+ 11000, Tarık Gök, değartlab, (29 Mayıs – 20 Haziran 2015)

Share Button

Bir Taşın 11.000 km’lik Hikayesi

Nepal- Hindistan

Fotoğraf Sergisi

Himalayalar’ın tepesinden aldığı taşı Arap Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nun birleştiği Kanyakumari’ye dek taşıyan ve bu serüveni fotoğraflayan gezgin sanatçı : Fotoğrafın kendisi için bir tutku olduğunu söylüyor.  “Fotoğraf peşinde yola çıktım ve bu aşk gezginliğe dönüştü” diyor. Görüp öğrendikçe fotoğraf peşinde koştukça beynindeki sınırların da kalktığını

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Parmak İzleri, Natali Aydar, Venüs Sanat, (23 Mayıs – 03 Haziran 2015)

Share Button

Venüs Sanat’ta ’’Parmak İzleri’’

Ressam Natali Aydar’ın, “Parmak İzleri” adlı pastel resim sergisi Venüs Sanat Galerisi`nde sanatseverlerle buluşuyor.

23 Mayıs’ta açılacak sergi, 3 Haziran tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Natali Aydar, Beyaz Rusya’nın Grodno şehrinde doğdu. Resme karşı olan ilgisi ailesi tarafından çocukluk yaşlarında fark edildi. Gradno  Sanat Okulu’nda temel resim eğitimi aldı. Beyaz Rusya’nın tanınmış ressamlarından

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

2. Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali , “Arkadaşım Bienal” (09 Mayıs – 07 Haziran 2015)

Share Button

2. Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali , “Arkadaşım Bienal” bu sene “İçim Dışımdan Büyük” sloganıyla hareket ediyor. 9 Mayıs-7 Haziran arasında gerçekleşecek

Çocuk aklı başka çalışır; basit ve çok güzeldir. Dünyayı algılayış biçimleri gerçekten kıskandırıcı olabilir. Ve bir çocuğun yaratıcılığını serbest bıraktığınızda çıkan sonuç gerçekten çok etkileyici olabilir. Bu yüzden 2. Uluslararası Çanakkale Çocuk Bienali ismini duyunca

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Soyut-Figür-Soyutlama, Damla Sanat Galerisi, (15 Mayıs – 01 Haziran 2015)

Share Button

“Soyut-Figür-Soyutlama”, isimli resim sergisi 15 mayıs -1 haziran tarihleri arasında Damla sanat galerisinde görülebilir. Küratörlüğünü Ali Cantürk’ün yaptığı sergi

NEDRET YAŞAR, H.MÜJDE AYAN, DENİZ GÖKDUMAN, MUSTAFA ORKUN MÜFTÜOĞLU, ALİ KILIÇ’ ın

eserlerinden oluşmaktadır.

Nedret Yaşar; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim bölümü Yüksek Lisans(2004) ve Doktora programlarından(2011) mezun oldu. Yurt içi ve yurtdışı’nda bir

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

The Edible Infinite, Marco Di Giovanni, BLOK art space, (15 Mayıs – 16 Haziran 2015)

Share Button

“L’infinito commestibile – The Edible Infinite” Marco Di Giovanni’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olacaktır ve sanatçının üç farklı mekana dağıtmış olduğu projesinin bir parçasıdır. Sanatçının BLOK art space’deki sergisine paralel olarak Imola şehrinde bulunan Museo San Domenico ve BeCube’da, ayrıca Saronno’da bulunan Il Chiostro Arte Contemporanea’da da projesi sergilenecektir.

BLOK art space’deki serginin

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Aklımda, Sevil Tunaboylu, Sanatorium, (20 Mayıs – 27 Haziran 2015)

Share Button
Sevil Tunaboylu’nun ikinci kişisel sergisi AKLIMDA, 20 Mayıs – 27 Haziran tarihleri arasında Sanatorium’da. Dün gece, sırtımızda taşıdığımız cesedi yıkadım. Kemikleri küvete attığım anda pişman oldum ama artık çok geçti. Önce daha temiz (daha eski) olanları seçtim; onlar kolaydı çünkü eklemleri bağlayan lifimsi tüyümsü şeyler kuruyup gitmişti. Bu kolay temizlenir kemiklerde, kanla karışmış, içinden suda kaskatı kesilmiş solucanların çıktığı, kemikle bir olmuş toprak yığınları yoktu.Başlamadan önce sirkeli sıcak suda beklettim kemikleri. Sonra biraz çamaşır suyu ekledim. Bu sırada spagetti yaptım. Sarımsaklı domates soslu makarnamı hızlıca mideye indirdim. Ve şöyle düşündüm: “Banyoda ölü bir at yatıyor ve midem bana mısın demiyor”. Ardından bir kahve içtim. Oyalanacak bir şey kalmayınca kolları sıvadım. Limon kokulu pembe eldivenlerimi giydim ve Gümüş’ün hediye ettiği önlüğü taktım. Bir süre sonra maske gibi bir şey aradım ama yoktu. Dün ada vapurunun saatini ısrarla öğrenmek istediğim zaman, söylediğin şey aklıma geldi. “Ne kadar garanticisin!” ama maskeyi unutmuştum, n’aber?

Şimdi anlatınca, ceset suyunun suratıma sıçrayan noktaları yanıyor. Israrla ceset diyorum, evet; ölü bir at, cesetti. Küvetimde parçalarına ayrılmış bir biçimde yatıyordu. Sırayla parçalar, parkenin üzerine serdiğim siyah çöp poşetlerinin üzerine dizildiler. Artık bir arkeolojik kazıdan kalıntılar gibi görünüyorlardı. Hemen bok var gibi fotoğraflarını çektim. Şimdi de ele geçirilmiş  mühimmata dönüşmüşlerdi; irili ufaklı mermiler, el bombaları,

DEVAMINI OKUYUN
Share Button