halka sanat projesi, Artist 2016 Fuarı, Tüyap, (12-20 Kasım 2016)

Share Button
Print

Print

 

 

LOTUS YİYENLERİN ÜLKESİNDE

Yok olan bir dünyanın, geçmişin ve bugünün acısına omuz vererek bir kaçış, bir başkaldırı, bir yeniden keşif ve binbir arayışa dalanların öyküleri dünya kadar eski.

İnsanlığın pek farklı kültürleriyle yoğrulmuş olsak da, içimize sinmiş kadim bilgilerden ya da duyduğumuz masallardan mıdır bilinmez, bir tufandan kaçıp yeni bir başlangıç umudunun peşine düşen kahramanları düşündüğümüzde, aklımıza çoğu kez tüm canlılarıyla Nuhun Gemisi gelir.

Öte yandan her öykü ilahi bir gazaptan doğmaz, bazen var eden de yok eden de insan olur; kendini her zaman en zor durumlara sokar, zaman zaman kurtulur, zaman zaman yıkılır gider. Aynı anda hem silah hem ilaç olan doğası, saflığı, acizliği ve gücü beraber barındırır. Bütün uygarlık tarihi, mitoloji, edebiyat ve tüm sanatlar aslında, bu öyküleri anlatır, kaşır, kazır çıkarır, yenilerini yazar.

Ben size başka bir öykü anlatacağım: Homeros’un öykülerinden bir parça.

Homeros, ünlü destanı Odysseus’ta, Truva savaşından evine dönmeye çalışan Odysseus’un, gemisiyle yaptığı dönüş yolculuğunda başından geçen maceralara yer verir.  Odysseus ve gemiciler, bilmedikleri denizlerde bin bir türlü canavarla savaşır ve hayatta kalmaya çalışırlar. Umutları vatanlarına sağ sağlim dönmektir. Öykünün bir yerinde kuzey rüzgarlarının şiddeti onları rotalarından çıkardığında, Efsanevi haritalara göre İtalya’nın güney açıklarında bulunan Lotus Yiyenler Adası’na sürüklenirler. Ada sakinleri hayat çabası ve telaşı olmayan, sadece gizemli lotus bitkisinin meyvesinden yiyerek kayıtsızlığa düşen ve mutlu bir unutuşa teslim olan bir kabiledir. Odysseus bu sahte huzura kapılmamak için adamlarını gemiye zorla bindirir, hatta her birini bağlar ki, bu kör, tasasız adadan sağ çıkıp yurtlarına dönebilsinler.

Ya dönecek, kendimizi ait hissettiğimiz bir toprağımız kalmamışsa o zaman ne olacak? Dünya üzerinde milyonlarca insan bu tedirginliği gittikçe artan bir şiddetle iliklerinde hissediyor. Çatışan, ayıran, ayrıştıran, açlığı, yokluğu, her türlü zehri herşeye bulaştıran yeryüzü baronları ve gönüllü neferleri insanın içindeki karanlığın yüzleri olarak etrafı sarıyor ve her yeri lotus yiyenlerin ülkesine dönüştürmeye çalışıyorlar. Hep söylenilen biçimiyle çember daralıyor ve yine de birileri yaşama, kendi dillerince sahip çıkıyorlar. İlahi bir emirle ya da insani bir güçle yaşamak ve olmazsa olmaz bir umuda sarılmak hala kendine yer bulmaya çalışan arsız bir çiçek gibi bitiyor. Bir şiire sarılanla bir toprağa sarılan, haksızlığı yüze vuranla gördüklerine ayna tutan, beraber ve ayrı ayrı, umudu umulmadık topraklara taşıyor.

Bu sergide, kendisini lotus yiyenlerin ülkesinde bulanlar, Odysseus’un verdiği ilhamla ve hayata tutunarak, umulanla umulmayanı, unutulmaya yüz tutanla unutturulmaya çalışılanı algıları, yetkinlikleri, direnme ve dönüştürme becerileri ölçüsünde izleyiciye sunmak için bir araya geliyorlar.

 

İpek Çankaya

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.