İsmail Saray’ın 20 yıldan uzun süredir Türkiye’deki ilk sergisi olan İngiltere’den Sevgilerle, SALT Ulus, (18 Kasım 2014 – 10 Ocak 2015)

Share Button

İNGİLTERE’DEN SEVGİLERLE,

İSMAİL SARAY

 3. İsmail Saray_           Performans_   1992

İsmail Saray’ın 20 yıldan uzun süredir Türkiye’deki ilk sergisi olan İngiltere’den Sevgilerle, İsmail Saray SALT Galata’dan sonra

18 Kasım’da SALT Ulus’ta açıldı.

18 Kasım 2014 – 10 Ocak 2015

SALT Ulus, Ankara

1970’ler ile 80’lerin başlarında Türkiye kültür ve sanat ortamında belirleyici bir konuma sahip olan ve zamanının ötesinde bir üretim yapan İsmail Saray’ın yaşamı ve pratiği üzerine bugüne dek detaylı bir çalışma yapılmamıştı. Bu konuda son iki yıldır kapsamlı bir araştırma yürüten SALT, sanatçının pratiği ve dönemini inceleyerek Türkiye sanat tarihi belleğine kazandırmayı amaçlıyor.

Uzun vadeli tasarlanan proje, Saray’ın tüm arşivinin toplanıp koruma altına alınması ve sanatçı arkadaşlarının sakladığı işlerinin gün yüzüne çıkarılmasıyla başladı. Gelecekteki araştırmalara da yardımcı olabilecek bir sözlü tarih çalışması bağlamında, Saray’ın birlikte üretim yaptığı kişilerin yanı sıra, arkadaşları ve öğrencileriyle söyleşiler gerçekleştirildi. Tamamı dijitalleştirilen arşiv SALT Araştırma’da erişime açıldı. Araştırmanın ilk aşaması, 13 Eylül-2 Kasım 2014’te SALT Galata’da gerçekleştirilen İngiltere’den Sevgilerle, İsmail Saray sergisiyle görselleştirilerek sunuldu.

SALT Ulus için yeniden ele alınan sergi, Saray’ın 70’lerden itibaren ürettiği işlerin yanı sıra arşivinden seçilmiş video ve dokümanlar ile 1972-1979 yıllarında ürettiği sanatçı kitaplarını bir araya getiriyor. Sergi, adını, sanatçının Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 8 Sanatçı 8 İş: B sergisindeki (1990-1991) enstalasyonundan alıyor; Saray’ın uzaktan sanatsal üretimi ve serginin çıkış noktasını oluşturan arşiv malzemesinin, özellikle de yazışmalarının altını çiziyor.

SALT Ulus’un giriş katında izleyiciyi, sanatçının İngiltere’deki öğrencilik döneminde gerçekleştirdiği isimsiz bir yerleştirmesinin yeniden kurulumu (1970/2014) ile otoportrelerinden oluşan ve bu sergi için yeniden basılan Envoy [Elçi] adlı işi (1972/2014) karşılıyor. Bu bölümü, sanatçı kitapları, Londra’daki öğrencilik yıllarından taslaklar, 10. Paris Bienali (1977) ile ilgili yazışmalar, Sanat Tanımı Topluluğu tarafından İstanbul’da düzenlenen Sanat Olarak Betik sergisiyle (1980) ilgili dokümanlar takip ediyor.

1980’de Londra’ya yerleşen Saray, Türkiye’de Toplu Sergi (1987 ve 1988), Öncü Türk Sanatından Bir Kesit (1987 ve 1988) ve A,B,C,D (1989’dan 1993’e) gibi sergilere uzaktan katılmayı sürdürdü. İşleri, detaylı tarifler aracılığıyla sanatçı arkadaşları ve sergi düzenleyicileri tarafından üretildi.

Saray’ın Toplu Sergi’ler için taslaklarını sanatçı Cengiz Çekil’e yolladığı Somutlaşmış Kurguların Doymazlığı (1987) ve Savunma’nın (1988) yanı sıra, 10 Sanatçı 10 İş: A sergisindeki (1989) Satılmış Topraklar (1989) ve 1980’lerden orijinal işleriyle beraber gösterilen videolar SALT Ulus’un üst katında yer alıyor.

Sergide ayrıca, Saray’ın sanatsal pratiğinde önemli yer tutan savaş karşıtı temalı üç işi; Royal College of Art’taki öğrencilik döneminden 1971 tarihli Electric Blanket [Elektrikli Battaniye], 1994 tarihli Under Democracy [Demokrasinin Altında] ve From Floor to Sky sergisi (Londra, 2010) için aynı yıl ürettiği Brand New [Yeni] sunuluyor.

İsmail Saray (d. 1943, Kütahya)

Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun olan İsmail Saray, 1968’de almaya hak kazandığı devlet bursuyla öğrenimine Londra’da devam etti. 1969-1970 yıllarında Saint Martin’s School of Art’ta heykel dalında lisansüstü sertifika programını tamamlayan Saray, 1973’te Royal College of Art’tan aynı dalda yüksek lisans derecesini aldı. Türkiye’ye döndüğünde zorunlu hizmet görevini yerine getirmek üzere Samsun’a atandı; buradan İstanbul’daki sergilerin yanı sıra, 1977 Paris Bienali’nin de aralarında bulunduğu yurt dışı sergilerine iş gönderdi.

Saray, Samsun’da yaşadığı süre zarfında sanat eğitimini iyileştirmek üzere çalışmalar yürüttü. Samsun Eğitim Enstitüsü’nde sanat kitaplarına odaklı bir kütüphane kurulması için uğraş verdi. Yerel yöneticileri kütüphane için bir bütçe oluşturmaya ikna etti ve kütüphaneyi uluslararası sanat dergilerine abone yaptı; İstanbul seyahatlerinden burası için topladığı kitaplarla döndü.

Saray, 1960’ların sonunda Türkiye’deki sanat öğrenciliği dönemini hoşgörülü bir ortamda geçirmiş ve eğitimi için yeterli devlet desteğinden faydalanmıştı. Ancak, İngiltere’den döndükten sonra sanatsal pratiğinin odağı, 1980 Eylül’ünde gerçekleşecek askerî darbeden hemen önceki yıllarda ülkenin akademik ve sanatsal ortamlarında artan muhafazakârlık ve siyasi tedirginliğe tepkiye yöneldi; bu yaklaşım kariyeri boyunca devam etti.

Bürokratik engellerin de kışkırtmasıyla Türkiye’deki üretimi giderek muhalif bir nitelik kazandı; sanatçının eleştirelliği, dönemin kurumsal ve toplumsal meseleleri tarafından belirlendiği kadar, bunlara karşı bir başkaldırı biçimini de alıyordu. Kavramsal sanata sıkı sıkıya bağlı bir pratikten siyasi anlamla yüklü bir pratiğe doğru bu dönüşüm, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1970’lerin ortasında kendi içine kapanan devletçi politikalarının belirlediği sanat sisteminin çeperlerinde üretim yapan bir sanatçının durumunu simgeliyor. Bir eğitim enstitüsü mezunu, yani Güzel Sanatlar Akademisi’nin hâkim olduğu, İstanbul merkezli sanat dünyasına yabancı; uzak bir şehirde mecburi hizmetini yapan bir sanatçı olarak Saray, konumunun hem tanınma hem de işlerini sergileme fırsatları açısından sınırlandığının farkındaydı.

Samsun’a ilk gittiği dönemde Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne katılan sanatçılara anonim olarak gönderdiği Leonardo da Vinci adlı esrarengiz sanatçı kitabı, Saray’ın sınırları zorlayan yaratıcı yaklaşımını gösterir. Saray, 1976’da Antalya Festivali veya 1979’da İstanbul’da düzenlenen 2. Yeni Eğilimler Sergisi’ndeki gibi, sanat dünyasına yönelik sınırlı girişimlerinde katılımını duyurmaktan feragat eder; zira devlet memuru olarak çalışan sanatçıların, zorlu izin prosedürlerinden geçmeksizin görev alanlarını terk etmesi ve haricî bir işle uğraşması keyfiyete göre izne tabidir.

Başka bir eğitim kurumuna tayin talebi süresiz olarak ertelenince 1980’de Türkiye’den ayrılan Saray, o tarihten bu yana Londra’da yaşıyor. Londra’da, eşi ve hayat boyunca birlikte çalıştığı Jenni Boswell-Jones ile AND Journal of Art and Art Education adlı dergiyi kurup 10 yıl süreyle yayımlayan Saray, aynı zamanda sanatsal pratiğini ve politik aktivizmini devam ettirdi.

Söz konusu dönemde ayrıca, son derece eleştirel iki antimilitarist enstalasyon üreterek Groupe Turc ile 1982 ve 1983’te Paris’te Jeune Peinture sergilerine katıldı. 1980’ler ve 1990’ların başı boyunca Türkiye’deki sergilere uzaktan katılmayı sürdürdü. İşleri, dördüncü ve beşinci Öncü Türk Sanatından Bir Kesit (1987 ve 1988); Toplu Sergi (1987 ve 1988); A,B,C,D (1989’dan 1993’e) gibi çığır açan sergiler ile 1990’da Büyük Sergi 2’de gösterildi. Bu işler, Saray’ın hazırladığı ayrıntılı tanımlar doğrultusunda, sanatçı arkadaşları ve sergi düzenleyicileri tarafından gerçekleştirilmekteydi.

1990’ların başında Saray’ın Türkiye sanat çevresiyle bağları zayıfladı; 1988’de sanatçıdan 2. İstanbul Bienali için bir iş önerisi istendi, ancak geliştirdiği öneriye bir yanıt alamadı. 1980’deki ani ayrılışından sonra ilk kez 1992’de, Sanat, Texnh sergisine katılmak üzere İstanbul’a geldi. Aynı yıl, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden “Açık Alanlara Üç Boyutlu Çağdaş Sanat Yapıtları Yerleştirme Etkinliği” için davet almasına rağmen sunduğu öneri gene yanıtsız kaldı. 1993’teki 10 Sanatçı 10 İş: D Sergisi, Türkiye’de yeni iş ürettiği son sergi oldu. Saray, 1994’ten bu yana aktivizme, özellikle de sanatçı haklarına yönelik kampanyalar yürütmeye ağırlık vermektedir.

Basın iletişim

Ceylan Yüceoral             ceylan.yuceoral@saltonline.org             +90 212 334 22 40

Zeynep Akan                    zeynep.akan@saltonline.org                    +90 212 334 22 45

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.