Ceyda Güler “Janus, ne tarafa bakmalı?” başlıklı kişisel sergisinde, deneyimlediği mekânları ve bu mekânlara ait kapıları, kapı metaforu üzerinden ele alırken Antik Roma mitolojisinde kapıların ve geçitlerin tanrısı Janus’un bakışıyla dualite prensibi üzerinden görünen-görünmeyen, iç-dış, somut-soyut, geçmiş-gelecek, başlangıç-bitiş gibi kavramları sorguluyor.
Transparanlığı yapısal olarak kullanan sanatçı resimlerinde ele aldığı kapı nesnesinin arkasını göstermeyen, gizleyen, kapatan niteliğini yüzeyin geçirgenliği ile bertaraf eder. Her şeyin içinin görülebilirliğinin hazzı ve merak duygusunu yok ederek açıklık, erişilebilirlik gibi anlamlara geldiği transparanlıkla, kapalı kapıların saklama, örtme ve gizem işlevini birleştirirken, J. Baudrillard ve Byung Chul Han’ın dile getirdiği “her şeyin şeffaflaşma ve hiper görünür hale gelme durumunu” belirginlik ve görünmezlik ikileminde sorgular. Fiziksel olarak kapatma, örtme, gizleme, mahrem kılma işlevlerini yerini getiren kapı imgesinin, hem tuval yüzeyinde hem de ele alınan mimari öğelerde transparanlık yoluyla ifade edilmesi izleyiciyi ikilemde bırakır.
Kapıların tamamen kapatılması bitişi, açık olması başlangıcı, aralanması ile arafta umudu simgeler. Üç duygunun da eserlerde buluşması evrensel ve bireysel farkındalıkla farklı anlam katmanlarının buluşma noktası olarak karşımıza çıkar.
Transparanlıkla ele alınan kapı açılarak neredeyse her katmandaki mekânın görünmesini sağlamaktadır. Yakınlaştıkça tanınmaz hale gelen nesneler ve mekân, soyut ve geometrik kompozisyonlara dönüşürken, dijital bir katman ile renkli tuvallerin üzerini kapatır. Bu noktada kimi zaman resmin kendisi de bir kapı haline gelir. Yüzeyde yer yer açılan boşlukla görünen alt katmandaki ekspresif düzlem zaman, mekân ve duyular arasında yeni bir bağ kurarken iki ontik tabaka arasındaki derinlik hissini kuvvetlendirir. Hissedilen biçimlerin palimpsestik durumu, belirlenemezlik nosyonu ile algıda tekinsizlik yaratır.
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.