Aşılacak olan yüksek dağlar, balta girmemiş ormanlarsa iyi bir yol göstericiye gerek vardır. Sanatsa Kaf Dağı’nı aşmaktır. Nice balta girmemiş ormanlardan, ucu bucağı görülmeyen kavurucu çöllerden, kırılmamış buzullardan bin bir sıkıntıyla sanata varan dağlardan geçmektir, sanat uğraşı. Ön hazırlıklar bu derece zor ve yorucudur. Damdan düşen bilir; düşmeyen bilmez… Bilenler sanata erişebilir. Kaf Dağı’nı aşmaksa ne dağları, ne de sıradağları
Kategori: Sabahattin Şen
Sabahattin Şen: Sanat Eğitimindeki Biz
Bir ülkenin sanat eğitimi ne denli nitelikli olursa sanatta da o denli başarılı olacağını herkes bilir ve söyler. Kime sorsak yanıtını doğru verir. Doğru yanıtı hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Uygulamaya baktığımızda durum içler acısı bir çelişkiyi yansıtıyor. Sanat eğitimi için çok sayıda Güzel Sanatlar Fakültesi açıldı. Nicelikte artışı olmasına karşın nitelikte olmadı.
Sanat eğitiminin önemli kurumları yüksek öğrenime ilişkin kurumlardır.
Sabahattin Şen: Türkiye’de İlk Kafası
Sanat dünyamızda çöküntülere sarılarak kurtulacağımızı sanmamızı isteyen yoz kafalar ve çıkarcı karga örneği bezirgânlar nedeniyle burnumuz pislikten çıkmıyor. Önemli olan sanat değil anlamında düşünülerek sanat adına çıkarlar önde gidiyor. Çağdaşlığın hakkını veremeyince saçma sapan yöntemler geliştirilerek yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Yetenek yerine yeteneksizlerin at koşturduğu sanat dünyamızda zırvalıkların savunuculuğunu da bu
Sabahattin Şen, Aynalı Körük Olmasa
Uzun yıllardır İstanbul’da çıkan rh+ artmagazine dergisine yazılar yazarım; yayınlanır. Dergiler kimi zaman elime toptan geçer. Okumaya incelemeye çalışırım. Geçenlerde yeniden incelerken söyleşiye ilişkin bir yazıyı atlamışım. Derginin sayısı 24. Ay: Aralık. Yıl 2005
Konu Devlet Güzel Sanatlar Resim ve Heykel yarışması. Abdulkadir Günyaz, Adnan Turani, Kaya Özsezgin ve derginin sahibi Tevfik İhtiyar konuyu tartışıyorlar. Bu sergi ve yarışmaya ilginin neden
Sabahattin Şen: Kavramsal Sanat Sığlığı
Zaman, zaman Türkiye’ye gidiş gelişlerim olmakta. Kimi zaman belli bir sanatsal etkinliği de kapsıyor gidişlerim. Sanat ağırlıklı çalışmalar nedeniyle de Türkiye’de sanatta neler olup bittiğini gözlemliyorum. Bu yıl eylül ayının başında “Hiç Çalıştayı” için üç haftalığına Türkiye’ye gittim. Hiçbir şey yerinde durmadığı için sanat da yerinde durmuyor, sürekli bir ilerleyiş ve değişim içinde. Türkiye’nin de sanattaki konumunu değerlendirme
Sabahattin Şen: Sanat Eğitimindeki Biz
Bir ülkenin sanat eğitimi ne denli nitelikli olursa sanatta da o denli başarılı olacağını herkes bilir ve söyler. Kime sorsak yanıtını doğru verir. Doğru yanıtı hemen hemen bilmeyen yok gibidir. Uygulamaya baktığımızda durum içler acısı bir çelişkiyi yansıtıyor. Sanat eğitimi için çok sayıda Güzel Sanatlar Fakültesi açıldı. Nicelikte artışı olmasına karşın nitelikte olmadı.
Sanat eğitiminin önemli kurumları yüksek öğrenime ilişkin kurumlardır.
Sabahattin Şen: Türkiye’de İlk Kafası
Sanat dünyamızda çöküntülere sarılarak kurtulacağımızı sanmamızı isteyen yoz kafalar ve çıkarcı karga örneği bezirgânlar nedeniyle burnumuz pislikten çıkmıyor. Önemli olan sanat değil anlamında düşünülerek sanat adına çıkarlar önde gidiyor. Çağdaşlığın hakkını veremeyince saçma sapan yöntemler geliştirilerek yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Yetenek yerine yeteneksizlerin at koşturduğu sanat dünyamızda zırvalıkların savunuculuğunu da bu
Sabahattin Şen, Aynalı Körük Olmasa
Uzun yıllardır İstanbul’da çıkan rh+ artmagazine dergisine yazılar yazarım; yayınlanır. Dergiler kimi zaman elime toptan geçer. Okumaya incelemeye çalışırım. Geçenlerde yeniden incelerken söyleşiye ilişkin bir yazıyı atlamışım. Derginin sayısı 24. Ay: Aralık. Yıl 2005
Konu Devlet Güzel Sanatlar Resim ve Heykel yarışması. Abdulkadir Günyaz, Adnan Turani, Kaya Özsezgin ve derginin sahibi Tevfik İhtiyar konuyu tartışıyorlar. Bu sergi ve yarışmaya ilginin neden
Sabahattin Şen: Kavramsal Sanat Sığlığı
Zaman, zaman Türkiye’ye gidiş gelişlerim olmakta. Kimi zaman belli bir sanatsal etkinliği de kapsıyor gidişlerim. Sanat ağırlıklı çalışmalar nedeniyle de Türkiye’de sanatta neler olup bittiğini gözlemliyorum. Bu yıl eylül ayının başında “Hiç Çalıştayı” için üç haftalığına Türkiye’ye gittim. Hiçbir şey yerinde durmadığı için sanat da yerinde durmuyor, sürekli bir ilerleyiş ve değişim içinde. Türkiye’nin de sanattaki konumunu değerlendirme





