Özet
Bu çalışmayla çağdaş sanat ortamının alternatifsiz bir “tarihsel son istasyon” va mutlak bir dogma olarak dayatılan yapının sorgulanmaktadır. Bu metin, felsefe eğitiminin getirdiği kavramsal süzgeçle, çağdaş sanatın günün koşullarında ürettiği yeni estetik dönüşüm modellerini reddetmez; aksine bu dönüşümün içini boşaltan, özgün bir töz üretmek yerine felsefi kavramları birer aldatmaca ambalajına dönüştüren “Yaratıcılıksız

