“Outsider Art” ya da “Art Brut” terimi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Türkçeye “toplumdışı” olarak giren bu kavram, genel olarak sanat kültürü olmayan kişilerin yapıtlarını tanımlamak için kullanılır. Yapıtların kişilerin kendi benliklerinden kaynaklanması ve geçmiş ya da güncel hiçbir akımla benzerlik göstermemesiyle, bir bakıma kültürel sanatın karşıtıdır. Çoğunlukla toplumun dışına
Kategori: SANAT
Şafak Güneş Gökduman: Meltem Yönder İle Şişman Viktorya Üzerine
Şafak Güneş Gökduman: Şişman Viktorya’nın kurgusunda sinema ve televizyona olan yakınlığınız kendini hissettiriyor…
Meltem Yönder: İşimin gereği, elbette sinema ve televizyonun görselliğinden etkilenmiş olabilirim. Yazarken çok net olarak görebiliyordum karakterleri, vücut dillerini, kıyafetleri, sokakları, evleri… Bir roman okurken de hikâyenin örgüsü içinde bir olay yaşanıyorsa, aynı anda diğer taraftaki karakterlerin ne yapmakta olduklarını
Şeref Akşit: Atölye Günlükleri 4: Hakan Kamışoğlu
Şeref Akşit: Öncelikle kendinden bahseder misin, çocukluk yılları, sanata ilgi, eğitim nasıl gelişti, dönüştü?
Hakan Kamışoğlu: İstanbul doğumluyum, burada doğup büyüdüm ama babam subaydı, emekli olduğunda Sapanca’ya taşındık, liseyi orada bitirdim. Sonra çok severek, Mimar Sinan’a geçtim. Yani aslında küçük yaşlardan beri resim yapardım. Marmara Güzel Sanatları da kazandım ama Mimar Sinan sınavı da aynı zamandaydı, onu da kazandım ve Mimar
Sabahattin Şen: Yol Göstericiliğin Kargaları
Aşılacak olan yüksek dağlar, balta girmemiş ormanlarsa iyi bir yol göstericiye gerek vardır. Sanatsa Kaf Dağı’nı aşmaktır. Nice balta girmemiş ormanlardan, ucu bucağı görülmeyen kavurucu çöllerden, kırılmamış buzullardan bin bir sıkıntıyla sanata varan dağlardan geçmektir, sanat uğraşı. Ön hazırlıklar bu derece zor ve yorucudur. Damdan düşen bilir; düşmeyen bilmez… Bilenler sanata erişebilir. Kaf Dağı’nı aşmaksa ne dağları, ne de sıradağları
Şeref Akşit: Su Çok Güzel Gelsene!
Sermaye yöneticilerinin dünya ekonomisini, çalışanların mesai saatlerini, tatil günlerini, dolayısıyla diğer geri kalan zamanları, hatta emeklilik yaşını da belirlediği bir dünyada yaşıyoruz. Tek bir merkezden kontrol edilen yaşam alanlarımızın ekolojik ve organik olmayan yeni bir kentsel düzlemde dayatılmasına seyirci kalıyoruz. Yapaylaştırılan, insansızlaştırılan, beton yığınına dönüştürülen mimari monarşiyle kent hayatımızın sistemleşmesine engel
Hülya Küpçüoğlu: Zeynep Erdinç ile Yüzey/Altı
Zeynep Erdinç, geçtiğimiz haftalarda Galeri Ark’ta açtığı ‘Yüzey/Altı’ adlı sergisini, tuval üzerine ‘kum’ kullanarak, yağlıboya ile müdahalelerde bulunarak gerçekleştiriyor. Semboller, figürler, doğaya, doğanın ve insanın izlerine gönderme yapıyor. Yağmurun, rüzgârın ve küfün izleri Erdinç’in tuvallerinde geçmişin izlerini günümüze taşıyor.
Hülya Küpçüoğlu: Serginizin adı ‘Yüzey/Altı.’ Öncelikle serginizin oluşumundan başlamak
Şafak Güneş Gökduman: Meltem Yönder İle Şişman Viktorya Üzerine
Şafak Güneş Gökduman: Şişman Viktorya’nın kurgusunda sinema ve televizyona olan yakınlığınız kendini hissettiriyor…
Meltem Yönder: İşimin gereği, elbette sinema ve televizyonun görselliğinden etkilenmiş olabilirim. Yazarken çok net olarak görebiliyordum karakterleri, vücut dillerini, kıyafetleri, sokakları, evleri… Bir roman okurken de hikâyenin örgüsü içinde bir olay yaşanıyorsa, aynı anda diğer taraftaki karakterlerin ne yapmakta olduklarını
Şeref Akşit: Atölye Günlükleri 4: Hakan Kamışoğlu
Şeref Akşit: Öncelikle kendinden bahseder misin, çocukluk yılları, sanata ilgi, eğitim nasıl gelişti, dönüştü?
Hakan Kamışoğlu: İstanbul doğumluyum, burada doğup büyüdüm ama babam subaydı, emekli olduğunda Sapanca’ya taşındık, liseyi orada bitirdim. Sonra çok severek, Mimar Sinan’a geçtim. Yani aslında küçük yaşlardan beri resim yapardım. Marmara Güzel Sanatları da kazandım ama Mimar Sinan sınavı da aynı zamandaydı, onu da kazandım ve Mimar
Sabahattin Şen: Yol Göstericiliğin Kargaları
Aşılacak olan yüksek dağlar, balta girmemiş ormanlarsa iyi bir yol göstericiye gerek vardır. Sanatsa Kaf Dağı’nı aşmaktır. Nice balta girmemiş ormanlardan, ucu bucağı görülmeyen kavurucu çöllerden, kırılmamış buzullardan bin bir sıkıntıyla sanata varan dağlardan geçmektir, sanat uğraşı. Ön hazırlıklar bu derece zor ve yorucudur. Damdan düşen bilir; düşmeyen bilmez… Bilenler sanata erişebilir. Kaf Dağı’nı aşmaksa ne dağları, ne de sıradağları
Şeref Akşit: Su Çok Güzel Gelsene!
Sermaye yöneticilerinin dünya ekonomisini, çalışanların mesai saatlerini, tatil günlerini, dolayısıyla diğer geri kalan zamanları, hatta emeklilik yaşını da belirlediği bir dünyada yaşıyoruz. Tek bir merkezden kontrol edilen yaşam alanlarımızın ekolojik ve organik olmayan yeni bir kentsel düzlemde dayatılmasına seyirci kalıyoruz. Yapaylaştırılan, insansızlaştırılan, beton yığınına dönüştürülen mimari monarşiyle kent hayatımızın sistemleşmesine engel
Hülya Küpçüoğlu: Zeynep Erdinç ile Yüzey/Altı
Zeynep Erdinç, geçtiğimiz haftalarda Galeri Ark’ta açtığı ‘Yüzey/Altı’ adlı sergisini, tuval üzerine ‘kum’ kullanarak, yağlıboya ile müdahalelerde bulunarak gerçekleştiriyor. Semboller, figürler, doğaya, doğanın ve insanın izlerine gönderme yapıyor. Yağmurun, rüzgârın ve küfün izleri Erdinç’in tuvallerinde geçmişin izlerini günümüze taşıyor.
Hülya Küpçüoğlu: Serginizin adı ‘Yüzey/Altı.’ Öncelikle serginizin oluşumundan başlamak






