Kimi Der Ki Kadın, LA MANCHA-SOUL ROOM-KYDONIA-KURUÇEŞME (8 Mart- 8 Haziran 2014)

Share Button

1901782_774354375926491_1000758235_n

‘KİMİ DER Kİ KADIN’
8 MART-8 HAZİRAN 2014
Şebnem ALTUNTAŞ
İrem ARCASOY
Esra Meral DEMİRCAN
Çetin KORKMAZ
Ercan OLGUN
Kokteyl:8 Mart Cmt saat:16.00-19.00
LA MANCHA-SOUL ROOM-KYDONIA-KURUÇEŞME

Şebnem ALTUNTAŞ-İrem ARCASOY-Esra Meral DEMİRCAN-
Çetin KORKMAZ-Ercan OLGUN’un ‘Kimi Der ki Kadın’ adını taşıyan
Sergisi La Mancha-Soul Room-Kydonıa’da’da
Şeli Art Project işbirliğiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Gündelik yaşam alanlarında sanatsal çözümler öneren proje kapsamında açılan sergiler ‘Her Restaurantta Sanat’ sloganıyla etkinliklerine devam ediyor.

Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.

Nazım HİKMET

Yakın bir o kadar da uzak, sevecen bir düş ve bir masaldır kadın. Kendini değiştiren bilinmezliğin arkasına saklanmış dokunaklı bir ses, bir ışıktır kadın. Karanlığa sığınan nesnelerin ardında çocukluğundan beri arkasındadır gölgeleri herkesin.. İner inmez güneşin aydınlığında sıcak bir gölgedir gündüzden kopan gölgeler. Kadını, gölgelerin siyah görüntüleri içinde birer kimlik olduğunu bir ifade ile vurguluyor ve gölgeleri, anlamlı bilince ışığın değerini anlatıyor…Yeryüzüne yansıyan ışıkla yaşamın döngüsü kadın ve gölgelerini görürüz sonsuz zamanlardan çıkıvermişcesine..
ŞEBNEM ALTUNTAŞ
Kadının iç dünyasındaki sonsuz arzular, beklentiler ve istekler evrene sığmayacak kadar geniştir.Hayatı boyunca duyguyla, saplantılı istek arasındaki dengesizlik ve denetlenmesi zor durumla yüzleşir. Olması gerektiği gibi görünür, başka bir insan gibi yaşar.Halbuki buna nasıl dayandığına kendiside şaşar. Aile ve toplumsal otoritelerin ağırlığı, kendine ait olmayan, omuzlarına yüklenen pek çok değerle yaşamı kendine daha da güç hale getirir. Halbuki her türlü eşitsizlik ve dominantlıkla donatılmış kadın ve erkeğin bir araya gelişinden şimdiye kadar ölüm, yok etme, taciz, tecavüz çıkmıştır.
Bu yüzdendir ki kadınların olmadığı her oluşum eksiktir ve kadınların özgürlüğü yine kendilerinden geçer. Kendi benliklerinin farkına vardıklarında ve ilişkiler ağını parçaladıklarında özgürleşirler. Kadınlar, yaşadıkları ve yaşamak istedikleri toplumun nasıl olması gerektiğine karar verirken, toplumun tüm bileşenlerini görür, anlam biçer, özgürce var olmasını isterler. Kadın özgürleştikçe toplum özgürleşir. Toplumun kadının değerleriyle buluşması gerçekleştikçe iç barış da gerçekleşir. Bu iç barış, toplumsallığı içine alırken bireyin de kendisiyle barışık yaşamasını beraberinde getirir.
Kadınların özgürlüğü bugün bütün siyasal ve ideolojik düzlemlerde tartışmasız bir başlıktır. Ama herkesin özgürlükten ne anladığı ise çok tartışmalıdır. Yaşamı heba etmemek adına kadınların heryerde özgürce yaşadıkları, çalıştıkları, kadına yönelik şiddetin tarih kitaplarında anlatıldığı, genç kızların hayatlarından endişe etmeden özgürce gezebildikleri, kadınların aile ve çevre baskısı altında kalmadıkları bir dünya dileği ile….
İREM ARCASOY

İstanbul için kimi der ki kadın!
Yedi tepe üzerinde boylu boyunca uzanan, gizemli ve kendine hayran bırakan.
Her kadının bir kokusu vardır, İstanbul’un ki; tarih!
Geçmişi ve geleceği harmanlayan.
Hiçbir sevgili unutturamaz onu, o tektir ve vazgeçilmezdir.
O hep aşık olunan, etrafına ışıklar saçandır.
Şairlere, ressamlara, müzisyenlere konu olan, renklerine ve dokusuna hayran bırakandır.
Karmaşıktır çoğu zaman, çözmek için mesai harcanan.
Gecesi ayrı güzel , gündüzü ayrı güzeldir şehr-i İstanbul’un!
Karmaşıkta olsa kendine bağlayan, vazgeçilmezi oynayan.
Kimi derki İstanbul bir kadındır.
Yıllanmış bir şarap gibi ağızlarda hoş bir tat bırakan…

ESRA MERAL DEMİRCAN

Seçemediğimiz kimlikleri yaşarız. Kimimiz afrikadır , kimimiz asyalı
Seçemediğimiz bedenlerde doğarız. Kimimiz kadın , kimimiz erkek.
Seçemediğimiz bedenlerin seçebildiğimiz dilleri vardır ancak.
Kadın olmuşşak ”gül dudaklı, elma yanaklı” başka yürürüz sokakta.
Seçimlerimizi yaşar yaşatırız.Sarıya boyarız saçımızı siyahken.
Zilleri takıp ellerimize öyle bir dans ederiz ki yer yerinden oynar.
Bazen bir köy meydanıdır dansedilen yer bazen sokak ortası.
Dans bedenin özgür halidir.
Özgür bireyi anlatmanın en doğru yoludur buyüzden dans fotoğrafları.
Kadını anlatmanın en güzel yolu.

ÇETİN KORKMAZ
Uzak ve yakin gecmiste ressam ve modeli…
Şimdi ise sanatcı ve konusu…
Kimi derki kadin…
Saatlerce, gunlerce…
Hic dokunmadan bazen hic konusmadan
Sanki hiç yokmuş gibi…

ERCAN OLGUN

Adres:Muallim Naci cad.No:107 Kuruçeşme İstanbul
İletişim için:
Şeli Art Project
05422375241
www.selisanat.com
selibenhabib@gmail.com

Share Button

Hakkında monet

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında Dekolajart adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye’nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye’de çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını ortak bir tartışma zeminde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır.

Yorumlar kapatıldı.