
Ferhunde Küçüksen Öner, İsimsiz, T.ü.kar.tek., 24 X 18 cm., 2016
Ressamın ‘değişim’ pratiğini yaşamı boyunca -odağını kaybetmeden- sanatının bir parçası haline getirmesi anlamlıdır. Yol alan yaşam tecrübeleri, toplumsal yapı ve birey dünyasındaki değişimlere içerik-teknik bakımdan ayak uyduran belki de gelişimini bu nedenselliklere bağlı olarak temellendiren resim, ressamın sanatına uyum sağlayan bir karşılama biçimi ile anlam kazanır. Ancak ressamın değişimlere uyum sağlarken odağına yerleştirdiği poetik duruşun sağlamlığı da önemlidir. Bir ressamın değişim hikâyesinde ilk resimleri ile son resimleri arasında anlamsal bir bağ ya da bu resimlerin ortaya çıkışında arka planda kalan nedensellikler değişmemişse, olgunlaşma yolunda atılan adımlar olarak okunabilirse ‘değişim’ pratiğinin, sürecinin sanat tarihine de katkı sunma olasılığı yüksektir.
Resim dünyasının içine 1995 yılında akademik eğitim almaya başlayarak giren Ferhunde K. ÖNER’in odağını kaydırmadan sürdürdüğü bir olgunlaşma süreci vardır. Renklerin armonisi, ruhu ve ahengine, kompozisyonların çok anlamlılığına dair pek çok tecrübeyi kazandığı soyut figüratif çalışmalarla başladığı bu serüvenin şimdiki durağı “Profil Ayarları” sergisidir. Başlangıçtan bugüne uzanan süreç boyunca disiplinlerarası etkileşime daima önem veren sanatçının tuvallerinde müzik, edebiyat, tarih, felsefe geçmiş-şimdi-gelecek düzleminde gezinmiştir.2000’li yılların başından itibaren resimdeki değişime ayak uyduran sanatçının tuvallerinde malzeme zenginliği dikkat çeker. Sanatçı bu malzemeleri disiplinlerarasılığı önemseyen anlamsal arka plana uyumlu olduğu sürece kullanmaktan çekinmez. Edebiyatın, müziğin ve elbette resmin yarattığı çok anlamlılığı destekleyen üç boyutlu malzemeler artık yerleşmiştir, tuvallerine.

Ferhunde Küçüksen Öner, Çağrılmayan Yakup 2, T.ü.kar.tek., 40 x 30 cm., 2014
Sanattan daha güçlü ve kucaklayıcı bir dünya görüşü ya da ideolojinin varlığına inanmayan K. ÖNER’e göre sanatın kendisi kadar güçlü bir dünya görüşü yoktur. Bu yüzden sanatçının başka aidiyetlere ihtiyacı yoktur. Bu nedenle insana ulaşan insani değerlerin altını çizebilen bir sanat anlayışını da şiar edinmiştir. Politize olmadan topluma dair hassasiyetleri renklendiren sanatçı ancak renklerin kattığı anlamlarla savaşa karşı durur; kadının var oluşunu ve var oluşundaki yaraların izlerini gösterir ya da kent insanının kaybettiği değerleri tuvallerinde ona hatırlatır.
Profil Ayarları sergisi sanatçının kişisel tarihinde önemli bir yere sahip. Bu sergideki işleriyle kendi değişiminin geldiği noktayı gördüğünü, değişim serüveninde odağını kaydırmadan olgunlaşmaya başladığını düşünüyorum.Belki de bu sergiyle renk armonisinden, çok anlamlılık yaratma isteğinden, müzikten, tarihten koparak resim yapamayacağını ve daima ‘heyecanla resim yapmanın dünyayı büyüyle dönüştürmeye’benzediğini düşünmüştür. Serginin sanatçının kişisel tarihindeki yeri kadar izleyici açısından hangi noktaları imlediği de önemlidir. Sergide izleyicisiyle birkaç temel noktada buluşmak isteyen sanatçı, bütün bir kompozisyonun içinde çok katmanlı bir yapılanma sunar. Bu katmanlardan birincisi gerçekliğin keşfindeki aynılaşmanın eleştirisiyken ikincisi bu gerçekliği yeniden keşfetmek için estetik öneriler sunmaktır. Serginin bir diğer katmanı da bu anlamsal yapılanmayı tamamlayan malzeme kullanımının varlığıdır.

Ferhunde Küçüksen Öner, Çağrılmayan Yakup 1, T.ü.kar.tek., 40 x 30 cm., 2014
Resimdeki salt gerçekçi yaklaşımların çok anlamlılığı sekteye uğratabileceğini düşünen sanatçı, bu kırılmayı tuvallerinde yaşamak istemediğinden olsa gerek soyut yaklaşımla gerçeği öznel tarafıyla algılamak gibi iki tercih arasında bir sorumluluk ve zorunluluk hissetmeden rahatça gezinmiştir, hep. Bu gezintileri sonlandıran asıl keşif portreler olmuştur. Portreler, gerçekliğin öznel tarafı ile soyut yaklaşımlarını bir araya getiren bir çekim gücüne sahiptir. Soyut anlayışın kavramsal zemini portreler üzerinden de oturtulabilir. Gerçekçi yaklaşımlara da yine portreler aracılığıyla yakınlaşılabilir. Soyuttan soyutlamaya; gerçekçilikten gerçekliğe giden yolların kesiştiği yerde duran portreler, günümüz insanının sunduğu ezber dökümanlarla -belki de hüzünlü portrelerle- birleşince bu serginin anlamsal altyapısı da ortaya çıkmış olur.

Ferhunde Küçüksen Öner, Profil Ayarları No: 4, T.ü.kar.tek., 130 x 100 cm., 2016
Toplumdan bireye ulaşılabileceği gibi bireyden de topluma varılabilir. Bireyin toplumla biat, inkâr, aşma, bozma, yorumlama, kendine dön(üştür)me, uyum sağlama vb. unsurlar üzerinden kurduğu ilişkinin tarihsel boyutu da vardır. Bu tarihselliğin elbette estetik hafızada da önemli bir yeri vardır. Bu bakımdan sanatta ve yaşamda insanın kendine dönme eğilimlerinin tarih boyunca benzer yanları olmuştur. Otoportreler bu eğilimlerin en görünür halleridir. Sanatla yaşam arasındaki sınırların kalkmaya başladığı son dönemlerde birey selfilerle (özçekimlerle) otoportre güncellemesi yapmaktadır, aslında. Selfie çekimlerinin kendine dönme ve öznel gerçekliği bulma yolunda atılan adımlardan biri olduğunu kabullenmek gerek. Ancak bir taraftan fotoğrafın getirdiği öznel olduğu kadar sıradan gerçekçi tavır diğer taraftan selfie çekerek kendini yalnızca‘öteki’ kadar ve ‘öteki’ gibi tanıyan birey, gerçekliğe kendisi için yarattığı ve çoğunlukla yalnızca kendisinin inandığı dünyanın penceresinden baktığını zannederek sıradanlaşır. Bu sıradanlık o kadar yaygınlaşmıştır ki bulaşıcı olmasa da bir zamanlar her çocuğun maruz kaldığı hastalıklara benzer. Bu ikinci el yaşam biçimi ve/veya hastalık, insanın büyük bir yanılgının ezberinde sıkışması anlamına gelir.

Ferhunde Küçüksen Öner, Profil Ayarları No: 6, T.ü.kar.tek., 130 x 100 cm., 2017
Bireyin kendisine ait bu gerçeklik ezberden ve aynılaşmış görüntüler üzerinden gösterilmeye başlandığı için öznel gerçekliğin sınırları kalkmıştır. Sanatçının ‘ekosunu arayan ya da havarilerini yaratmak isteyenlere benzettiği bireyler ve bireylerin ezber tavırları, Profil Ayarları sergisinde önemli bir yere sahiptir.
“Arzum
herkesin-en azından bir sabah uyandığında-
Gregor Samsa’ya dönüşmesidir…”
“Resmimdeki böcek metaforu da bireylerin bir gün bu aynılaşmanın farkına varıp sıradanlaşamaya, yabancılaşma yaşayarak tepki vereceğine dair beklentimi imler. Öyle bir dünya düzeni var ki yabancılaşma biçiminde dahi farkındalık beklentisine sürüklüyor, insanı. Resmimdeki böcek benim için ‘kafka esketki’nin yarattığı bir ‘umut’ aslında, ters metafor… Benim üç boyutlu hologramlarımın ardına gizlediğim umut böceklerim, insan belki bir gün kendine döner, kendini keşfeder diye gezinir resmimde. Bu nedenle son dönemlerde ısrarla üzerinde durduğum, bir köşesinden kasıtlı olarak gerçekten uzaklaştırdığım selfie-profil çalışmalarım da günümüz insanı ile ilgidir, aslında.” Bu sözler sanatçının dünyasına girmek için pek çok ipucunu barındırır: Diğer sanatlardan beslenen, toplumcu hassasiyetleri olan ve bu hassasiyetleri resmin engin dünyasından ve estetiğinden haykırmak isteyen, umutlu bir dünya yaratan K. Öner’in sanatı yine sanattan beslenmektedir.

Ferhunde Küçüksen Öner, Profil Ayarları No: 7, T.ü.kar.tek., 34 x 100 cm., 2017
Sanatçı, öznel gerçekliği aramanın ‘bir çocuk masalı okumakla, kimsenin dokunamadığı büyülü geçmişi hatırlamakla belki ‘şimdi’nin sonsuz ve sınırsız akışına büyülü geçmişi dâhil etmeyle aşkla, bir kitapla, dostla, bakışla, yalnızlıkla’mümkün kılınabileceğini vurgulayıp kendi gerçekliğini şiirle bulmaya çalıştığını gösteriyor, sergide. “Profil Ayarları” insanın kendi gerçekliğini yeniden keşfetmesi için çağrıda bulunuyor. Sergiye ve sanatçısına göre insan, kendi gerçeğini hala bulabilir.

Ferhunde Küçüksen Öner, Profil Ayarları No: 8, T.ü.kar.tek., 35 x 70 cm., 2017
Sanatçı kendi gerçekliğini şiirin şimdiyi, geçmişi sonsuzlaştıran büyülü yanıyla arıyor ki bu arayış serginin ikinci katmanını ortaya çıkarıyor. Bu çağrıyı kendi resmine şiirleri ortak ederek, belki de şiirlere resimleriniortak yaparak, başka estet güzellikleri resimlerinde kutsayarak yapıyor…“Resimlerimin kavramsal ve duygusal bir ön hazırlık süreci olmuştur, daima. Önce zihnimde yaptığım resimlerimin düşünce tohumları zihnime düştüğü anda yanımda edebiyat ve müzik gibi ortaklarım olur, çoğu zaman. Sergideki bazı resimlerimin ortakları da şiirdir. Örneğin Baki Ayhan T.’nin “Erkek Berberi Kadın” adlı şiirinde “hatırlama” mucizesi ile dönülen çocukluğun yarattığı atmosfer ve bu atmosferi algılama biçiminin normları yıkıcı etkisi, gerçek- hayal- hatırlama arasında sıkışmış estetik duruşundan etkilendim. Bu şiirde çocukluğun yarattığı büyülü atmosferin ahengini cinsellik, masumiyet ve masumiyetin bozulması, aşk, körlük, cehennem gibi -benim her birini duygu olarak anlamlandırdığım- pek çok nüans var. Bu nüansları estetize ederken imge ve imajın imalı gücüne dayanmış, Baki Ayhan. Şiirin dayandığı imaj ve imge gücünün ancak resmin görsel gücüyle görünür olabileceğini düşündüm. Bir yönüyle bende çok güçlü ve etkili izler bırakan bu şiiri resmimle tamamladım, belki de şiirin yaratma sürecine dâhil oldum.” Sözleriyle sergideki resim-şiir ilişkisinin anlamsal derinliğini de açıklamış oluyor. Bu açıklama sergide resmini yaptığı doğrusu şairleriyle yeniden yazdığı şiirlerin varlığı ile bütünleşiyor.

Ferhunde Küçüksen Öner, Profiles, No: 8, Drolit ü.kar.tek, 25 x 25 cm., 2017
Sergide Turgut Uyar’ın “Yaralı Olduğunu Sanan Birisinin Hüznüne Gazel”, Emel Koşar’ın “Rüya Şiir” Edip Cansever’in “Çağrılmayan Yakup” ve “Seçemiyordum İyi” adlı şiirlerinin de sanatçının dünyasından geçerek yeniden üretildiği görülebilir.

Ferhunde Küçüksen Öner, Yaralı Olduğunu Sanan Birisinin Hüznüne Gazel, ,120 x 100 cm., T.ü.kar.tek., 2014
Farklı sanat alanlarının yarattığı ortak ‘duyuş’u resimlerimde birleştirmeye çalıştığım için farklı malzemeleri kullanmaktan da çekinmedim.” diyen sanatçının 2000’li yıllardan itibaren resimlerinde kullandığı malzemeleri zenginleştirerek üç boyutlu ve evrensel temalı tuvalleri tercih etmesinin nedenlerinden biri boyutların altına katmanlı olarak yerleştirmek istediği anlam derinliğini ve çokluğunu sezdirmekse diğeri bu sürecin sosyolojik boyutunu, buna bağlı olarak değişen toplum-değişen sanat ve sanatsal ifade biçimlerini estetik tecrübeye dönüştürme isteğiyle ilgilidir. Bu nedensellikler biraz da günümüz resminde var olan bir gerçekliğin sonucu olarak doğmuştur. Günümüz resim sanatı belki de kavramsal sanata yakınlaşmasının sonucu olarak malzeme kullanımını önemsemektedir. Bu yakınlaşma, kullanılan teknikle kompozisyonun uyumunu bozan, zedeleyen bir kopukluğun da ortaya çıkmasına yol açmaktadır. K. Öner’in kullandığı malzeme ve tercih ettiği teknikler, malzeme-teknik-kompozisyon arasındaki uyumun bozulmasına yol açmaz; aksine bütünleşmesini sağlar.
10 Nisan 2017’ye kadar Ankara’da Kent Sanat Galerisi’nde gezilebilecek sergi, izleyiciyi öznel gerçekliği yeniden keşfetmeye, şiirle resmin eşsiz bütünleşmesine çağırıyor.
