Bedri Baykam: “Kullanma Kılavuzu” veya Sanat Tarihi Saptırmaları
Sanat Tarihini Kafasına Göre Yazmak…
Önceki yıllarda, Cumhuriyet gazetesinde, çağdaş sanat tarihimizi saptırdığına inandığım iki kitabı aynı yazımda eleştirmiştim. Biri Art-İst’in çıkardığı “Türkiye’de Çağdaş Sanat: Kullanma Kılavuzu 1986-2006” adlı Halil Altındere ve Süreyyya Evren’in çıkardığı yayın, diğeri de Garanti Bankası’nın sponsor olduğu ve Transglobe adlı yayıncının çıkardığı “Unleashed” adlı kitaptı.
Güler İnce: Barıştan Söz edebilmek İçin Bir “Çıkış Var” (Şener Özmen Sergisi Üzerine)
“Çıkış Var” sergisi içeriğine uygun olarak, sembolik anlamı yoğun bir günde, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde açıldı. Oysa barış umudunu hep diri tuttuğumuz ve yüksek sesle dile getirdiğimiz o güne buruk girdik. Çünkü buraların uzağında bir yerlerde savaşlar devam ediyordu. Üstelik bu savaşlarda sadece çatışan taraflar değil çocuklar, kadınlar, sağlık çalışanları da hayatlarını kaybediyordu. Savaşın bile hiç değilse kuralına uygun sürmesini
Derviş Ergün: Sanatın Bileşenleri
Sanat üretimi ve tüketimi konusunda kendiliğinden biçimlenen istek ve arzunun dışarıdan, “işi bilen” tarafından kontrol altına alınıp süreci yönetmesi, sanata bağımsız bir cepheden bakan için sanatın genleriyle oynamak olarak görülür. Sanat kendisini bir sonraki zaman dilimine taşıyacak dinamiklere zaten sahiptir. Çelişkilerin bileşkesi, dışarıdan ayrıca
Hakan Erol: “Önce Ekmekler Bozuldu, Sonra Her Şey”! (Oktay Akbal Anısına)
1923 yılında İstanbul’da doğmuştur Oktay Akbal. İstanbul Üniversitesi, Hukuk ve Edebiyat bölümlerini okurken okulunu yarıda bırakıp çok sevdiği yazarlığa yönelmiştir. Hayatını gazetecilik yaparak kazanmıştır.
Düzeltmenlik ve sekreterlik gibi çeşitli işlerden sonra 1956 yılında Vatan gazetesinde köşe yazarı olmuştur. 1985 yılında Hürriyet gazetesinde çalışmaya başlayan Akbal, buradan Milliyet’e ve son olarak Cumhuriyet’e geçmiş ve Evet/Hayır adlı
Atılım Şahan: Tarantino Sinemasının İncisi: “Soysuzlar Çetesi”
Tarantino, 90’lı yıllarda sinema diline getirdiği yeni solukla, etkisi durgun suya atılan bir taş gibi halka halka yayılarak öncelikle Hollywood olmak üzere dünya sinemasını derinden etkilemiş bir yönetmendir. Quentin Tarantino 1992 yılında kuzenleri, arkadaşları ve birkaç bin dolarlık bütçeyle çekmeye heves ettiği bir sinopsis yazar. Hikâye tesadüf eseri Harvey Keitel’in eline geçince ünlü aktör hem yapımcılığı üstüne alarak bütçe sorununu halleder
Nilgün Yüksel: “Taşra”da Sanat
Tüm ülkenin birbirinden nem kaptığı bir ortamda açıkçası bu başlığı atıp atmamak düşündürdü biraz. Yoksa elbette ki, periferi de denebilirdi ama o da taşra demek sonuçta! Her ne kadar her geçen yıl yeni sesler çıksa da İstanbul kaçınılmaz merkez!
İki yıl önce Türkiye bienallerine bir yenisi eklendi: Bodrum Bienali. Bu yıl katılımcı sanatçılardan Nilüfer Çile’nin vasıtasıyla haberdar olduğum bienali izleme şansım oldu. Eğer bienali tam da sözlük






