Lütfiye Bozdağ: Sanat Eğitiminde Mekânın Önemi /Atölye, Üretim ve Pedagojik Mekân İlişkisi Bakımından İki Kampüsün Karşılaştırılması / Göztepe Kampüsü–Maltepe Kampüsü

Share Button

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı’nın Göztepe Yerleşkesi’ndeki mevcut mekânsal yapılanması ile Maltepe Başıbüyük Yerleşkesi için önerilen mekân yapıyı sanat eğitiminin pedagojik gereksinimleri açısından karşılaştıralım. Göztepe kampüsünde Resim-İş Eğitimi Anabilim dalı 2.055 m²’lik alana sahipken Maltepe kampüsünde önerilen mekânın 988 m²’ye indiğini; iki kampüsün sanat eğitimi alanı arasında 1.067 m² ve yaklaşık %51,9 oranında fark bulunduğunu tespit edilmiştir. Bununla birlikte temel sorun yalnızca toplam alanın azalması değildir. Heykel, fotoğraf, grafik, özgün baskı ve tekstil gibi alanlarda önemli küçülmeler görülürken desen atölyeleri, öğrenci çalışma alanı, arşiv, depo, bilgisayar ve ahşap atölyesi gibi bazı işlevlerin yeni mekân önerisinde karşılıklarının bulunmadığı görülmektedir. Burada sanat atölyesi, dersin gerçekleştiği nötr bir hacimden ziyade üretim, malzeme, beden, karşılaşma ve süreklilik ilişkilerinin örgütlendiği pedagojik bir çevre olarak ele alınmaktadır. Sanat eğitimi mekânlarının değerlendirilmesinde yalnızca metrekare ve derslik kapasitesi değil, mekânsal ilişkilerin ve üretim ekolojisinin de planlama ölçütü olması gerektiğine odaklanmak önemlidir.

Sanat eğitiminin mekânla ilişkisi, derslik eğitiminin mekânsal gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır. Resim, heykel, seramik, özgün baskı, fotoğraf, tekstil ve tasarım gibi uygulamalı alanlarda öğrenme; malzemelerin kullanılması, çalışmaların belirli süreler boyunca korunması, araç ve gereçlere erişim, öğrencilerin birbirlerinin üretimlerini gözlemlemesi ve öğretim elemanlarıyla çalışma süreci içinde etkileşime girmesi üzerinden gerçekleşmektedir. Bu nedenle atölye yalnızca öğretim programının gerçekleştirildiği fiziksel bir mekân değil, öğrenme süreçlerini biçimlendiren etkin bir pedagojik bileşendir.

Eğitim ve mekân pedagojisine ilişkin araştırmalar atölye ortamının sanat öğretiminde tali değil kurucu bir rol taşıdığına işaret etmektedir. Sanat eğitimcisi Salazar[[1]], lisans düzeyindeki stüdyo eğitimini kendine özgü öğrenme kültürleri bulunan bir araştırma alanı olarak ele almaktadır Rafeah Legino da yakın tarihli makalesinde [[2]] atölye ortamında teori ile üretimin bütünleşmesinin eleştirel düşünme ve sanatsal özneliğin gelişmesine katkısını vurgulamaktadır. Benzer biçimde, sanatçı atölyeleri üzerine 2026 tarihli bir araştırma, mekân, malzeme, bitmemiş çalışmalar ve yaratım süreçleriyle doğrudan karşılaşmanın örtük ve bedensel bilgi üretiminde önemli olduğunu gösteren başka araştırmalar da mevcuttur[[3]].

Marmara Üniversitesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı’nın Göztepe kampüsünden Maltepe kampüsüne taşınması tartışması, yalnızca bir kurumun yer değiştirmesi değil, sanat eğitiminin mekânsal koşullarının yeniden örgütlenmesi olarak ele alınmalıdır. Bu tartışmanın temel sorusu şudur: Mevcut Göztepe kampüsü mekânlarından Maltepe kampüsü için önerilen mekânlara geçiş, sanat eğitiminin üretim ve öğrenme koşullarını mekânsal açıdan nasıl değiştirecektir?

Atölyelerin Niceliksel Durumu

Göztepe’de R-1–R-26 olarak tanımlanan mekânların toplam alanı 2.055 m²’dir. Bu hesaba ayrıca belirtilen 142 m²’lik amfi, 250 m²’lik Doğa Atölyesi/Açık Alan Üretim Sahası ve 300 m²’lik Atatürk Sanat Galerisi dâhil değildir. Maltepe için belirtilen toplam alan ise 988 m²’dir. Dolayısıyla iki mekân arasında 1.067 m² fark bulunmaktadır. Maltepe için önerilen alan, karşılaştırmaya alınan Göztepe alanının yaklaşık %48,1’ine karşılık gelmektedir [[4]]. Ancak bu fark bütün disiplinlere eşit biçimde dağılmamaktadır. Resim atölyelerinin toplam alanı 288 m²’den 279 m²’ye inerken heykel 260 m²’den 68 m²’ye, fotoğraf 130 m²’den 40 m²’ye, grafik 144 m²’den 65 m²’ye, özgün baskı 130 m²’den 68 m²’ye ve tekstil 130 m²’den 63 m²’ye düşmektedir. Temel Sanat Eğitimi alanı ise 130 m²’den 156 m²’ye yükselmektedir [[5]]. Dolayısıyla dönüşümü yalnız toplam alan üzerinden okumak da yeterli değildir; alanın disiplinler arasında nasıl yeniden dağıtıldığı önem taşımaktadır.

Atölyelerin İşlev kaybı problemi

Görsel sanatlar eğitiminde ışık, genel eğitim yapılarındaki aydınlatma gereksiniminin ötesinde, doğrudan görsel algı ve üretim süreçleriyle ilişkili bir tasarım bileşenidir. Resim ve desen çalışmalarında renk, ton, değer, yüzey ve hacim algısının oluşması; heykelde formun ışık-gölge ilişkisi içinde okunması; fotoğraf ve tasarım çalışmalarında görsel kararların verilmesi, çalışma ortamındaki ışığın niteliğinden bağımsız düşünülemez. Bu nedenle sanat atölyelerinde mesele yalnız yeterli aydınlık düzeyinin sağlanması değil, ışığın yönü, sürekliliği, değişkenliği ve doğal/yapay ışık ilişkisinin üretim pratiğine uygun biçimde tasarlanmasıdır. Göztepe kampüsünde bulunan Resim-iş Eğitimi Anabilim Dalının ödüllü mimarisi bu özellikleri yeterince taşımaktadır. Maltepe üniversitesinde doğal gün ışığı yerine yapay ışık olması, atölyeden ziyade derslik kavramıyla adlandırılmaktadır. Ancak “derslik” ile “atölye” aynı şey değildir; sanat eğitimi ortamı ana üretim alanları kadar bunları destekleyen depolama, araştırma, sergileme ve dolaşım mekânlarından meydana gelmektedir. Maltepe kampüsünde Seramik, Özgün Baskı ve Heykel atölyelerinin ana yapıdan ayrı prefabrik yapılarda öngörülmesi sorunun önemini göstermektedir.

Bir başka önemli nokta; sorun yalnız fiziksel uzaklık değildir. Disiplinlerin birbirine yakınlığı, öğrencilerin farklı üretim biçimleriyle karşılaşması ve atölyeler arasındaki gündelik dolaşımı engelleyen bir yapının ortaya çıkmasıdır.

Bütün bu veriler temel bir kavramsal probleme işaret etmektedir. Sanat atölyesi yalnızca belirli sayıda öğrencinin belirli saatlerde ders yaptığı bir hacim olarak tanımlandığında mekânın eğitimsel değeri kullanım kapasitesine indirgenir. Oysa çağdaş atölye pedagojisi araştırmaları atölyeyi düşünme, deneme, hata yapma, malzemeyle etkileşim ve eleştirel değerlendirme ortamı olarak tanımlamaktadır. Sanat atölyeleri, öğrencilerin yalnız nesne üretmedikleri, kendi düşünme biçimlerini de sorguladıkları bir ortamdır. Bu bakımdan Göztepe–Maltepe kampüsü karşılaştırmasının temel meselesi 2.055 m²’nin 988 m²’ye dönüşmesinden daha kapsamlıdır. Asıl mesele kampüs değişikliği ile bir pedagojik mekân düzeninin hangi unsurlarının korunacağı, hangilerinin dönüştürüleceği ve hangilerinin ortadan kalkacağıdır.

Birincisi, karşılaştırılan kampüs mekânları arasında önemli bir niceliksel küçülme bulunmaktadır.

İkincisi, bu küçülme disiplinlere eşit dağılmamakta; özellikle heykel, fotoğraf, grafik, özgün baskı ve tekstil atölyeleri mağduriyeti doğmaktadır.  

Üçüncüsü ve daha önemlisi, bazı destek ve üretim işlevlerinin yeni programda bağımsız karşılıkları açık biçimde tanımlanmamaktadır.

Bu nedenle sanat eğitimi mekânlarının planlanmasında metrekare yeterliliği tek başına ölçüt olamaz. Atölyeler, depolar, öğrenci çalışma alanları, sergileme alanları, arşivler ve disiplinler arasındaki dolaşım birlikte değerlendirilmelidir.

Sanat eğitimi açısından doğru soru “Maltepe kampüsünde yeterli sayıda atölye var mı? sorusundan ziyade Yeni mekânsal düzen sanat eğitiminin üretim verimliliğini ve niteliğini nasıl etkileyecek?” sorusudur. Sorular ve cevapları üzerine konuyu etraflıca düşünmek Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalını Göztepe kampüsünden Maltepe kampüsüne taşımak kararını yeniden düşünmeyi zorunlu kılmaktadır.

KAYNAKÇA

1. Jeong, D., & Kim, H. (2026). Reimagining art education in artists’ studios. Journal of Research in Art Education, 27(3), 111–135. https://doi.org/10.20977/kkosea.2026.27.3.111

2. Legino, R., Sabri, N. S., Suryati, S., & Abdullah, R. (2025). Pedagogy in practice: Integrating theory and studio-based learning in contemporary fine art education. Environment-Behaviour Proceedings Journal, 10(SI39), 95–100. https://doi.org/10.21834/e-bpj.v10iSI39.7678

3. Marmara Üniversitesi. (2024). Olanaklar: Resim-İş Öğretmenliği. Atatürk Eğitim Fakültesi. Resim-İş Öğretmenliği – Olanaklar

4. Salazar, S. M. (2013). Studio interior: Investigating undergraduate studio art teaching and learning. Studies in Art Education, 55(1), 64–78. https://doi.org/10.1080/00393541.2013.11518917


[1] Salazar, S. M. (2013). Studio interior: Investigating undergraduate studio art teaching and learning. Studies in Art Education, 55(1), 64–78. https://doi.org/10.1080/00393541.2013.11518917

[2] Legino, R., Sabri, N. S., Suryati, S., & Abdullah, R. (2025). Pedagogy in practice: Integrating theory and studio-based learning in contemporary fine art education. Environment-Behaviour Proceedings Journal, 10(SI39), 95–100. https://doi.org/10.21834/e-bpj.v10iSI39.7678

[3] Jeong, D., & Kim, H. (2026). Reimagining art education in artists’ studios. Journal of Research in Art Education, 27(3), 111–135. https://doi.org/10.20977/kkosea.2026.27.3.111

[4]https://www.gunleme.dersbelgeligi.com/resim-is-egitimi-anabilim-dalinda-mekan-degisikligi/

[5] https://www.gunleme.dersbelgeligi.com/resim-is-egitimi-anabilim-dalinda-mekan-degisikligi/

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.