Işıl Savaşer: Arte Povera

Share Button

Arte Povera İtalya’da 1967’den itibaren gelişmeye başlayan ve uluslararası bir çizgi taşıyan modern sanat tarzı olup, İtalyanca ‘yoksullaştırılmış sanat’ ya da ‘yoksul sanat’ anlamına gelmektedir. Arte Povera klasik estetiği yıkmayı amaçlayan Amerikan akımları ile aynı bakış açısını paylaşan bir akımdır. Diğer Neo avangart sanatsal yaklaşımlarında olduğu gibi sanat piyasasının ticari şartlarına başkaldırı özelliği

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Işıl Savaşer, Postmodernizm ve Kavramsal Sanat

Share Button

Sanat çevrelerinde, 1960’lardan sonra ortaya çıkmaya başlayan postmodernizmin, kültürel, düşünsel ve politik eleştirinin parametrelerini belirleyen yeni düşüncelerin ve duyguların birleşimi olduğu düşünülmektedir. İletişim teknolojilerindeki yeni gelişmeler, Soğuk Savaş sonrasında ABD öncülüğünde şekillenen yeni dünya düzeni ve kültürel-ekonomik küreselleşmenin etkilerinden de soyutlanamamaktadır. Sanatsal modernizmin sonuna işaret etmektedir. Modernizmin

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

UTKU VARLIK, SAHNEDEN ÇIKMAK

Share Button

Uzun süredir izlediğim, sanatta “kökleşme” onun getirdiği “hırslaşma” giderek “yapışma” daha ötesinde “bunama”nın akıntısında, insana dair “egosantrik” – benmerkezci “ tüm dışavuruş, gerektiği gibi yargılanmıyor! İnsan yaşadığı sürece, onun gölgesi gibi sürdürülmek istenen “sanat tavrı” çok önce başını alıp gitmişse, bunun farkına varamayıp hala 80. sanat jübilesi için müzelerin kapılarını aşındıran sanatçılar,

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

NİLGÜN YÜKSEL, GERÇEKTEN KATARSİS

Share Button

Aristoteles’in tragedyaya dair kullandığı bir kavram “Katarsis”. İzleyicinin oyuncuyla kurduğu özdeşleşme sonunda yaşadığı ruhsal arınmayı tanımlıyor genel anlamda. Hazır tiyatrodan söz açmışken Brecht, bu kavrama karşı çıkar. O, izleyicinin arınmasını değil, izlemesini ister. Bu yüzden sık sık sahnedekinin bir oyun olduğunu hatırlatır.

Küratörlüğünü Bedri Baykam’ın yaptığı, Şevval Başalan’ın Piramid Sanat’ta devam eden “Katarsis”

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Lütfiye Bozdağ: Necmettin Yağcı’nın Heykelleri Üzerine Bir Değerlendirme

Share Button

“İnsan yaşadığı yere benzer 

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer 

Suyunda yüzen balığa 

Toprağını iten çiçeğe 

Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine….”

Edip Cansever

Necmettin Yağcı, Fallen Diplomats Memorial, Island Park Drive, Ottawa, 2012

Şairin ifade ettiği gibi Necmettin Yağcı doğup büyüdüğü Mardin, daha sonra yaşadığı Ankara ve İstanbul ile birlikte varoluşunu gerçekleştiren bir sanatçı. Mardin’de aile mesleği olan sabun üretimiyle çocukluğunda tanışan sanatçı sabunlara şekil vererek

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

LÜTFÜ DAĞTAŞ: “YAVAŞ YAVAŞ BİZDEN UZAKLAŞAN BİR MAVİ” UTKU VARLIK’LA KONUŞMA

Share Button

1965 yılı Haziran ayının sonları. Hiç bu denli şaşırmamıştır Utku Varlık, kendisini  Kunsthistorisches Müzesi’nin kapısında bulduğunda. Otostopla, cebinde topu topu 10 dolar, yemeden içmeden gelmiştir Viyana’ya. Bu Avrupa’ya ilk çıkışıdır. Kötü röprodüksiyonlarla dolu kafasını yıkamak, belleğini yenilemek, meraklarına yanıt bulmak adına çıkmıştır onca güçlüğe karşın ve bunun adı, “umut gezisi” dir. Güçlüğün adı ise parasızlık!

Kunsthistorisches

DEVAMINI OKUYUN
Share Button