Özgen Yıldırım: Bugün Aslında Dündü, Serkan Özkaya Sergisi

Share Button

Debaters_Serkan ÖzkayaMixed Media_2014

Özgen Yıldırım
Sosyolog&Sanat Yazarı
ozgenyil@gmail.com

İnsan hayatının izleri geçmişten günümüze nasıl kazınıyorsa bir sanat yapıtının izleri de aynı şekilde kazınır…

İnsana dair olan, onun yapıp ettikleri, ürettikleri ile anlamlanır, tarihsel kontekste yerini alır ancak üretilenin yaratım boyutunda müdahil olan estetik, onun yer edinmesinin yanında değer ile olan ilişkisini de ortaya çıkarır. Ve bir sanat yapıtı söz konusu olduğunda tarihsel kontekste zaman, değer algısı ile aynı yatağı paylaşır.

Bir sanat yapıtını kontekstten bağımsız değerlendirmek söz konusu mudur?

Tüm insanlık tarihinde genellikle acı ile yoğrulmuş yaşantılardan söz edildiğinde izleyici, dinleyici ya da gözlemci olarak delirme noktasına geldiğimiz an’ları anımsadıkça, temel problemin kontekstten bağımsız kritiklerin yapılması ve sonuçlara varılması olduğu aşikârdır. Benzer şekilde söz konusu sanat yapıt(lar)ı olduğunda, bir tuvalin, bir heykelin, bir videonun, bir enstalasyonun, bir performansın, bir fotoğrafın vs. tarihsel kontekstte bir anlam ihtiva ettiğini ve kendisini açığa vurduğunu, diğer yandan, bağımsız bir algının o yapıtın içini boşalttığını, adeta katli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Objektivite ne denli bir yanılgı ise bir sanat yapıtının kontekstten bağımsız tasavvur etmesi de bir o kadar yanılgıdır.

Bust Of The Unfortunate Man_Serkan Özkaya_Fiberglass_2014

Sanatçı Serkan Özkaya objektivitenin yanılgılarından uzak bir mevzi alış ile dünü bugüne transfer ederken hakikat olarak Steven Toole ve yapıtlarını, sanat tarihinin kontekstine yerleştirir.  H. G. Gademer’e atıfla; onu ve yapıtlarını, mutlak ve zamanı aşan bir şey olarak değil tarihsel akışın bir fenomeni olarak ele alır. Gelenek algısı burada başattır, dolayısıyla Toole ve yapıtları Özkaya tarafından yapıtın yeniden yapıta dönüştürülmesiyle diyaloğa hazır sanat nesneleri olarak bugüne konumlandırılır.

Bir sanatçının ve sanat yapıtlarının tarih sahnesine gömülmüş olması, unutulmaya yüz tutması, her ne kadar nadiren de olsa sanatçı tarafından tercih edilebilir bir durum olsa da onun ve yapıtlarının varlığının bugüne hatta geleceğe taşınması ardıllar için oldukça elzemdir. Özkaya’nın peşine düştüğü “Sanatsever Steven Toole”, geçmişindeki sanat çalışmaları ile yeniden üretilmekte ve yorumlanmaktadır.

“İsimsiz (Ruskin’in Ardından)” cinsel ilişki hâlindeki bir keçinin anlık çekilen fotoğrafından ibarettir. Ancak bu fotoğraf karesi nedeniyle daha açılış sırasında New York polisinin baskınıyla kapatılan galeri, bir takım sivil topluluklar tarafından da eleştiriye tabi tutulmuştur. Toole, sanat yapıtının bizatihi kendisi ve provoke ettiği sanat mecrasıyla aynı zamanda izleyicinin reaksiyonuyla, toplumsal algı dinamitinin fitilini ateşlemiş olur. “İlerleme için müthiş bir zaman !!!”

Ardından yeni bir çalışma sanatçı tarafından deklare edilir. Bu deklare, “ACiL-ACİL-ACİL-AC” isimli,19 Haziran 1997 tarihli Philadelphia Sanat Müzesi Yetkilileri’ne yazmış olduğu bir mektuptan oluşmaktadır. Sanatçı mektubunda “bir dostunun müzeye doğru yola çıktığını” belirtir ve geliş amacını “Duchamp’ın Kaynak’ına KÜÇÜK ABDESTİNİ YAPMAKTIR!” şeklinde ifade eder. Yapıt, sanat tarihi okumalarında önemli bir referans olacak niteliktedir.

Davidandgoliath_Serkan Özkaya_Mixed Media_2014

Özkaya’nın dikkat çektiği, rivayet yerine gerçeklik üzerine inşa edilmiş bir yapıt olan “Çatlak”, Guggenheim Müzesi’nin duvarında bir müdahale olarak yerini almıştır. Bu müdahalenin, sanatçının kamyonetiyle hızlı bir şekilde çarpması sonucu oluştuğu (belki de iki defa) ve çarpmanın hızıyla sanatçının yaralandığı dip not olarak eklenmelidir.

“TRT Fotoğrafı” isimli çalışmasını Türkiye’de gerçekleştiren sanatçının, televizyonun ana haber bülteninin arka fonuna yerleştirdiği şeytan boynuzlu Bush imgesini, izleyiciye saniyenin küçük bir dilim anlığında izlettirmesi psikolojik unsurları da devreye sokmasına neden olur. Görüntü, subliminal uyarım şeklinde ön bilinçte izleyicinin farkında olmadığı ancak etkilendiği bir bilinç düzeyinde yer edinir. İnsanı da çoğu zaman farkında olmadığı bilinçdışı materyaller etkilememekte midir? Toole tam da bu noktada amacına ulaşmış olur.

Onun sanat hayatında yapıtlarının niteliği, müzenin içi ve hatta duvarları, izleyicinin bilincini hedef aldığı politik kurgulamaları ve dahası ile zorunun ne olduğu, sanırım şu an güncel sanatın ve sanatçıların, kendi merkezlerinden tartıştığı ve anlamlandırma gayreti içinde olduğu bir kontekst sunmaktadır. Sanatçı Serkan Özkaya da bu noktada kendi çatışma alanını oluştururken, Toole örneğinden hareket eder ve onun sanat geçmişini, metin ve görseller ile bellek kaydına alır.

Bu perspektiften sanatçı Serkan Özkaya kendi öznel üretim sürecinde nasıl bir yol izler? Yaşadıklarından ziyade metinlere verdiği önemle, onların zihinde canlandırdığı hayal gücü ile sanat pratiklerine yön veren sanatçının, “#davidandgoliath” isimli enstalasyonunda, elinde sapan tutan bir çocuk imgesi ile imgenin dönük olduğu duvarın tavanına yerleştirilmiş parçalara ayrılmış, bir helikopter imgesi izleyiciyi karşılar. Ortamın karanlık olduğu ve imgelerin aydınlatıldığı yerleştirme, oldukça etkili ve bir o kadar ürpertici nitelik taşır. Genel kabul gören çatışma ya da savaş algısını tamamen tersine çeviren bu yerleştirmede, çocuğun konumu ve elindeki sapanın silahla olan doğrudan ilişkisi, sanatçının temsil ve temsilin konumunu irdelediği bir konteksti izleyicinin algısına açar. Kendisini dışarıda konumlandıran sanatçı bu sefer izleyiciyi savaş olgusunun ortasına bırakıverir.

I n II_Serkan Özkaya_Plaster_  2014

Düzen, sistem, toplum, savaş gibi komplike çıkışların aksine insan ile doğa arasındaki uçurumun bir enstalasyona dönüştüğü, “Dışkı ile İrtifa”, dışkısının üzerinde yerden yükselmiş olan bebek imgesinin yer aldığı heykel çalışmasıdır. Dışkının altın rengi ile sunumu “değer” olgusunun paradoksal bir sunumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanatçının sergilenen  “Debaters/Müzakereciler” olarak isimlendirdiği heykel-enstalasyon çalışmasına kaynaklık eden “Dışkı İle İrtifa”, 4 ayrı heykel çalışmasına bölümlenmektedir. Birbirleri ile müzakere içinde gibi konumlandırılan bu heykeller dışkı üzerinde bir hayli yükselmiş, adeta yetişkinlerle boy ölçüşmektedir. Buradaki paradoksu belirleyen ise “güç” ilişkilerinin kendisidir. Güç sanıldığının aksine yetişkinlerde değil, onları kendi merkezlerinde konumlandıran ve kendilerine bağımlı kılan bebek figürlerindedir. Özkaya bu güç ilişkilerinin odağına yerleştirdiği “dışkı” ile acizlik ve güç, bağımlılık ile özgürleşme vb. gibi ikilemlere dikkat çeker.

Sanatçının “Sleeper (Gillian), “Shakira 12 TL.”, “Teapot”, “Chase Manhattan”, “Crazy Tourist”, “Mark”, “Dead Poet”, “Empire”, “I n II”, “Bust of the Unfortunate Man” sergilenen diğer sanat yapıtlarını oluşturmaktadır. Serkan Özkaya’nın “Bugün Aslında Dündü” isimli sergisi 23.01 – 22.02.2014 tarihleri arasında Galerist’te izleyicisini beklemektedir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır