Eda Çığırlı, Sadan Hanım ve Diğer Hikâyeler Sergisi Üzerine

Share Button

“Renk de ışık gibi hareket eder ve temas ettiği her şeyi harekete geçirir.”

Aristoteles

“Renklerin tonları, müziğin sesleri gibi, çok daha ince tabiatlıdır, ruhta çok daha ince, kelimelerle dile getirilemeyecek titreşimler uyandırırlar.”

Vassily Kandinsky

            Bir hikâyenin başka hikâyelerle olan ortaklığı oldukça şaşırtıcıdır. Yalnız olduğumuzu ne kadar iddia edebiliriz? Gün içinde pek çok kez

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Erkan Doğanay: Contemporary İstanbul Üzerine

Share Button

Contemporary Istanbul (CI) 14. Edisyonu deneyimine dün akşamki açılışında biz de dâhil olduk. Yine her yıl olduğu gibi caddeyi trafiğe kapatan büyük gösterişli araçlar ve onları bekleyen şöförlerle, kapı önünde içeriye girebilmek için KUYRUK oluşturan ünlü/ünsüz sanatseverler…

Girişin sağ tarafındaki gişeye sokulup bilet ücretlerini soruyoruz: 300 TL … Ciddi misiniz?

Evet, birkaç hafta önce Fuarın Artistik Direktörü Anissa Touati fotoğraf çekmek isteyenler -ki günümüzün en hayati cihazı olan CEP TELEFONLARININ bu önemli işlevini kullanmamamız yönünde bir telkinde bulunarak- gelmesinler diye 75 TL olan giriş ücretini gerekirse 300 TL yapmalıyız dediğinde, hayır ciddi olamaz diye düşünmüştüm ama heyhat her şey gerçekmiş… Kaldı ki CI, bugüne kadarki popülerliğini bu cihazlarla birlikte küçümsedikleri izleyici kitlesine borçluyken Fight Club taktiği izlemelerine hiç gerek yok…Bu durum bana bu yaz Bodrum’da Çağla Şikel’in yaşamış olduğu 80 liralık ayran ücreti itirazına karşılık otel sahibinin atmış olduğu tweeti hatırlattı: “Çağla Şikel seksen lirayı içtiği ayrana değil, hayatı boyunca ünlü ya da deniz görmemiş insanları ondan uzaklaştırdığımız için ödüyor. Çünkü buraların fiyatı yükseldikçe insanlar ayrışıyor ve sıradan insanlar giremiyor…” Böyle kafaların bolca yaşadığı ve devletin bütün kurumlarının gözü önünde işletme sahibi oldukları için de ayrıca dünyanın özel canlıları olmalıyız…

Dönelim asıl konumuza, birkaç hafta önce basın açıklamaları ile başlayan tartışmalar fuarın beklenti çıtasını yükseltmiş olmalı ki henüz kapısında karşılaştığım pek çok tanıdığın yorumuna göre fuar bu sene tam bir “HAYALKIRIKLIĞI….”  yaratıyor imiş… GÖRECEĞİZ…

Sanırım Artistik Direktör Touati hanımefendinin fuara en büyük katkısı yeterince bayatlamış ve bugünün şartlarında içi tamamen boşaltılmış AKDENİZLİLİK kavramını başlık olarak kullanması, giriş ücretlerini düzenlemesi ve ayrıca Baraz Galeriyi kapı dışarı etmesi olmuş.

Geçtiğimiz yıl ve bir önceki yıllara göre katılım oranında düşüş yaşayan fuara bu sene 66 galeri katılmış, (elbette bu düşüşe ekonomik olumsuzlukların katkısı olduğu da aşikar) bu galerilerin 32 tanesi Türkiye’den 1’i ABD’den, 5’i İspanya’dan ve  Gürcistan, Fransa, İran, Avusturya, Almanya, Portekiz, Güney Afrika gibi ülkelerden katılıyorlar. Bir kısmı fuar yönetiminin geliştirmiş olduğu farklı sponsorluk modeli ile fuar destekçileri veya ilgili ülke kurum, şirket ya da kuruluşların galeri destek programları ile katılmış galeriler.

Merdivenlerden inip galeri bölümlerini gezmeye başladığımız andan itibaren her şey DEJA-VU gibi… Aynı galeriler ile başlıyor (sanırım on yıldır x-ist ve Drimart aynı yerdeler) diğer galerilerde aynı sanatçılar ve bazılarının aynı işlerini (fotoğraflarda göreceksiniz) belki üçüncü, dördüncü ya da daha fazla kez görmek oldukça sıkıcı oluyor… Kibrit kafaları alıp kendinizi tutuşturmak istiyorsunuz… Bu kaba tekrarları görünce İstanbul’u ve sanat ortamını iyi çalıştığını iddia eden Sanat Direktörünün fuarın öncesini bilmediği, çalışmadığı açık ve giriş ücretlerindeki bu fahiş artış, bu tekrarları göstermek adına isteniyor…

CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise açıklamalarında İstanbul’a yapılacak sanat yatırımlarındaki rakamsal hacimden bahsediyor YALNIZCA… Sanatsal içerikleri, etkileri, süreklilikleri gibi yaşamsal detaylarına hiç değinmiyor. Fuarın 14 edisyon olduğunu düşündüğümüzde hafızamızı bilinçli olarak 14 yıl öncesine yönlendiriyor. 2002 ve sonrasında açılan birkaç müzeyi anımsatarak yeni açılacak olanlarını müjdeliyor. Bir yanıyla rakamsal boyutuna dikkat çekerken bir yandan da yaşanacak yeni gelişmeleri fuarla ilişkilendiriyor. Öğrencilerin fuara izleyici olarak girmesine olanak tanımayanlar sanat ortamına katkıları olduklarını düşünebiliyorlar… İLGİNÇ

Oysa Sayın Güreli’nin atladığı iki önemli ayrıntı var; müze dediğiniz şeyin ancak ve ancak büyük bir birikimle, koleksiyonla, arşivle ve eğitimle var olabileceği gibi hafıza oluşturması da gerekiyor. 2005 yılından beri büyük çaplı açılmadığı gibi ne açılan ne de açılacak olan müzelere Contemporary Istanbul’un katkısı var mıdır? Ne orandadır ayrıca incelemek gerekir. Her yıl müze açılamayacağı gibi de açılışını müjdelikleri İstanbul Resim Heykel Müzesi 150 yıllık bir birikimin sonucu olarak Türkiye sanat tarihinin hafızasını oluşturmaktadır.

Hafıza demişken Çamlıca Camisi’nin altında açılacak olan İstanbul İslam Medeniyetleri Müzesi’ne Topkapı Sarayı ve Türk İslam Eserleri Müzesi’nden taşınacak eserlerin seçkisini yapan, Aksanat Direktörü ya da küratörü, CI Yönetim Kurulu Üyesi (Türkiye’nin medeni iftiharı) fuarda Recent Acquisitions ve Collector’s Stories sergilerinin küratörü Hasan Bülent Kahraman’ın da unuttuğu bir şey sanırım hafıza. DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Fethiye’de tarihin izinde bir gün

Share Button

Fethiye’de tarihin izinde bir gün

  • Kayaköy
  • Gemile Adası
  • Afkule Manastırı

 

Ülkemizin en önemli tatil beldelerinden olan Fethiye, doğal güzellikleriyle de görenleri kendine hayran bırakıyor.   Kadim kültürlerin izlerini taşıyan Fethiye, birden çok tarihi alanı da bünyesinde barındırıyor. Rumlar döneminden kalma Kayaköy, Ölüdeniz’in hatta Akdeniz’in önemli adalarından biri olan St.Nicholas Adası diğer adıyla Gemile Adası ve Afkule Manastırı’na

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Matthew Larson reviewed by Joyce Beckenstein in Surface Design Journal

Share Button

…Matthew Larson weaves his own ambiguities with fiber works that loop in and out of two and three-dimensional space while challenging essential premises of twentieth-century Minimal and Op Art movements. Minimal painters favored unemotional works on canvas: hard edges, limited palettes and geometric shapes stripped to their essentials. Op artists explored the nature of perception by creating optical illusions with striking black/white and color contrasts. Larson confounds their scripts with a unique process that he discovered quite accidentally.

One unassuming day, Larson noticed pocket lint adhered to his Velcro keychain and wondered, Can you make art from lint and Velcro? He began by cutting clothing patterns from Velcro sheets and “painting” them with lint salvaged from the dryer. He then began to replicate, without the fluidity of pigment, the visual color effects that Josef Albers achieved in his iconic Homage to the Square, a 25 year long painting series. The astonishing tapestries Larson exhibited in his 2018 solo exhibition, Vice Versa at Massey Klein Gallery in New York, replaced loom, warp and weft with strips of store-bought yarn inserted within Velcro sheets stretched over board.

Stack, consisting of two isosceles triangles connected to form an asymmetrical hourglass-like shape, optically shifts before the viewer’s eyes. It began with a geometric drawing on Velcro and the soaking of half a section of blue yarn in bleach. Larson painstakingly manipulated continuous strands of this bleached and unbleached yarn to “paint” in the light-colored triangles afloat on a soft heather-blue ground. Mesh combines solid-color and marled yarn (different colored strings twisted together to form a single strand) to create the illusion of lines moving up, down, and across the surface simultaneously. A sharp diagonal cuts across these multiple trajectories, keeping the viewer’s eyes jumping to pulsing rhythms that vary according to light and the angle from which one views the work.

Larson’s illusionist effects break rank with art-historical models. He replaces loomed warp and weft with Velcro’s single plane; Minimalism’s flat spare forms with sensuous, tactile, sculptural surfaces; Op Art’s bold contrasts with ethereal variegated hues. And, where Minimalism disdained the artist’s hand, Larson’s tapestries—their fringes functioning as frames—nurture and restore today’s craving for the hand-made object.

https://static1.squarespace.com/static/5a255b28d0e628744ab6d440/t/5d27887a1c057b00019ea2e7/1562871942620/Three+Dimensions_Beckenstein.pdf DEVAMINI OKUYUN

Share Button

8. Benyamin Sönmez Klasik Müzik Festivali başlıyor

Share Button

Fethiye klasik müziğe doyacak

Viyolonselin dahi çocuğu Benyamin Sönmez’in adını ölümsüzleştirmenin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından sanatseverleri klasik müziğin usta sanatçıları ile buluşturmak için düzenlenen Benyamin Sönmez Klasik Müzik Festivali, bu yıl sekizinci kez kapılarını sanat tutkunlarına açıyor.  Festival, 27,28,29 Haziran tarihleri arasında Fethiye Beşkaza Meydanı’nda klasik müzik severleri bekliyor.

 

 

2011 yılında

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

OKULLAR KAPANDI, YAZ ATÖLYELERİ BAŞLADI

Share Button

Bu yaz çocuklar için hem keyifli hem verimli olacak

ZEKİcee Yaratıcı Etkinlikler Atölyesi renkli yaz programıyla çocukları bekliyor

Panora AVM’de faaliyete başlayan ZEKİcee Yaratıcı Etkinlikler Atölyeleri, okulların kapanması ile birlikte çocukların yaz dönemlerini daha verimli geçirmeleri amacıyla yaz atölyeleri programlarına başlıyor.

Üretim odaklı, ‘’çıktısı olan’’ yaratıcı etkinlikler temasıyla 17 Haziran tarihinde başlayan ve belli periyodlar halinde yaz boyunca devam edecek olan atölyelerle çocukları telefon, bilgisayar ve internetten uzakta, keşfetmeye ve üretmeye teşvik etmek amaçlanıyor.

Yaz atölyeleri hakkında bilgi veren ZEKİcee eğitmenlerinden Funda Atıcı ‘’ZEKİcee atölyelerimiz çocukların yetenek, ilgi alanı, beceri kazandırma, nitelikli zaman geçirerek öğrenme gibi kazanımların yanında üretken olmalarını da sağlıyor. Çocuklarımıza farklı alanlarda onların becerilerini ortaya çıkaracak fırsatlar sunuyoruz. Yaz atölyesi programlarıyla da bu tatili dolu dolu geçirmelerini sağlıyoruz’’ diye konuştu.

Yaz Atölyeleri her yaştan öğrencilerini bekliyor

Atölyelerin sabah saat 08.00’dan akşam saat 18.00’a kadar devam edeceğini söyleyen Funda Atıcı ‘’Çocuklarımız için 4 yaştan 12 yaşa kadar farklı gruplar oluşturduk. Sabah tesisimize gelen çocuklar güne sporla başlayacak; bahçede yoga, jimnastik, zumba, pilates, step derslerimiz olacak. Sonrasında çocuklarımız kahvaltılarını ve öğle yemeklerini uzmanlar eşliğinde kendileri hazırlayacak. Burada çocuklarımızın emek vermelerini, bunu yaparken de el becerilerini ve ince motor kaslarını geliştirmeyi hedefliyoruz. Haftanın 5 günü için farklı program konseptleri hazırladık. Çocuklar program dahilinde bahçeye girecek; kendisi ekip biçecek. Drama Mutfağı’nda kendini ifade etmeyi öğrenecek. Ritimce atölyemizde müzik kulağını geliştirirken, ritim eğitimi sayısal zekaya katkısı olduğu için analitik düşünme, problem çözebilme gibi becerilerini de pekiştirecek. Modern danstan fotoğraf atölyesine, tasarım atölyesinden seramik atölyesine kadar 13 farklı alanda atölyelerimiz mevcut; çocuklarımızın yaz tatilini boşa geçirmemesini, eğlenirken öğrenmesini ve kendini keşfetmesini amaçlıyoruz’’ diye konuştu.

DEVAMINI OKUYUN

Share Button