bıraktığımız, bir şeyler kaldığı için de hep yeniden dönülmeyi bekleyen, hayatın içinde varılması gereken, görmenin görüleceği bir yerdir ve bir anlamlandırma pratiği olarak sonu olmayan bir başlangıçtır. Bu değerlendirmeler ışığında çalışma metnimde insanın boşlukla kurduğu ilişkinin farklı kültürler açısından anlamı ve sanatla olan etkileşimi irdelenmiştir.






