• Translate

Emrah Kazanır: Anti-Dühring

Share Button
IMG_20151107_163814 - Kopya

Engels’in en sevdiği gazelidir Anti-Dühring. Sadece üç devrimci değildir Nazım’a göre Marx, Engels ve Lenin, aynı zamanda çok büyük sanatkâr olarak da niteler. Anti-Dühring’i, Kapital’i, Materyalizm ve Ampiryokritisizm’e de böyle bakmaktadır. 1947’de sınıfını seçer ve atılır kavgaya. Cemal Süreya ya da Ahmed Arif gibi kendini sosyalist olarak nitelemekle yetinmez, işçi sınıfının iktidarı için atılmıştır kavgaya yani örgütlü mücadeleye. Bilimsel

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’ın Budist Pagodaları (2)

Share Button
unnamed

HUE

Hue, 1802-1945 arasında Vietnam’ın imparatorluk başkenti idi. Bunun için kentte birçok tarihsel yapı bulunuyor. Bunların içinde saraylar, kale, mezarlıklar ve pagodalar öne çıkıyor.

Tienmu Pagodası (Chùa Thiên Mụ)

400 yaşını aşmış olan pagodanın adı, ‘Göksel Hanım’ anlamına geliyor. Onunla ilgili bir efsane var. Bu pagodanın 3 tonu aşkın ağırlıktaki çanı ünlü. 10 kilometreden duyulabildiği söylenen çan ve sesi için nice şiirler yazılıp türküler

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Suphi Varım ve Simirna Kızılı

Share Button
0000000689308-1

Suphi Varım’ın birçok kitabı bulunmasına rağmen, onu Simirna Kızılı’yla tanıdım. Kitabı bitirdiğimde “işte bu!” diye bağırdığımı hatırlıyorum. Kendimi iyi bir polisiye okuyucusu olarak atfederim, güvenirim kendime yani. Simirna Kızılı bende işte böyle bir etki yarattı. Hemen onun ardından da Karanlığımın Kızıl Geçidi… Suphi Varım’a, iki ayda bir çıkan polisiye dergi olan, 221B Dergi’nin ilk sayısında da rastlamıştım. İlk sayısından

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Kuşlar Yasına Gider

Share Button
HASAN_KAPAK

Öncelikle itiraf etmeliyim ki Hasan Ali Toptaş’la henüz daha yeni tanıştım. Yani uzun süredir okumayı aklıma koymuştum ama birtakım sebeplerden ötürü elim bir türlü gitmemişti; alıp, okumaya… En son bir arkadaşımKuşlar Yasına Gider kitabının fotoğrafını bana atıp fikrimi sorduktan sonra okumaya karar verdim. Beni iten biraz da bu oldu, iyi ki itti, arkadaşıma içten teşekkür ediyorum, çünkü bu romanın hemen ardından bir yarışmada ödül kazanmış

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’ın Budist Pagodaları (1)

Share Button
u12

ulasbasar@gmail.com

Bu yazıda Vietnam’ın belli başlı Budist pagodalarına ilişkin bilgiler veriyoruz. Vietnam’da binlerce onbinlerce tapınak ve pagoda bulunuyor. Burada yalnızca belli başlılarını tanıtıyoruz. Bu yapılarda kırmızı renk öne çıkıyor, çünkü bunun uğur getirdiğine inanılıyor. Bunlarda yaygın kullanılan bir imge nilüfer. Nilüfer, çamurlu sularda güzel güzel açan bir çiçek olduğu için Budizm’de saflığın simgesi olarak görülüyor. Birçok

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: ‘Papa: Hemingway Küba’da’ Üzerine

Share Button
hemingway-kuba-da

 ulasbasar@gmail.com

‘Papa: Hemingway Küba’da’ filmi, adından anlaşılacağı gibi, Ernest Hemingway’in (1899-1961) Küba yıllarını konu alan bir film. Ülke kadar yıl da önemli. Yazar, tam da Küba Devrimi’nin yaklaşmakta olduğu sırada Küba’da. ‘Papa: Hemingway Küba’da’ gerçek olaylara dayandığını söylüyor. Filmde, yazar, teknesiyle Kübalı devrimcilere el altından silah taşıyor. Gerçekse çok önemli bir bilgi. Yoksa

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Bizim Momo

Share Button
E1

Karanlıkta ışığın parlıyor

Nereden geliyor, bilmiyorum

Çok yakındaymış gibi görünüyor.

Oysa o kadar uzak ki…

Ne olursan ol;

Parla,

Parla küçük yıldız!

Sınırlı saatlerimize sınırlı planlamalar yaparak sınırsız hayaller sığdırıyoruz. Bu sınırsızlıkla sınırlı olanların üstesinden gelmeyi ve arkamızda bırakmayı öğrendik. Sanki yalnızca bunun için yaşıyormuşuz. İnsan, sınırlı saatlerinde yalnızca bir ailenin çocuğu olarak değil, bir toplumun ve

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: ‘Şafakta Kazandık Zaferi’ Üzerine

Share Button
hon_dat__anh_duc

 

ulasbasar@gmail.com

 

‘Şafakta Kazandık Zaferi’, 1969’da yayınlanmış bir Güney Vietnam direnişi kitabı (Vietnamca adı, “Hòn Đất”[1]). Türkçe’de ilk kez 1977’de yayınlanan kitaba yönelik

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Yıldız Savaşları Güzel mi Gerçekten?: 68’lerden Bir Yanıt

Share Button
tfa_poster_wide_header-1536x864-959818851016

 

 ulasbasar@gmail.com

 

Biliyorum sevenleri var ama yazıyorum: Bugün Yıldız Savaşları’yla ilgili bir yazı okudum, katılmadığım öyle çok nokta vardı ki bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Bir kere, filmde derin felsefi ve edebi anlamlar arayanlar ya da bulanların çoğunun ne felsefe ne edebiyat okuduklarını görüyorum. O zaman yapıtı neye dayanarak değerlendireceksiniz? Yazıda, “Yıldız Savaşları neden

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Danang Güzel Sanatlar Müzesi’nde

Share Button
u12

 

ulasbasar@gmail.com

Danang Güzel Sanatlar Müzesi, 2016’nın son günlerinde ziyaretçilere açıldı. Vietnam’ın 3. büyük kenti olan Danang’ın işlek bir caddesinde açılan müzenin yapısı, Vietnam’ın diğer iki güzel sanatlar müzesininkinden farklı. Başkent Hanoi ve Ho Çi Min Kenti’ndeki güzel sanatlar müzeleri Fransız sömürgesi döneminden kalma ‘sanatlı’ yapılar. Bu müzelerin, daha içeri girmeden, ayrı bir havası olduğunu duyumsuyoruz. Bu fark

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Cem Kertiş’le, Yazmak Üzerine

Share Button
cem foto3

ODTÜ Felsefe Bölümü mezunu Cem Kertiş; hayatla bir kavga veren, hayatın içinde bir yazar olarak mücadele yürüten bir isim. Hala MSM’de Yazarlık Bölümü’nde, Psikoloji ve Felsefe derslerine girmektedir. İlk romanı Yüzümdeki Sen, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. Röportajın sorularını hazırlarken ve cevapları okurken kendi adıma müthiş keyif aldım diyebilirim. En önemlisi de çok güzel dersler çıkardım. Aynı tadı almanız dileğiyle

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin: 2016’da Vietnam: 2016’da Vietnam’da Neler Oldu?

Share Button
u1

 ulasbasar@gmail.com

2016’da Vietnam’da çok sürpriz gelişmeler olduğunu söylemek zor. 2015’te hangi sorunlar ve konular gündemi işgal etmişse aynılarını 2016’da da görüyoruz.

Ho Çi Min Kenti

Trafik sorunları yine gündemdeydi. Özellikle ülkenin ekonomik olarak en büyük kenti olan Ho Çi Min Kenti’nde bu yıl trafik birçok merkezi bölgede kilit olmuş durumda. Bunun bir bölümü altyapı eksikliğinden kaynaklanıyor. Fransız sömürgeciler de, Amerikancı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Prometheus Desmotes (Zincire Vurulmuş Prometheus)

Share Button
prometheus-bound-peter-paul-rubens1610-1611

Mitolojinin kökü “mit”ten gelir. Mit, masal demektir. Antik Yunan’da yaşayan insanlar, çözemedikleri, anlayamadıkları ya da bilmedikleri her şeye, olağanüstü bir anlam yükleyip onları mitleştirmiştir. O dönemde yaşayan insanlar, çevreyi ve doğayı anlayacak bilgi birikimine sahip değildi. Mesela yağmur ve fırtınanın çıkmasının sebeplerini bilmedikleri için, düş ve hayallerini yardıma çağırmışlardır. Her toplumun kendine özgü farklı mitleri vardır.Antik

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Leonard Cohen: Bir Siyonistin Portresi ve Bizim Küçük-Büyük Hastalığımız

Share Button
yomkippur-pix

 

 ulasbasar@gmail.com

Cohen’i kaybettik. Şarkılarını biliyor, seviyorduk ama kendisini yeterince tanıyor muyduk? İşin gerçeği, Cohen bir Siyonist’ti. “Elbette, ne beklenirdi; zaten adından da belli, Yahudi değil mi?” denebilir hemen; ancak birçok Yahudi var ki onun gibi 1973’te Yom Kippur Savaşı’na İsrail saflarında savaşmak üzere gönüllü olarak yazılmak gibi bir kötülüğü yapmadı, yapmıyor

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Leonard Cohen Anısına

Share Button
leonard cohen

Partizan     (Leonard Cohen, çeviren: Ulaş Başar Gezgin)

Aştıklarında sınırımızı

Bağırdılar “teslim ol” diye

Yapmadım yapamazdım;

Elde silah kayıplara karıştım.

İsmimi değiştirdim sık sık

Kaybettim eşimi, çocuklarımı

Ama birçok arkadaş edindim

Hâlâ birlikteyiz kimiyle.

Evini açtı bize yaşlı bir teyze,

Tavan arasında gizledi bizi,

Sonra askerler bastı evi;

Tek bir söz bile söylemedi ölürken.

Üç kişiydik bu sabah

Ben oldum tek kalan, akşama

Devam etmeliyim yine

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Hanoi Film Festivali’nden 2 Film: ‘Tatlı 20 Yaş’ ve ‘Yen’in Yaşamı’

Share Button
yens-life1

ulasbasar@gmail.com

43 ülkeden 146 filmin gösterildiği 4. Hanoi Uluslararası Film Festivali, kendi alanında uluslararası bir gelenek oluşturma çabasında bu yıl da göz doldurdu. Bu yazıda, bu festivalde gösterilen 2 Vietnam filmini ele alıyoruz. Baştan söyleyelim: Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir.

İlk film, ‘Tatlı 20 Yaş’ (Sweet 20, Vietnamcası: Em là bà nội của anh (‘Sen Benim Babaannemsin’ anlamında). Film, 70 yaşında

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: “Cumhuriyet”in Çiçekleri

Share Button
untitled2820a7583532a6edfa7eby

 

 

Kilometrelerin gerisindeki o yalnız kalmış bölgelerin insanlarına el vermek, gönül vermek, yol açmak için gidiyorum. Çetin bir kavgaya baş koyuyorum.”

 Kendini bu psikolojiyle hazırlayıp 1939 yılında yola çıkan bir eğitimcinin uzun yolculuğu aslında bu. 28 yıllık eğitimcilik hayatında her türlü karanlığa ve gericiliğe karşı dimdik duran onurlu bir kadın. Okulun, eğitimin ve öğretmenin ne demek olduğunu yaşantısıyla hafızalara çivi gibi

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Anlatıbilim Açısından ‘Kürk Mantolu Madonna’ (*)

Share Button
tyb-kitap-ali-necip-erdogandan-bir-burjuva-insasi-kurk-mantolu-madonna-01

Ağ Sayfası: http://www.slideshare.net/dr_gezgin/anlatbilim-asndan-krk-mantolu-madonna

– Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir. Bu yazının kitap okunmadan önce okunmaması önerilir.-

Sabahattin Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’ adlı yapıtının çokça baskı yapmasını, gençlerin “saf aşkı araması”na bağlayanlar var; bir diğer açıklama da, anlatıda okurun bir ölçüde kendini bulması (bkz. http://www.milliyet.com.tr/saf-aska-ozlem/gundem/ydetay/1929951/default.htm

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Ölümünün 7. Yıldönümünde Vietnam Sanatı Öncüsü Vu Dan Tan

Share Button
u1

 

Vietnam çağdaş sanatının öncülerinden olan sanatçı ve galerici Vu Dan Tan (Vũ Dân Tân) (1946-2009), başkent Hanoi’daki Goethe Enstitüsü’nde açılan çoklu medya sergisi ile anılıyor. ‘Vu Dan Tan ve Müzik’ başlığını taşıyan sergide Tan’ın çoklu medya çalışmaları sergileniyor. Sanatseverler sanatçının müzik videoları, besteleri, tabloları, metal keman heykelleri ve belki hepsinden de öte eski plakları ve gramofonları kullanarak ortaya çıkardığı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam Sanatının 30. Yılı (1986-2016) Sergisi Üzerine

Share Button
larger

50 Vietnamlı sanatçının yapıtlarından oluşan, 21 Eylül 2016’da başkent Hanoi’daki Güzel Sanatlar Müzesi’nde açılışı yapılan ve 1 hafta açık kalacak sergi, Vietnam sanatının 30 yılının bir dökümünü sunmayı amaçlıyor. Bu, en başından çok zor olduğu anlaşılan bir çaba. Bir ülkenin sanatının 30 yılını 50 sanatçıdan bir yapıtla vermek, küratöryal açıdan çeşitli kavramsal sorunları beraberinde getiriyor: Bir kere bu 50 sanatçı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin:Vietnamlı Bir Sanatçı: Chinh Le

Share Button
u4-the_master_and_the_moon

 

Bugün Vietnamlı sanatçı Chinh Le’nin (‘Cin Le’ diye okunuyor) karma (şiir, seramik, bronz heykel, yağlı boya) sergisindeydik. Bu yazıda bu vesileyle sanatçıyı tanıtalım. Evimize misafirliğe ailesiyle birlikte geldiği için, kendisinin heykeltraş ailesini yakından tanıma fırsatı bulduk. Annesi, babası ve eşi de heykeltraş olan sanatçı, 1969 Hanoi doğumlu. 1969, Vietnam-Amerikan Savaşı’nın en hareketli (siz bunu “kişi başına düşen ölüm

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Sis ve Gece

Share Button
ahmet-ümit

12 Temmuz 1960 yılında Gaziantep’te doğmuştur Ahmet Ümit. Polisiye türü denildiği zaman, son zamanlarda akla ilk gelen isimlerden biridir. Ahmet Ümit, 1980’lerin sonuna doğru gittiği Moskova’da, Moskova Sosyal Bilimler Akademesi’nde eğitim gördü. Burada şiir yazmaya başladı. Sokağın Zulası adlı şiiri aynı yıl içinde yayımlandı. 1992 yılında ilk öykü kitabı olan Çıplak Ayaklıydı Gece’yi yazdı. Bu kitap ödül de aldı aynı zamanda

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Tolstoy’un Betimlemeleri– 6 – Hayatın Anlamı

Share Button
Tolstoy

“- O zaman söyler misin bana niye bütün insanlar size düşmanca davranıyorlar, sizi kovuyor, öldürüyor? Niçin sizin aşk dininiz yüzünden anlaşmazlık çıkıyor?

– Bunun sebebi içimizde değil, dışımızdadır. Biz vicdan ve şuurumuzu yönlendiren Allah’ın kanunlarını her şeyden önde tutarız. Biz Allah’ın kanunlarına aykırı olmayan şeyleri yerine getiririz. Kayser’in hakkını Kayser’e veririz, işte insanlar bunun için bizi kovar ya da öldürürler.

&#8211

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman / Deniz Gökduman: Erhan Bener’in Romanlarında Toplumsal Normlar Bağlamında Suç ve Suçlu Kavramı** (2)

Share Button
sisli 1

Sisli Yaz, başarılı bir boşanma avukatı olan Aydın’ın hayal kırıklığı ile neticelenen aşk hikâyesinin polisiye kurgu eşliğinde anlatıldığı bir romandır.

Romanda bir taraftan yaşadığı hayattan bıkmış olan Aydın’ın kendisinden hayli küçük bir kıza olan aşkı anlatılırken bir taraftan da gazete manşetlerinde Bostancı Cinayeti başlığıyla yer alan bir cinayete yer verilir ancak bu cinayet romanın asıl kurgusunu oluşturmaz; aksine Aydın’ın yaşadığı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: My Name Is Bourne. Jason Bourne.

Share Button
JASON BOURNE

Bourne filmlerinin meraklıları uzun zamandır önümüzdeki temmuz ayını bekliyorlar. Çünkü en yeni Bourne filmi “Jason Bourne” temmuz ayının sonunda gösterime girecek. Ajanlı, casuslu seriler arasında meraklıları için Jason Bourne karakterinin yeri ayrıdır. Adetten olduğu üzere gizli servis mensubu, üstün yetenekli insanların anlatıldığı filmler esas oğlanın dünyayı yok etme niyetindeki kötü adamlarla mücadelesine dayanır. İnandırıcılığı düşük

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman / Deniz Gökduman: Erhan Bener’in Romanlarında Toplumsal Normlar Bağlamında Suç ve Suçlu Kavramı** (1)

Share Button
H. Erhan Bener

Türk Dil Kurumu sözlüğünde  yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü[1] olarak tanımlanan norm, kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Her kültürde toplumsal düzeni sağlayan, bireylere yol gösteren, doğru ve yanlışı, olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirler bulunur. Bütün bunlara norm adı verilir.[2]

Yaptırıma dayanan kurallar sitemi olan normlar toplumda ödül

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Cumhuriyet Dönemi Türk Şiir Poetikalarının Toplumsallık Boyutu

Share Button
cumhuriyet-donemi-edebiyati

Giriş

Edebiyatın ürettiği -kurmacalar, duygular, ayrıntılar barındıran- metin gerçekliği ile dış dünya gerçekliği arasındaki uyum, bu uyumun varlığına dair düşünceler, araştırmalar sosyal bilimlerde disiplinlerarası çalışmaların hareket noktalarından biridir. Metin gerçekliği ile sosyolojinin, tarihin, felsefenin metot ve verilerinin uyumluluğu, edebiyatın, bireylerin hayat ve duygularından cemiyetin tecrübe ve düşünme biçimlerine uzanan toplumsallık boyutunun

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Genç Werther’in Acıları

Share Button

Johann Wolfgang von Goethe 1749 yılında Frankfurt’ta doğmuştur. Alman edebiyatının en önemli ve en ünlü yazarlarındandır. Hukuk eğitimi alan Goethe, doğa bilimleri ve resim ile de uğraşmıştır. Şiir, hikâye ve edebiyat teorisi gibi birçok esere imza atmıştır. Bunun dışında zengin bir içeriğe sahip olan mektup tarzındaki roman türüne de yönelmiştir. “Genç Werther’in Acıları’’nı bu türde yazmıştır. 25 yaşındayken yazdığı bu kitap

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Tolstoy’un Betimlemeleri  5 – KAZAKLAR

Share Button
İlya Repin, Kazarlar

Köyün girişinin sol tarafında küçük bir dere akıyor ve bu derenin kaynağı girişe gelmeden önceki küçük gölet. Sağ tarafta mezarlık ve mezarlık biter bitmez haneler başlıyor. Hanelerin başladığı yerin tam karşısında bir askeri birlik var. Askeri birliğin komutanı Olenin ve emrinde Lukaşka var. Babasını kaybetmiş olan Lukaşka bu Kazak köyündeki iki odalı mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşıyor. Olenin ise Moskova’da köşkü olan, at çiftliğine

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Tolstoy’un Betimlemeleri 4  – Sivastopol

Share Button
sivastopol-icin-savas-izle

“Burada kocaman dökme toplar ve özenle dizilmiş top mermilerini göreceksiniz. Buradaki her şeyin nizamsız, anlamsız bir şekilde buraya toplandığını sanacaksınız. Etrafınıza bakıyorsunuz, bir köşede bir batarya yanında birkaç denizci subayın durduğunu görüyorsunuz. Biraz ötede, büyük bir alanın ortasında yarısı balçığa gömülü kırık bir top dikkatinizi çekiyor. Öbür taraftaysa, eli tüfekli bir piyadenin, ayaklarını yapışkan gibi

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: Bir Yüz, Işık ve Gölge Filmi Olarak “PERSONA”

Share Button
hqdefault

Bergman’ın ‘Persona’ sı gerçekten yüz, ışık ve gölge üzerine bir filmdir. Sinema tarihinin en gösterişli açılışlarından biri olarak projeksiyon makinesinin içinde başlar. Cihaz yavaş yavaş ısınır ve sonunda açığa çıkan fallik ışık karanlığı döller; imgeler görünür hâle gelir. Bu Tekvin’de “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı, “Işık olsun”

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Tolstoy’un Betimlemeleri – 3 – Gençlik

Share Button
Leonid Pasternak's Illustration to “Resurrection” by Leo Tolstoy

“Ben ne zaman daha iyi ve daha doğruydum? İnsan aklının mutlak gücüne inandığım o zamanlar mı yoksa gelişme gücünü yitirip insan aklının gücünden ve öneminden kuşkulandığım şimdi mi?”

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Tolstoy’un Betimlemeleri – 2 – Çocukluğum

Share Button
cocuklugum-7081-47319

Dünya yazınına Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş gibi yapıtlar kazandırmış olan bu büyük Rus yazarı yazın dünyasına ilk adımı bu yapıtıyla atmıştır.

Tolstoy’un yaşamında, birçok başka yazarın yaşamında olduğu gibi bir başlangıç

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Ezilenler

Share Button
Иллюстрация_Глазунова_к_роману_Достоевского_Униженные_и_оскорблённые

1821 yılında Moskova’da dünyaya gelmiştir Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Orduda belirli bir süre görev yapan Dostoyevski, edebiyata yönelmek için ordudan istifa etmiştir. Zorlu bir hayat yaşamıştır, I.Nikolay’ın baskıcı rejimine muhalif politik bir gruba katılan Dostoyevski, bu yüzden tutuklanmıştır, hatta kurşuna dizilmekten son anda kurtulmuştur. Bunun yerine Sibirya’ya sürülmüştür ve zorunlu askerliğe alınmıştır. Sara hastası da olan Dostoyevski

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: “Tolstoy’un Betimlemeleri – 1 – Hazin Bir Evliliğin Romanı”

Share Button
Ilya_Efimovich_Repin_1844-1930_-_Portrait_of_Leo_Tolstoy_1887

Rusya’nın Tula şehrinde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lev Nikolayeviç Tolstoy çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova’ya giden Tolstoy çalışkan zeki bir öğrenciydi. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire’i ve J.J.

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Eco’nun Ardından / Genç Bir Romancının İtirafları

Share Button
u.2

5 Ocak 1932 doğumlu olan İtalyan bilim insanı, yazar ve edebiyatçı Umberto Eco, dönemimizin hiç şüphesiz en iyi romancısıydı. Yazmaya, 50 yaşından sonra, yani 1975 yılı itibariyle başlayan Eco, o günden bugüne dek yazmayı hiç bırakmamıştır. Ve iyi ki bırakmadı… Geride eşsiz eserler bırakan Eco, her eserinde karanlıkla mücadele eden kitaplarıyla yolumuza ışık tutmuştur. Karanlığın üzerine aydınlanmacılığın ışığıyla yürümüştür…<br

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Emrah Kazanır: Çernişevski’nin Rahatsızlığı

Share Button
Nikolai_Gavrilovich_Chernyshevsky1

Yoksul bir papazın oğlu olan Çernişevski, 1828-1889 yıllarında Rusya’nın St. Petersburg şehrinde yaşamış yazar, araştırmacı ve eleştirmendir. Aynı zamanda Narodnizm’in kurucusu olan Çernişevski, Sovremennik Dergisi’nde baş editörlük yapmıştır.

1862 yılında tutuklanıp 4 ay hapsedilen Çernişevski bu süreçte iki cilt olan “Nasıl Yapmalı’’ eserini kaleme alır. Yaşadığı dönemdeki toplumsal sorunların nelerden kaynaklandığını gözlemleyen

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: ‘İyi Şiir Koalisyonu’ndan Tuğrul Tanyol Poetikasının İzlerini Sürmek

Share Button
yi Şiir Koalisyonu

Tuğrul Tanyol, sanat dâhil yaşamın bütün alanlarının politika ve şiddetle birlikte yürütüldüğü/düşünüldüğü dönemde şiiri, var oluş biçimiyle yeniden yaratan bir kuşağın öncü şairlerindendir. Bu bakımdan onun şiirlerini sosyolojik pencereden okurken apolitik, dönem ruhunu anlatmayan metinler olarak değil geleneği, toplumsal hareketlilik gibi güncel sorunları sorunsal haline getirmeden sanatsal zemine yerleştirilmiş politize olmamış metinler biçiminde

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Tam Zamanında Sorulmuş Bir Soru: Vietnam’da Yılbaşı Nasıl Kutlanır?

Share Button
Tet Nguyen Dan (Vietnam Yeni Yılı) 8 Şubat 2016

 

Vietnam’da yılbaşı nasıl kutlanır? Bu soruya yanıt vermek için “hangi yılbaşı?” diye sormak gerekiyor. Vietnam, yılbaşını Türkiye’de de olduğu gibi 1 Ocak’ta kutluyor kutlamasına ama asıl yılbaşı bu değil. Asıl yılbaşı, ay takvimine göre belirleniyor. Vietnam takvimleri her gün için hem güneş hem de aya göre tarihleme yapıyor. Vietnam iki takvimin bir arada başarılı bir biçimde kullanılabileceğinin bir örneği… Ayrıca 0 noktası İsa’nın

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Semaver

Share Button
6049-semaver-sait-faik-abasiyanik-is-bankasi-kultur-yayinlari-semaver-sait-faik-abasiyanik-is-bankasi-kultur-yayinlari-9786053608851

1906 yılında Adapazarı’nda dünyaya gelmiştir Sait Faik Abasıyanık. Aldığı disiplin cezaları nedeniyle liseyi farklı şehirlerde tamamlamak zorunda kalmıştır. Üniversite okumak için yurtdışına giden Faik, önce İsviçre’ye, sonra da Fransa’ya geçmiştir.

Türkiye’de öykücülük denilince akla ilk gelen isimdir hiç şüphesiz. Oktay Akbal ve Melih Cevdet Anday, Sait Faik’ten esinlenmiştir. Bu üç isim Türk öykücülüğünü her daim ileri taşıyıp

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da 2015’in Son Büyük Güzel Sanatlar Sergisinin Ardından

Share Button
20151217_155042

Vietnam’da geçen yılın son büyük güzel sanatlar sergisi yılın son haftalarında başkent Hanoi’da idi. Vietnam sanatının son 5 yılından çalışmaları sunan sergide yer alan 409 eser hem serginin kapsamı hem de akım, yaklaşım ve izlekler bağlamındaki çeşitliliğiyle oldukça ilgi uyandırıcıydı. Vietnam, diğer ülkelerdeki sanatsal gelişmeleri yakından izleyen sanatçılara sahip bir ülke. Fransız sömürgeciliğinden önceki dönemde Vietnamlı sanatçılar eski

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Humourdan Öte İroni: Cemal Süreya Şiiri

Share Button
Cemal Süreya

Çok şükür büyük şair değilim

Ama bir sır söyleyeyim mi kulağına:

Cins şairim ben

Çıkar giderim

Nişancı bir şairim

Gözünden haklarım imgeyi

 

1950’li yıllar Türkiye’sinde yaşanan sosyolojik ve siyasal değişimler karşılığını sanatta da bulmuş, edebiyatta yeni anlatım biçimlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Birey vurgusu, yabancılaşma teması ve varoluşçu yaklaşımların ön planda tutulduğu bu dönemde “Aylak Adam” ve “Tutunamayanlar”ın

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Leylim Leylim

Share Button
Ahmet Arif, Leylim Ley

21 Nisan 1927 yılında doğmuştur şair ve gazeteci Ahmed Arif. İlkokulu Siverek’te bitirir. Ortaokul için Urfa’ya yerleşir ve burada ilk kez şiirle tanışır. Bu dönemde en sevdiği şair Faruk Nafiz’dir. Liseyi Afyon Lisesi’nde okur. Burada kendini geliştirme imkanı sağlar. Bu dönemi kendisi şöyle özetler: “Edebiyat Hocamız Gündüz Akıncı idi. Gündüz Akıncı büyük bir şanstı bizim için. Akıncı, ders kitaplarından çok roman okuturdu bize. Lisede

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Baki Ayhan T.’nin Şiiri Hem Hepsidir, Hem Hiçbiri

Share Button
baki

Bir şairin toplu şiirlerinin yayınlanması, yalnızca okurların bu şiirlere kolay ulaşımını, şairin biriktirdikleriyle yeniden gündeme gelmesini sağlayan bir anlama sahip değildir. Toplu şiirler, şairin tecrübelendiğini, şiir kanonlarının, edebiyat ortamlarının bir hastalığa dönüştürdüğü güncellik ve görünür kalma kaygısından sıyrılıp kalıcı olmaya doğru adım attığı, bir birikimin toplu göstergesi, şairlik macerasının manzum hikâyesidir

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Dr. Sevda Gülakan Kaman: Yaşar Kemal’in Folklor Derlemesi: “Ağıtlar”

Share Button
yaşar kemal, ağıtlar

İnsanoğlu en acı çeken yaratıktır çünkü ölümün bilincine varmış tek yaratık, insandır.”  

       İlyada/Homeros

 

İnsanın ölüm karşısındaki çağlara ve toplumlara göre değişen tutumu ölümü kabullenme, isteme, inkâr etme, isyan etme, ölüme meydan okuma şekillerinde kendini göstermiştir. Ağıtlar, ölüm gerçekliğine isyanın, feryadın, çaresizliğin ifadesidir.

Sözlüklerde ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Kurutulmuş Felsefe Bahçeleri / Salah Birsel

Share Button
Kurutulmuş Felsefe Bahçeleri, Salah Birsel

Salah Birsel, 1919 yılında doğmuştur. Saint-Joseph Fransız Koleji’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirmiştir. Yer yer öğretmenlik yer yer banka memurluğu yapmıştır.

Türk edebiyatının özellikle deneme türünde -Sait Faik, Oktay Akbal ve Melih Cevdet’le birlikte- en önemli isimlerinden biridir Birsel. Bir  romanı ve çokça şiiri  bulunan Birsel’in 1001 Gece Denemeleri adı altında yazdığı denemeleri olağanüstüdür

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Latin Amerika Film Festivali’nin Bir Kez Daha Ardından

Share Button
LA BUENA VIDA

13.11.2015 Hanoi, ulasbasar@gmail.com 

Peru, Arjantin, Küba, Kolombiya, Şili, Meksika, Panama, Uruguay and Venezuela büyükelçiliklerinin ortak olarak Vietnam’ın başkenti Hanoi’da düzenledikleri 3. Latin Amerika Film Festivali bu yıl her ülkeden bir filmin gösterimiyle gerçekleştirildi. Bu yazıda filmlerle ilgili kısa yorumlarımızı paylaşıyoruz. Geçen yıla göre daha az katılım gözlenen festivalde  yine de izlemeye değer filmler vardı (geçen yılın yorumları için

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Korku (Stefan Zweig)

Share Button
detail

Avusturya’lı yazar Stefan Zweig 28 Kasım 1881’de Viyana’da doğmuştur. Kendini yetiştirmeye çocukluğundan itibaren başlayan ve beş dil bilen Zweig, edebiyatla ilk olarak lise yıllarında tanışır. İlk şiirini bu dönemde yazmaya başlar. Neredeyse bütün dünyayı dolaşmıştır Zweig, Belçika, Hindistan, İngiltere, Portekiz, Küba, Almanya, Amerika, Brezilya…

Zweig, maddi olarak hayatı boyunca hiçbir sıkıntı çekmemiştir. Ancak Yahudi kökenli olmasından dolayı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında

Share Button
44484_03082015213620

Ulaş Başar Gezgin, ulasbasar@gmail.com

Taylan Kara’nın 5.kitabı ‘Vasat Edebiyatı 101’in çıktığı haberi, bana daha önceki kitaplarıyla ilgili yorumlarımı anımsattı. Romanını (‘Poe’nun Kuzgunu’) çok başarılı bulmuş; diğer iki kitabını ise genel olarak karamsar ve suçlayıcı üslûbu nedeniyle eleştirmiştim. Yeni kitapta ise, daha olgun bir polemik dili egemen ve eleştiri oklarını halk yerine edebiyat ticaretine yönelttiği için

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Sennur Sezer ile Kirlenmiş Kâğıtlar Üzerine

Share Button
Sennur Sezer

                   

Ben şiiri ve belki de edebiyatı önemsemeyen bir çağı çizmek istedim. Özellikle “trenleri” bile tanımadan göçüp giden kalabalıkları anlatan edebiyatı küçümseyenleri.

Şafak Güneş Gökduman: “Kirlenmişlik” insanın belki de en büyük korkusu. Özellikle de kadın söz konusu olunca Toplumun kadına doğrulttuğu bir sileli kirlenmişlik; hayatı tanımasını engelleyen yaşamdan soyutlayan, kimliğinden uzaklaştırıp

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: “Önce Ekmekler Bozuldu, Sonra Her Şey”! (Oktay Akbal Anısına)

Share Button
Oktay Akbal by Alaettin Bahçekapılı, 1976

1923 yılında İstanbul’da doğmuştur Oktay Akbal. İstanbul Üniversitesi, Hukuk ve Edebiyat bölümlerini okurken okulunu yarıda bırakıp çok sevdiği yazarlığa yönelmiştir. Hayatını gazetecilik yaparak kazanmıştır.

Düzeltmenlik ve sekreterlik gibi çeşitli işlerden sonra 1956 yılında Vatan gazetesinde köşe yazarı olmuştur. 1985 yılında Hürriyet gazetesinde çalışmaya başlayan Akbal, buradan Milliyet’e ve son olarak Cumhuriyet’e geçmiş ve  Evet/Hayır adlı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Tarantino Sinemasının İncisi: “Soysuzlar Çetesi”

Share Button
inglourious-basterds-p00

Tarantino, 90’lı yıllarda sinema diline getirdiği yeni solukla, etkisi durgun suya atılan bir taş gibi halka halka yayılarak öncelikle Hollywood olmak üzere dünya sinemasını derinden etkilemiş bir yönetmendir. Quentin Tarantino 1992 yılında kuzenleri, arkadaşları ve birkaç bin dolarlık bütçeyle çekmeye heves ettiği bir sinopsis yazar. Hikâye tesadüf eseri Harvey Keitel’in eline geçince ünlü aktör hem yapımcılığı üstüne alarak bütçe sorununu halleder

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam Ho Çi Min Kenti Gezi Rehberi

Share Button
g.1

ulasbasar@gmail.com

On yılı aşkın bir süredir Asya ülkeleriyle ve Vietnam kentleriyle ilgili çokça gezi yazısı kaleme aldım. Mini gezi rehberleri hazırladığım da oldu. 2007-2012 arasında yaşadığım Ho Çi Min Kenti için,(*) böyle bir gezi yazısı ya da bir mini gezi rehberi hazırlamamış olduğumu, bir tanıdığın Vietnam’a gelecek olması dolayısıyla şimdi yeni farkettim. Belki kenti bir üs olarak görmemden kaynaklanabilir bu durum ya da kendi kentim gibi benimsememden

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: İçimizdeki Şeytan

Share Button
Sabahattin Ali

1907 yılında doğmuştur Sabahattin Ali. Türkiye’nin en önemli aydınlarındandır. Hayatı boyunca toplum yararına eserler vermiştir. Mücadeleden ve kavgadan bir an olsun geri adım atmamıştır. Öğretmenlik yaptığı sırada okuduğu bir şiir yüzünden hapishaneyle  tanışmıştır.

1945 yılında gazeteciliğe başlar. Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin ile birlikte Marko Paşa’yı çıkartır. Büyük etki yaratır. Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmadığından Marko Paşa

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Göksu Şimşek: Mine Sanat Galerisi 30. Yıl Kitabı

Share Button
mine_kitap

MİNE SANAT GALERİSİ 30. YIL ANISINA 3 CİLTLİK BİR KİTAP YAYINLADI

Sanat hayatına 1985 yılında Kadıköy’de başlayan Mine Sanat Galerisi, otuz yıllık birikimini üç ciltlik kitapla sanatseverlere sunuyor.

Türkiye sanat tarihinin yol haritasında önemli bir durak olan Mine Sanat Galerisi’nin otuzuncu yılını doldurması nedeniyle yayınlanan kitabın editörü yazar ve sanat eleştirmeni Lütfiye Bozdağ.

Üç ciltten oluşan kitapta, galerinin otuz yıl boyunca gerçekleştirdiği

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Anne Kafamda Bit Var

Share Button
g1

1949 yılının Aralık ayında doğmuştur Tarık Akan. 70’li yıllarda Yeşilçam’a ayak basmıştır. Ah Nerede, Canım Kardeşim, Sisli Hatıralar gibi filmlerde rol alsa da biz onu Hababam Sınıfı’nda Damat Ferit tiplemesiyle tanırız. Aynı zamanda Sürü filmi ile beraber Tuncel Kurtiz’le başrolü paylaşmıştır.[1] Yılmaz Güney’in yönettiği Yol filminde

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Göksu Şimşek: Yayıncı Aranıyor!!! (Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine)

Share Button
2008_guney_vietnam

Yazarımız Ulaş Başar Gezgin’i Kolaj Art ailesi olarak 14. kitabı için kutluyoruz. Kendisiyle, yayıncı aramakta olduğu yeni romanı ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. Ayrıca metnin sonunda romandan bazı parçaları okuyabilirsiniz.

Göksu Şimşek: Kitabınızın adı ne olacak ve konusundan biraz söz edebilir misiniz?

Ulaş Başar Gezgin: Adını şimdilik saklı tutuyorum. Konusu ise, yıllar sonra sürgünden Üsküdar’a dönen bir düşünce suçlusunun hikayesi

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da Kültür-Sanat (5): Vietnam’ın Güzel Sanatlar Müzeleri Üstüne Güncel Tartışmalar

Share Button
20150606_152826

ulasbasar@gmail.com

Vietnam’da iki tane güzel sanatlar müzesi var, biri kuzeyde, başkent Hanoi’da; diğeri, güneyde ülkenin en büyük kenti olan Ho Çi Min Kenti’nde (eski adıyla Saygon). Bu iki müze de, 1954’te Vietnam Halk Ordusu’nun Dien Bien Phu’daki zaferiyle son bulan Fransız sömürge yönetimi döneminde inşa edilmiş iki güzel yapıda.[1]

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Sosyalizm Geliyor Savulun

Share Button
Aziz Nesin

     

20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğmuştur Aziz Nesin. Türkiye’nin en önemli aydınlarındandır. Gençliğinde Askeri Harp Okulu’nu bitiren Nesin, 1944 yılında ordudan ‘’komünizm propagandası’’ yapıyor diye uzaklaştırıldı.

Sayısız işte çalışıp; sayısız gazetede, sayısız takma adla[1]yazılar yazmıştır. Eserleri, Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal’den sonra en çok yabancı dillere çevrilen yazardır.

Nesin, ömrü boyunca hayatla hep bir kavga vermiştir

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita

Share Button
H1 Biz-Burada-Devrim-Yapiyor_166136_1

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Ece Temelkuran, mesleğini hiç icra etmemiş 1993 yılında Cumhuriyet gazetesinde  gazeteciliğe başlamıştır.

CNN Türk’te muhabirlik yapan Temelkuran, Milliyet ve Habertürk gazetelerinde ise yazılar yazmıştır. BirGün gazetesi genel yayın yönetmenliğini de yapan  Temelkuran, şu an hiçbir yerde yazmıyor.

Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita, Muz Sesleri ve Kayda Geçsin gibi önemli kitapları bulunur Temelkuran’ın

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Dr. Sevda Gülakan Kaman: Felsefik Çocuk Kitaplarının Bol Ödüllü Yazarı: Leo Lionni

Share Button
S4. yesilkuyruklufare-kapak
“Çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara masal okuyunuz,
daha fazla zeki olmasını istiyorsanız daha çok masal okuyunuz.
EINSTEIN”

“Küçük Prens”in masal mı roman mı masalsı roman mı olduğu tartışıladursun, okur kitlesinin yaş aralığının sınırlandırılamayacağı konusunda herkes hemfikirdir. Bir kitabın çocuklarla yetişkinleri büyülemesi, onlara keyif vermesi ve bunu evrensel boyuta taşıması büyük bir başarıdır. İtalyan yazar Leo Lionni de felsefik masalları ve yalın öyküleri ile her yaştan okurda iz bırakmayı başarmıştır.

Kitaplarındaki biyografisinde Leo Lionni; resimli

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Artık Fenerbahçeli Bir Şâir Mümkün mü?

Share Button
Um.2

Hâkikat, gerçeğin arkasına saklanır. Sanat ya da şiirin gerçekle işi olmaz. Sanat, özellikle de şiir, gözlerini kapayınca gören bir insan gibidir. Zâhirî olanı reddetmek sanatçının ya da şâirin en öncelikli görevidir çünkü bir tek sanatçı ve şâirler gerçeğin peşinden koşmazlar.

Fenerli olmayı, 3 Temmuz Öncesi ya da Sonrası diye ikiye ayırabiliriz. 3 Temmuz Öncesi, Fenerli biri sâdece Fenerbahçe’yi tutarken, 3 Temmuz Sonrası Fenerbahçe’yle denk Aziz

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: “Hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.’’

Share Button
h22__albert_camus_by_sfegraphics-d4t8u6w

                                                               

1913’te Cezayir’de doğmuştur Alber Camus. Yoksul bir ailede dünyaya gelen Camus, 1914’te 1.Paylaşım Savaşı’nda babasını kaybetti. 1934 yılında Fransız Komünist Partisi’ne katıldı. Fransız Komünist Partisi’ne, Marksizme ve Leninizme inandığından ve desteğinden dolayı girdi. İlerleyen zamanlarda partide belli başlı sıkıntılar yaşadı ve partiden kovuldu. Yazar ve

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Puslu Kıtalar Atlası

Share Button
sü5

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kainattan 7079 yıl ve İsa Mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra adına Kostantiniye derler tarakkası meşhur bir kent vardı…”

“Ceneviz taifesinin buraya ilk gelen gemilerine bir martının yol göstermesiyle” başlayan ve kitabın geçtiği dönemden “308 yıl sonra İzmir’de oturan mahzun ve birazda şaşkın adama” kadar İstanbul

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Güç Veriyor Her Şeye Karşın Onun Öyküsü

Share Button
u.1

Vietnam’da Kültür-Sanat (4)   06.05.2015, Hanoi, Vietnam

ulasbasar@gmail.com

Yakında Nguyen Van Troi’un memleketi olan Dien Ban’da (Orta Vietnam) anıtı dikilecek. Memleketinde şehitlikte bir anı evi bulunuyordu; ama anıt eksikti, mezarı ise şehit düştüğü Saygon’da. Nguyen Van Troi (‘Coy’ diye okunuyor), Vietnam-Amerikan Savaşı yıllarında, dönemin Amerikan Savunma Bakanı’na Saygon ziyareti sırasında suikast girişiminde bulunmuş bir elektrik işçisiydi. 1964’te

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı…

Share Button
Bxu1eThIgAAf3PM.jpg-large

1971 doğumlu Enver Aysever, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunudur. Usta bir tiyatrocu olan Aysever aynı zamanda bir yazardır ve TV programcılığı da yapmıştır. Önceden CNN’de ‘Dört Bir Taraf’ programında yorumcu olarak yer alan Aysever’in yaptığı; ‘’Aykırı Sorular’’ adlı program ise çok başarılı gittiği hâlde -her muhalif ses susturulurken ayakta kalması düşünülemezdi-yayından kaldırıldı. Yinede Aysever’den bahsederken

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Hiperrealizm’in Dayanılmaz Kolaycılığı

Share Button
fahri çağdaş

Son yıllarda üniversiteliler üstüne yapılan araştırmaların ortak paydası aynı: Okuduğunu anlamama ve anlatamama. Alt metin, satırarası ya da benzeri belli bir derinlik isteyen konuları artık üniversite düzeyine gelmiş kişiler anlayamıyor, algılayamıyor. Bunun birçok nedeni kuşkusuz vardır; ancak artık okuduğunu anlama gereksinimi duymaması başlıca neden gibi geliyor bana. Neden duysun ki? Günümüzde sosyal medya etkileşime değil sadece iletişime dayanıyor. Bu

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Dr. Sevda Gülakan Kaman: Orhan Kemal’in Acıtan ve Büyüten Öyküsü “Çikolata”nın Dili

Share Button
1.3 orhan kemal

                                                  Bizim paramız var değil mi abla, niye susalım?”

                                                                                                               Çikolata-Orhan Kemal

Orhan Kemal, şiir yazma hevesinden hapiste tanıştığı Nazım Hikmet’in önerisiyle vazgeçer ve onun da etkisiyle düz

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da Kültür-Sanat (3): Savaşla Değil Barışla

Share Button
Le Ba Dang 1

03.04.2015, Hoi An, Vietnam

Vietnam’da kültür-sanat alanında son zamanların en önemli gelişmelerinden biri, Vietnam’ın tapınaklarında ve anıtlarında görülebilecek geleneksel taş aslanların üç boyutlu fotoğraflar olarak internete aktarılması(1). Siteyi oluşturanın, babası heykeltraş olan bir lise öğrencisi olması, aslında herkesin sanat için bir şeyler yapabileceğinin bir göstergesi. Sanatçı olamıyorsan, sanata destek ol, destek olamıyorsan korunmasına

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: !f İstanbul’dan Akılda Kalanlar

Share Button
ş.2 Big Eyes by Tim Burton

14. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 12-22 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2014 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşti. Brezilya’dan Endonezya’ya; Hindistan’dan Kenya’ya, 42 ülkeden 115 filmin gösterildiği !f İstanbul, İstanbul, Ankara ve İzmir dışında 34 farklı şehirde 80 bin kişiye ulaştı.

Festivalin hiç kuşkusuz bu yılki en önemli başarısı “Paramparça Aşklar ve Köpekler”, “21 gram” gibi

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Suriye’de Cesur Bir Kadın, Sevra Baklacı; “Suriye Notları’’

Share Button
Suriye Notları, Sevra Baklacı

Emperyalist blok Suriye’de Esad’ın devrilmesi için her şeyi yapıyor. Tunus’da başlayıp tüm Ortadoğu’yu kapsayan “Arap Baharı” senaryosunu Suriye’de de “reform” adı altında piyasaya süren emperyalizm, ardında kirli bir iz bırakarak yoluna devam ediyor!

“Katil Esed!”, “Diktatör Esed”  naraları atanların dertlerinin halk olmadığını, işin içinde başka şeylerin olduğunu çok güzel özetliyor Suriye Notları… Suriye konusunda, egemen

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Sanatın Sosyal Psikolojisi

Share Button
kalıp yargı Those_crazy_artists____by_Culpeo_Fox
 20 Şubat 2015,
ulasbasar@gmail.com

‘Sanatın sosyal psikolojisi’ dediğimizde, sanata bireylerin bireysel psikolojileri yerine, onların toplu hâldeki psikolojilerine odaklanan bir psikolojiden bakmış oluyoruz. Bu bireyler, sanatçı bireyler de olabilir; sanat dostları da; sanatın fiziksel (örneğin, resim malzemeleri, kâğıt, kamera, giysi, sahne, müzik aletleri, taş vd.) ve düşünsel (sanatçıların becerileri, birikimleri, donanımları, eğitimleri, hazırlıkları vd.) hammaddelerinin sanat ürününe

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Reyhan Tutumlu: İpuçlarını İzlemek: Buzul Çağının Virüsü

Share Button
7. rey

Reyhan Tutumlu: İpuçlarını İzlemek: Buzul Çağının Virüsü[1]

Vüs’at O. Bener’in 1957’de basılan Yaşamasız adlı kitabının ardından 1963’te Ihlamur Ağacı adlı oyunu yayımlanır. Daha sonra yazar, uzun bir suskunluk dönemine girer. Bu suskunluk, Bener’in 1979’da yazmaya başlayıp 1982’de tamamladığı Buzul Çağının Virüsü romanının 1984 yılında Adam Yayınları tarafından yayımlanmasıyla sona erer (Bener, “Öykü Sanatında Zenaat Adamlığı” 10).

İç içe geçen beş farklı öykünün zamansal sapmalarla kurgulandığı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Bir Usta: Orhan Kemal, “Eskici Dükkânı’’

Share Button
eskici_dukkani_2

15 Eylül 1914’te Adana’da doğmuştur Orhan Kemal. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü’dür.

Hayatında çokça zorluklarla karşılaşmıştır Orhan Kemal. Babasının gazete çıkarmasıyla beraber ve İstiklal Mahkemeleri’nde birçok defa yargılanması nedeniyle babasında öldürülme korkusu başlar. Bundan dolayı babasıyla beraber Orhan Kemal de Suriye’ye geçer. Daha ortaokul yıllarında Orhan Kemal yurdundan kısa bir süre de olsa ayrılmak zorunda kalır böylece. Tekrardan

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Meltem Yönder İle Şişman Viktorya Üzerine

Share Button
fat_girl_2_by_thirteen_fifty-d32lfzw by JRMurray76

Şafak Güneş Gökduman: Şişman Viktorya’nın kurgusunda sinema ve televizyona olan yakınlığınız kendini hissettiriyor…

Meltem Yönder: İşimin gereği, elbette sinema ve televizyonun görselliğinden etkilenmiş olabilirim. Yazarken çok net olarak görebiliyordum karakterleri, vücut dillerini, kıyafetleri, sokakları, evleri… Bir roman okurken de hikâyenin örgüsü içinde bir olay yaşanıyorsa, aynı anda diğer taraftaki karakterlerin ne yapmakta olduklarını

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Halkların Kardeşliği İçin Kültürlerarası Sanat Psikolojisi

Share Button
1. mcls_by_saksagan-d58rs2c
Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin,
ulasbasar@gmail.com, 5 Ocak 2015

Halkların kardeşliği için hizmet verebilecek köprülerden biri yemeklerse, bir diğeri sanattır. Çeşitli milliyetçi ve hatta faşizan sanat örnekleri bulunmakla birlikte, sanatın bir kültürü ve bir halkı anlamak ve onunla bağ kurmak için açılan pencerelerden en önemlisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu köprü ya da pencere kavramsallaştırmasında, en önemli sorunlardan biri, bir sanat yapıtının bir sanatçının kendine özgü özellikleri yerine bir kültürü ya da bir

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Bir Gün Tek Başına…

Share Button
1974_by_05091906 koray

   

Türkiye’de roman yazarı dendiği zaman aklımıza ilk gelen isimlerden biridir Vedat Türkali.

Gerçek adı Abdülkadir Pirhasan olan, Vedat Türkali, 1919 Samsun doğumludur. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünü bitirdi, 1951 yılında siyasal faaliyetlerde bulunmaktan dolayı tutukladı ve 7 yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı…

Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği davalarından

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Bir Alev Alatlı Sendromu

Share Button
alevalatli-E560-A6E5-E801

Bir deyim vardır “Mezârlıklar, kendilerinin vazgeçilemez olduklarını sananlarla doludur” diye. Bu, aydın için de geçerlidir. Batı dillerindeki karşılığına göre bizde “mürekkep yalamış” kesim toplumun öncüsü, aydınlatıcısı olarak görülmüştür. Bunun en büyük nedeni de, Sanayileşme ve bütün fikirsel devrimleri ıskaladığımızdan dolayı, yatay ya da dikey toplum inşası sürecinde bu inşaata altyapısı yetmeyen halk yerine, Sanayileşme ve fikirsel

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin: Sanat Psikolojisinin Önündeki 10 Güzergah

Share Button
Ricardo-Ponce-Burlesque-People-Group-Modern-Age-Abstract-Art-Art-Brut

ulasbasar@gmail.com

Sanata psikolojik açıdan bakmanın, onu psikolojinin araştırma konusu yapmanın, hatta sanattan beslenen bir psikoloji yaratmanın ve psikoloji bilgisine dayalı olarak sanatçılara önerilerde bulunmanın birkaç yolu bulunuyor. Bunlar, sanatın alt dallarına göre (örneğin, resim, film, tiyatro vd. gibi), psikolojinin alt dallarına göre de (sosyal, klinik, bilişsel, kültürlerarası vd.) özel olarak sınıflandırılabilir. Böylece, on sanat alt dalı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: Sarhoş Atlar Zamanı / Bahman Gobadi

Share Button
3

“Bir kitap okudum hayatım değişti.”

Orhan Pamuk’ un “Yeni Hayat” romanının meşhur ilk tümcesidir bu. Kürt asıllı İranlı yönetmen Bahman Gobadi’nin hayatı da kütüphaneden aldığı “Animasyon Filmleri” kitabı ile birlikte değişiyor. İran-Irak sınırındaki zorlu coğrafyada doğan Gobadi yönetmenlik kariyerine kısa filmler yaparak başlıyor. Clermont-Ferrand Festivali’nde Jüri Özel Ödülünü kazanan

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da Kültür-Sanat (2): Savaş, Barış ve Sanat

Share Button
6.

09.11.2014, Hanoi, Vietnam

Vietnam, artık bir savaş değil; bir ülke. Ancak, dünyanın çoğunluğu için, hâlâ savaşla anılan bir ülke. Vietnam Kültür ve Sanat Sergi Merkezi’nde bu hafta, Savunma Bakanlığı’nın sanat kurulunun yaptığı silahlı kuvvetler sergisi çağrısına yanıt veren 355 sanatçının gönderdiği 485 görsel sanat yapıtı arasında sergiye uygun görülen 200’den fazla çalışma sergileniyor. Yapıtlar arasında, çoğunluğu resim olmak üzere, az

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Hititler…

Share Button
hitit 2

Hititler… Anadolu’nun ortasında yaklaşık olarak 3500 yıl önce kurulmuş bir imparatorluğun yeniden yaşama dönüşü… Hititler belgeseli, çok az tanıdığımız “Hititler’i röportajlar, görsel malzemeler ve dramatik canlandırmalarla izleyicilerin karşısına çıkaran bir film.

Çorum, Yozgat, Konya, Kayseri, Aksaray gibi Anadolu’nun çeşitli köşelerinde, Mısır ve Suriye’de çekimleri gerçekleştirilen filmin araştırma aşaması bir buçuk

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: Bitmeyen Kavga…

Share Button
Bitmeyen-Kavga1

 İnsan, doğası gereği okuyan, düşünen ve sorgulayan bir varlıktır. Okumak bir temel ihtiyaçtır; tıpkı su gibi, ekmek gibi, hava gibi…

Türkiye’de her 6 kişiye 1 kitap düşse de, yukarıda sıralanan kriterler “olması” gerekendir aslında.

Kitap okuyanla, okumayan arasında uçurumlar vardır. Bunu tepeden bir bakış açısıyla veya “elit” bir tavırla söylemiyorum. Ortada bir realite söz konusudur.

Uçurumdan da ötedir aslında durum…

Kitap okumak bir kültürdür

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Taşrada Varoluş: Hasan Ali Toptaş’ın Gölgesizler Romanı Üzerine Bir İnceleme

Share Button
1

Son dönem Türk romanında nitelik ve nicelik bakımından yaşanan yükseliş okurları seçici bir tavır takınmaya zorlamaktadır. Romanların sayıca çokluğu, romanlardaki posmodernist etkilerin artışı da farklı okur profillerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Hasan Ali Toptaş, hem nitelikli okur profilinin ortaya çıkmasına yardım eden hem de Türk edebiyatında roman türünün gelişimine katkıda bulunan önemli bir yazardır.  Son dönem Türk romanında üslubu ve

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Beş Film Birden Ya da Gemilerde Zalim Var, Tahitili Yarim Var

Share Button
10. image28

    (Engraving by Robert Dodd, 1790)

Şu Bounty Meselesi

18. yüzyılın ikinci yarısında Dünya, ikiz devrimler de denilen iki büyük devrimle sarsıldı: Amerikan Devrimi ve Fransız Devrimi. Bu iki büyük devrim arasında bir yerde, çağın başkaldırı ruhuna uygun olarak, tarihe, Pasifik’te seyreden küçük bir gemideki deniz isyanı not düşüldü. İşte Bounty’nin hikâyesi, bu en ünlü deniz isyanının hikâyesidir.

1787 yılında İngiliz Kraliyet Donanması’na bağlı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da Kültür-Sanat: Işık Karanlığa Galip Gelsin!

Share Button
hono

Vietnam’ın kültür-sanat ortamlarında bu aralar en çok konuşulan konu, 23-27 Kasım 2014’te 32 ülkeden 300’den fazla filmin gösterimiyle gerçekleştirilecek olan Sürdürülebilir Kalkınma konulu Uluslararası Hanoi Film Festivali (http://www.haniff.vn/en/). Uluslararası filmlerin dışında, Hanoi’un Fransız işgalinden kurtuluşunun 60. yıldönümü için konuyla ilgili çeşitli belgeseller gösterilecek. Asya Sineması Tanıtım Ağı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Reyhan Tutumlu: “Anadolu Hümanizması”nın Yaratılması: Sabahattin Eyuboğlu

Share Button
3

1938-1950 dönemi Türk kültür politikaları arasında Türk hümanizmasının yaratılması ve bununla bağlantılı Mavi Anadoluculuk hareketini, Köy Enstitülerinin kurulmasını ve çeviri çalışmalarını sayabiliriz. Bu periyodun “hümanist kültür” dönemi olarak adlandırıldığını belirten Orhan Koçak, Kemalist siyasal sistemle bu dönemdeki kültürel politikalar arasında hem bir tamamlayıcılık hem de bir temsil ilişkisi bulunduğunu vurgular (370). 1938 yılında

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Latin Amerika Film Festivali’nin (Hanoi) Ardından

Share Button
latin_amerika_film_festivali1

Vietnam’ın başkenti Hanoi’da Latin Amerika Film Festivali, 6-11 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 11 Latin Amerika ülkesinin (Arjantin, Venezuela, Brezilya, Peru, Meksika, Panama, Şili, Kolombiya, Uruguay, Küba ve Haiti) büyükelçilik temsilcilerinin ve vatandaşlarının desteğiyle gerçekleştirilen festivalde, Meksika ve Arjantin’den ikişer ve geriye kalan ülkelerden birer olmak üzere toplam 13 film gösterildi. Hemen hemen her gün tıka basa dolu olan 87 kişilik

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Muazzez İlmiye Çığ ile Hitit ve Sümer Ülkelerine Bir Yolculuk

Share Button
hitit_gunesi_by_ba_2-d49gqmx

Sümerlere ve Hititlere ilişkin eserleri ile tanıdığımız M. İlmiye Çığ, 1914 Bursa doğumlu. 1931’de ilkokul öğretmenliğine başlayan Çığ, Eskişehir’de beş yıla yakın bir süre öğretmenlik yaptı. 1936’da Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne girerek burada Sümeroloji, Hititoloji, Arkeoloji eğitimi alan M. İlmiye çığ 1940’ta mezun oldu. İstanbul Arkeoloji Müzelerine Çiviyazısı Uzmanı olarak atandı. Müzedeki Sümer, Akad, Hitit

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Ana Dilde Aşk: Guillaume Apollinaire

Share Button
Portrait of Apollinaire and Marie Laurencin, by Henri Rousseau, 1909

Evrensel ve ulusal bir sorun ana dil. Her etnik dile ana dil hakkı verilmeli mi yoksa ulusal diller o ulusun ana dili olarak mı kabul edilmeli? Dil meselesine olan ilgim Londra yıllarımda başlar çünkü ilk kez o zaman Türkçe’den başka bir dili konuşmak zorunda kalmıştım. Aziz Benoit’da Fransızca öğrenmiştim ancak o Fransızca sadece okul sınırları içinde geçerliydi. Okul kapısından çıktığım an İstanbul’un en civcivli Türkçe’siyle muhatap oluyordum ancak

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: Michael Haneke “CACHE”

Share Button
trailer

Michael Haneke sinemasını en iyi şekilde özetleyen şey aslında bir klişe hâlini almış durumda: rahatsız edici. Yirmi yılı aşkın TV filmleri performansının ardından çektiği “Duygusal Buzlaşma” üçlemesinin ilk filmi “Seventh Continent” (1989)le, artık sinema izleyicisini de rahatsız etmeye öykünüyor. Ağır kurgusu, yoğun metaforik anlatısı, akıllara ziyan uzun planlarıyla (71 Fragments of a Chronology of Chance’taki masa tenisi antrenmanı) ortalama

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Hakan Erol: “İlk”ler: Bir Dinazorun Anıları

Share Button
926_Bir_Dinozorun_Anilari

İnsanın hayatında “ilk”ler her zaman önemlidir…

İlk aşk…

İlk üniversite…

İlk kez çalışma ve kendi paranı kazanma…

İlk evlilik…

Liste böyle uzayıp gidiyor.

“İnsanlık Tarihi” açısından da ilk’ler her zaman önem arz etmiştir.

İlk yazının icadı,

İlk ateşli silahların bulunması,

Amerika kıtasının keşfi,

Atom bombasının kullanılması…

Bu liste de böyle uzayıp gider…

Listelerin kısaca özeti ise bizler için her şeyin “ilk” inin anlamlı ve önemli

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Ağır Aksak

Share Button
Fikret Mualla 5

Yazı Tura filminin başkişilerinden Şeytan Rıdvan askerliğini yaptığı Güneydoğu’da gâzi olur ve bir bacağı dizden kesilir. Nişânlıdır. Memleketi Göreme’ye döndüğünde düğünü yapılacaktır. Büyük bir sevgiyle karşılanan Şeytan Rıdvan, ilk nişanlısını görmek ister. Buluşurlar. Kız, kendisini baştan aşağı bir süzer. Gözleri ayaklarına denk geldiğinde ve takma bacağındaki tek tip ayakkabıyı gördüğünde, şöyle der: “Başka ayakkabı da giyebileceksin

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Göksu Şimşek: Vampir Manifestoları – (Giovanni Scognamillo, Aylin Ünal, Fatih Danacı)

Share Button
Gaian_Vampires_Halloween_WP_by_JenZee

Göksu Şimşek: Vampir Manifestoları – (Giovanni Scognamillo,  Aylin Ünal, Fatih Danacı)

Türkiye’de fantastik denildiğinde şüphesiz akla gelen ilk isim, adına korku ve fantazya ödülleri verilen kişi elbette Giovanni Scognamillo’dur. Aynı zamanda bir vampirolog olan Scaognamillo’dan başkası da bu konuyu bu kadar sistematik biçimde yazamazdı. “Hepimiz vampiriz” mottosu ile başlayan kitap vampir nedir, özellikleri nelerdir, tarihteki yeri nedir ve neden bu kadar kalıcı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Mitoloji ve Semboller (Mehmet Ateş İle)

Share Button
Venus of Willendorf

Mehmet Ateş 1998 yılında İngilizce olarak yayımlanan “Mitoloji ve Semboller” adlı kitabında sembol üreten insanların tarihi evrelerini ve Ana Tanrıça kültünün odak nok­tasını oluşturan kadının tarih­teki rolünü inceliyor. Sembol sözlüklerinde toplanmış mito­lojik bilgilerin durağan anlam­larını yeniden bir araya getir­mek yerine, bu sembollerin niçin bu anlamları erdikleri­ni araştırmaya ağırlık verdiğini belirten Mehmet Ateş’in

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Büyük İskender

Share Button
2004_alexander_504

Büyük İskender’in hikâyesinin anlatıldığı 2004 yapımı film, Alexander,  belki de yalnız tarih meraklılarının gözünde yüksek kredisi olan bir seyirliktir. Ne gişede ne de eleştirmenler nezdinde reji ekibi/yapım şirketinin beklentilerinin tam anlamıyla karşılanmadığını düşünürsek sektörel açıdan pek de başarılı bir filmle karşı karşıya olmadığımız aşikârdır. Gerçekten de salt estetik ölçülerle değerlendirsek veyahut bir “entertainment”

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Proust’un Zamana Karşı Zaferi, Kayıp Zamanın İzinde

Share Button
atmosphere_by_myebe-d60vlfd

Yrd. Doç. Dr. Haluk Öner
halukoner@tunceli.edu.tr

 

Marcel Proust Time Regained by Sudor

Fransız ve dünya edebiyatının en önemli üslup yazarlarından biri olan Marcel Proust,  on dört yıllık emeğinin ürünü olan Kayıp Zamanın İzinde serisinde yüzlerce karakterin yaşamını zamanın kozmik ve psikolojik algısından yola çıkarak kurgular. Proust bütün yaşamları zaman ve mekân ilişkisinin anlardan meydana geldiği düşüncesinden hareketle anlatır ve yazma eyleminin

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Her Gün Kırmızı Bir Pazartesidir ya da Ortak Akıl Akıl Değildir

Share Button
cronica_de_una_muerte_anunciada_by_celestebelen-d7ew4lt

Avamlaşma, çağımızın en başat sorunu. Bu sorun, hayatımızdaki her alan ve süreci etkiliyor. Her ne kadar günümüz düzeni insanı bireyci yapsa da, ortak bir akıl bize dayatılıyor. Bu “ortak akıl” kavramı yüksek bir erdemmiş gibi sunulsa da, ortak akıl, aklı öldüren bir kavram çünkü insanın iradesini ve tek başına karar verme yetisini ortadan kaldırıp, özgün ve özgür düşünebilmesini önlüyor. Avamlaşmanın getirdiği ortak akıl, önceleri küçük yerleşim

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: Postmodern Medya Kuramı Üzerinden “Büyük Karnaval” (Billy Wilder)

Share Button
ace-in-the-hole

“Kitlelere büyülenmeyi işleyen medya mı, yoksa medyayı büyük gösteriye yönlendiren kitleler mi?” (1) diye sorar Baudrillard. “Ace in The Hole”(1951) filmiyle Billy Wilder da bu soruya cevap arıyor.  “Sunset (Bulvarı) Blvd.”(1950) ile Hollywood sinema sektörünü yerden yere vuran yönetmen bu kez medya ve gazetecilik kavramını koyuyor hedef tahtasına. Filmin“Ace in The Hole” ismiyle gösterime girmesi beklenirken yapımcı firma tarafından

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Kimin Kimliği Ki?

Share Button
Identity_Theft_by_danderson107


Kimlik (L’Identité), Milan Kundera tarafından 1996 yılında Fransa’da yazılan, 1998 yılında yayımlanan bir romandır.
Roman gerçekliği değil varoluşu inceler. Varoluş, olup bitenler değildir. İnsan olanaklarının alanıdır. İnsanın olabileceği her şey, yapabileceği her şeydir.
-Milan Kundera

Öylesine kusursuz bir akışa sahip ki, özet yazmaktansa olayları derinden gözleyerek kitabı incelemek daha doğru olur, ama öncelikle karakterlerden ve olayların gidişatı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Şiir Şairini Yazar -Özge Dirik Anısına-

Share Button
nok

Eski ağır abileri överken Oktay Rifat (Bu yıl 100. Doğumyılı) “Kötü şairle, daha kötü şairler vardır” der ve ekler “Hep kötü bir şâir olmaya çalıştım”. Bu alçak gönüllülük, Oktay Rifat’ın büyük şair olduğunun en açık kanıtı olsa da bu söze katılamayacağım; çünkü en başından “şair”in var olduğuna inanmıyorum. Bu,  yıllar içinde gelişen bir kanı.

Sanırım, Haziran 2003’tü. Rıfat Ilgaz Şiir Yarışması’nda Özendirme Ödülü

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Reyhan Tutumlu: Mitsel ve Muhalif Bir Anlatı: Ozmoz Kronos

Share Button
klon_by_ilyasuhoi-d4y5t4q

Edebiyat, düşlerimizi, umutlarımızı, nasıl bir dünya istediğimizi; hatta kâbuslarımızı yeniden ürettiğimiz, diğer insanlarla paylaştığımız, yaşamla iç içe ve bir o kadar da uzak bir diyardır. Özellikle ütopya ve bilimkurgu edebiyatında bilimle, yaşamın düşlerle buluşmasına tanık oluruz. Adam Şenel’in 1993’te Ayrıntı Yayınları’nca yayımlanan Ozmos Kronos adlı kitabı da geçmişle geleceğin, bilimle düşlerin, gerçekle kurgunun bütünleştiği

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti

Share Button
phpThumb_generated_thumbnail

‘Ölü Çiçekler Müzesi’, yazar Gözde Kurt’un psikoloji ağırlıklı öykülerini topladığı kitap. Eylül 2011 basımı kitap, psikoloji ve felsefe ağırlığı taşıyan on dört kısa öyküden oluşuyor. İngilizce öğretmenliği yapan 1982 doğumlu yazarın Mart 2009’da yayınlanmış ‘Kozanın Tereddütü’ adlı bir romanı da bulunuyor.

Yazarın öykücülüğünün temel konuları ve anahtar sözcükleri şöyle sıralanabilir: Ben, iç dünya, dönüşüm, rüya, uyku

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu; Trier’in Alternatif Kıyameti: Melancholia

Share Button
images (1)

“Çok yalnızız. Hem de o kadar yalnızız ki tüm evrende ve topluca yalnızız. Geleceğimiz belli: bu hayat bitecek. Yapacak hiç bir şey yok; öleceğiz. Öyle bir öleceğiz ki evrende izimiz kalmayacak. İşte bu yüzden melankoli kaçınılmaz ve bu melankoli de sonumuz olacak. Dünyayı melankoli bitirecek.”  diyor sinemanın yaramaz çocuğu Lars Von Trier bir röportajında. Bakmayın kendisine yaramaz çocuk dendiğine; altmışına merdiven dayamış, hem yaramazlıkları

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Değerli Değersiz

Share Button
21752

Günümüzde birçok değer anlamını yitirdi. Bunun nedeni, kanımca, duygulara artık sahip olmamız değil; ne yazık ki, ait olmamız.

Duygularına sahip olmadığından, artık kimse kendinden ve eylemlerinden emin değil. Bu da, doğal olarak, muhabbet niteliğimizi etkiliyor. İletişim yerine etkileşim içerisinde artık insanlar. Sanki sözcükler yerine ses ve hareketlerle anlaşıyoruz ya da öyle sanıyoruz. İnsanı değersizleştiren bu durum, Hande Özelsancak ve Murat Bülent

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şener Azizoğlu: Nuri Bilge Ceylan’a Uzak’tan Bir Bakış

Share Button
images

Adını belki de ilk olarak 56. Cannes Film Festivalinde 2002 yapımı “Uzak” filmiyle duydu çokları. Bu vakte kadar “popüler olan iyidir”  düsturu iliklerine kadar işlemiş, -kendi tanımıyla- yalnız ve güzel ülke insanının azımsanmayacak bir yüzdesinin varlığından bihaber olduğu marjinal (!) bir film yönetmeniydi. Oysa ki henüz ilk sinema filmi  “Koza” (1995) ile dünya sinema literatürüne dâhil olmayı başarmıştı. Sonrasında kendi üçlemesi sayılabilecek

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Kuşak Çatışmasının Kimyasal Bozulması, Babalar ve Oğullar

Share Button
babalar-ve-ogullar_avatar_orj

“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Otomatik Portakal

Share Button
otomatik-portakal-konusu

“Eee, ne olacak şimdi ha?” diye başlıyor Anthony Burgess Otomatik Portakal’ına.

Aslında bu soru günlük hayatımızda önemli yer tutan soruların başında gelmektedir. Seviniriz “Şimdi ne olacak?”; üzülürüz “Ne yapmam gerek?”; bir duruma ortak olmak isteriz “Yapacağım bir şey var mı ?” diye ardı arkası gelmez sorularla iç içe yaşar gideriz, farkında olmayız. Aslında her cevap yeni bir soru üretmekte ve günlük ilişkilerimizi de bir noktada işte bu

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Wibeau’yu Ne Öldürdü?

Share Button
current

Genç W.’nin Yeni Acıları (Die neuen Leiden des jungen W.),Ulrich Plenzdorf(1) tarafından 1969 yılında yazılmıştır.

“Werther kendi kandırmalarına yenildiğinden, bilerek intihar eder. Plenzdorf ise, Edgar’ını tesadüf sonucu öldürmeyi yeğler, onun ölümünün, ümitsiz aşkının hayal kırıklığıyla hiç ilgisi yoktur. Bu da günümüzde Goethe’nin elden geldiği ölçüde düzeltilmesidir.”

Wolfram Schütte, Frankfurther Rundschau

Ulrich Plenzdorf, Genç W.’nin Yeni

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: İmparator Anıtı’nı Neden Yıkıyoruz?

Share Button
Republic_by_DarthAtreus

Ulaş Başar Gezgin, 30 Temmuz 2013, ulasbasar@gmail.com
Tüm Yapıtları: http://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgin-kaynakca-17-haziran-2013-istanbul

Bugün burada İstanbul Cumhuriyeti’ni anmak için biraraya geldik. Rusya’yla tutuştuğu savaştan yenik ayrılan İmparatorluk hükümeti; başkenti, İstanbul’dan Konya’ya aldırmıştı. Rus kuşatmasında açlıktan öldü İstanbullular. Binlercesi, otoyol kenarlarındaki ağaçların köklerini kemirerek sağ kaldı. Başkalarının

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Safak Gunes Gokduman: Les Façons de Voir Aux Portraits de Jean-Pierre Séguin

Share Button
Volunteer Nurse, 2013, figurines glued and painted on wood, 60’’X 48’’.

Traduction par: Goksu Simsek

Né en 1951 à Montréal, Canada, Jean-Pierre Séguin a fait ses études d’art à l’Université du Québec à Montréal. Il a été professeur au Département des arts et lettres de l’Université du Québec à Chicoutimi de 1979 à 2010. Jean-Pierre Séguin qui a créé aux premières années de son art des peintures abstraites en sens conceptuel pas aussi en sens stylistique, est devenu célèbre avec ses portraits ; mais il n’a pas aussi renoncé

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Baykuş’un Gör Dedikleri / Kör Baykuş’u Okuma Biçimleri

Share Button
blind_by_bluecrow10-d6cvrt2

Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç,
kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya.
Yeryüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmasını bilenler için.

Duygu kimi zaman insanın kaburgasında kaynayan kimi zaman da ilikleri donduran, gülümsetip ağlatan garip soyutluktur. Tarifi güçtür çünkü yazının icadından beri anlatmaya çabalar insan, ancak yazarsa hisleri dökülür, temizlenir kirli göğsü insanlığın

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin: Öyleyse, Tümden Eğiğiz Ama Ezik Değil… (*)

Share Button
gundogun_tablosu_oyku_icin

Ulaş Başar Gezgin, ulasbasar@gmail.com , 3 Nisan 2013
Tüm Yapıtları: http://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgin-kaynaka-1-nisan-2013-stanbul
(*) Gündoğ Yücesan’ın bir tablosundan esinlenerek

Gün ağarıyor. Bir önceki günün bir eşi mi bu? Yoksa beyaz bir sayfa mı? Kızıllaşan gök, söylemiyor bunu bize ve orman sakinlerinin dilini anlayamıyoruz biz. Belki de yangındır, bu göğü kızıllayan. Güneşin yangın olarak indiği zamanlar da vardır dünyaya… Öyleyse?..

Bitki

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Kurtz’un Karanlığı, Conrad’ın Yüreği

Share Button
karanligin_yuregi

Karanlığın Yüreği (The Heart of Darkness), Joseph Conrad(1) tarafından 1902 yılında yayımlanan bir romandır.

Karanlığın Yüreği’nde Marlow’un Kongo’daki yolculuğu Dante’nin Cehennem’de derinlere doğru yaptığı yolculukla karşılaştırılmıştır ve bu doğru bir karşılaştırmadır.”
David Lodge

1857’de Polonyalı bir anne-babanın çocuğu olarak Ukrayna’da doğan Joseph Conrad’ın asıl adı Josef Korzeniowski’dir. Sürgün edilen anne ve babasıyla

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Göksu Şimşek: Oyuncaklı Dünya, Bekir Sami

Share Button
909cd12c-dc5d-4d2b-b6e5-9b7224faca73-1

goksusimsek@kolajart.com


Bekir Onur- Oyuncaklı Dünya
Dost Kitabevi Yayınları, 2. Baskı Ekim 2002, Ankara

Türkiye’nin ilk oyuncak müzesinikuran aynı zamanda Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Müze Eğitimi Anabilim Dalı kurucusu olan Prof. Dr. Bekir Onur, Oyuncaklı Dünya isimli bu kitabında tarihsel, toplumsal ve kültürel bir ürün olarak çağının tanığı oyuncağın dünya ve ülkemizde yerini incelerken bizi hem Anadolu’da hem Avrupa’da

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Geleneksel ve Deneysel Yönleriyle Gravür Baskı

Share Button
ön kapak jpeg


Francisco Goya, Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur

Teknolojinin bu kadar ilerlemiş olduğu yazılı ve görsel materyallerin dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyeler içinde iletildiği ve birkaç saniyelik zaman diliminde milyonlarca kişiye ulaştığı günümüzde, iyi bir okur olarak basım-yayım işlerinin bu kadar hızlı olmadığı dönemleri düşünürken sık sık Goya’yı hatırlarım ve çalışmalarının içinde benim bu durumumu “Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur”

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin: Sosyal Psikoloji Açısından Edebiyat ve İktidar (*)

Share Button
İktidar by S. Ceren Ceylaner

Edebiyat ve iktidarı sosyal psikoloji açısından incelediğimizde, öncelikle, iktidarın dar ve geniş tanımlarını ayırmak gerekiyor. Dar tanımıyla iktidar, resmî söylemin sandığa hapsettiği yasama-yürütme-yargı ekseninde gerçekleşen bir olgu. ‘İktidar partisi’ sözü, bu dar tanıma karşılık geliyor. Geniş tanımda ise, iktidar, Foucault’cu bir yorum üzerinden, gücün ve hiyerarşinin olduğu her ilişkide varolan daha geniş bir olgu olarak okunabiliyor. İkinci

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: “Artık Savaşacak Gücüm Kalmadı! ” Virginia Woolf ve Jacob’un Odası Üzerine

Share Button
virginia_woolf_by_Fabiano Gagliano


“Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum…
Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim…
Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum…”

“Jacob’un Odası,” William Sheakespeare, Anton Çehov, Emily Brontё ve Daniel Defoe gibi yazarlardan etkilenen ve bu etkileri yapıtlarına yansıtan Virginia Woolf’un, 1922’de yazdığı üçüncü romanıdır. Londra’da dünyaya gelen ve evlendiği Leonard Woolf sayesinde kitaplarını kendi basımevinde

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Göksu Şimşek, Kıyamet Kitabı, Connie Willis

Share Button
Kiyamet-Kitabi_160639_1

goksusimsek@kolajart.com

Kıyamet Kitabı, Connie Willis, İthaki Yayınları

Bilim kurgu yazınında en saygın yazarlardan biri olan Connie Willis’in, İthaki Yayınları’ndan 2013 yılında Özlem Yüksel’in çevirisiyle 2. baskısını yapan Kıyamet Kitabı (“Doomsday Book”) romanı, Hugo, Nebula ve Locus ödüllerini kazanmıştır. İlk sayfalarından itibaren soluksuz okunan bu sürükleyici romanı özellikle bilim kurgu ve tarih severlerin kesinlikle

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Hidâyet’in Gördüğü Baykuşun Körlüğü

Share Button
Blind_Owl_by_shadnavid

             

           Gel gidelim içelim,
Rey şarabından içelim!
Şimdi içmezsek onu,
Ya ne zaman içelim?

 

Kör Baykuş (Bûf-e kûr), Sâdık Hidâyet[1] tarafından 1936 yılında Bombay’da yayımlanan bir romandır. André Breton’un “Başyapıt diye bir şey varsa o da budur.” sözleriyle yücelttiği Kör Baykuş için Sâdık Hidâyet’in yakın dostlarından Bozorg Alevi ise Kör Baykuş’un Almancasına eklediği “Sonsöz”de şöyle der:

“Kör

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Kendini Aratan Yönetmen Alfred Hitchcock

Share Button

Alfred Hitchcock sinema sanatının en büyük ustalarından biridir. Hollywood’daki ortalama yönetmen profilinin aksine, Hitchcock, mevcut hikâye anlatma teknik, yöntem ve usulleri ile sinematografik incelikleri yerli yerinde kullanmadaki başarısı bir yana; yenilikçi –hatta devrimci- artistik anlayışıyla yedinci sanata muazzam katkılar sunabilmiş özgün bir sinemacıdır. Siyah-beyaz, sessiz sinema dönemlerinde mesleğe atılmış, Star Wars filmlerinin çekildiği yetmişli

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

A. Mümtaz İdil: Hitit Bir Uygarlıktı, Çorum Sahiplenmedi

Share Button
hitit-kurban-sunma

Çorum Anitta Oteli’nin girişinde gelecek misafirleri bekliyordum. Çorum Hitit Festivali’nin bilmem kaçıncı yılı. Lada’dan kırma bir beyaz Renault tam önümde durdu, ister istemez geri çekildim. Arka kapı açıldı ve tüm heybetiyle Kurthan Fişek belirdi. Yüzüme bile bakmadan, “Gürer geliyor,” dedi. “Ona eskortluk yaptık.”

Artık aramızda olmadığı için rahat yazıyorum. Sabah gazetesinin en renkli günlerinde Aktüel dergisini çıkartırken birlikte çalışmıştık

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: “Artık hiç kuşkum yok, masallar gerçektir.” (Italo Calvino’nun, Görünmez Kentleri Üzerine)

Share Button
calvinoo

Kurmaca yazarlığın zirvelerindendir, İtalıo Calvino. En çok şey söylediğine inandığı kitabı Görünmez Kentler, literatürde iki ana metninin kurgulanması metinlerin yazılışından sonra olduğu için kurmaca dünyasının en büyük fantezilerinden biridir. “Bir dosyada yaşamımın kentleri ve kır manzaralarıyla ilgili sayfaları topluyorum, bir diğerinde zamandan ve mekândan bağımsız hayali kentleri. Bu dosyalardan biri kâğıtlarla tıka basa

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Asiye Aydan Çakar: Neşesi Yeter! Balkan Ruhu

Share Button
1797303_10152182971444004_494469015_n

Balkanlar tam olarak neresi? Nerede başlar ve biter? Balkanlı denilince aklımızda ne belirir? Kendimizi bu sınırları belirsiz kırmızı kutunun içinde mi yoksa dışında mı tutuyoruz?

2013 İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Alman yapımı Hermann Vaske belgeseli “Balkan Ruhu” yukarıdaki soruları tartışıyor. Slavoj Zizek‘ten Angelina Jolie’ye, Marina

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Vermemiş Mabut, Neylesin Mahmut! -Erhan Bener’in Kedi ve Ölüm Romanı Üzerine-

Share Button
http://www.2013indir.com

-Erhan Bener’in Kedi ve Ölüm Romanı Üzerine-

 

Kedi ve Ölüm, Hikmet Erhan Bener[1] tarafından Ankara’da, 1961 yılının Ocak ayında yazılmış  bir kişilik incelemesi romanıdır.

 

Gerçek sanatçı, gerçek yazar muhaliftir; çünkü kuşkucudur, araştırıcıdır.
 Erhan Bener
   

 

Kedi ve Ölüm kitabında yazar, Ressam Zahit İloğlu adında üç ay ömrü kalmış bir adamın hayatını derinden işler ve okuyucuda çok fazla soru işareti bırakır. Kitabın özetini

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

A. Mümtaz İdil: Solcu Olmak Sigarayı Bırakmaktan Daha Zor Elbette

Share Button
karanlikta-uyananlar-1964

Siyasî olarak baskı altına alınmış, kısmî özgür toplumlarda sanat da zorunlu olarak baskı altına girer. Uzun süredir baskı altında bulunan toplumlarda ise sanat mutlaka bir başkaldırı olarak kendini gösterir; ama bizim ülkemizde bu söz konusu değildir, zira zaten bir özgürlük ortamından göreceli biçimde en baskıcı döneme ulaşılmıştır. Bunun doğal sonucudur belki, baskıyı henüz üzerinde hisseden daha az okumuş kesim, başına gelen tüm belaları da sanat

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Anadolu Korku Öyküleri

Share Button
anadolu-korku-oykuleri-2

Uzun zamandır beklediğim ve yayımlanmasını yakından takip ettiğim Anadolu Korku Öyküleri’nin ikinci kitabı geçtiğimiz aylarda raflardaki yerini aldı. Giovanni Scognamillo kitap için şöyle diyor:

“Büyük kent korkuları başka, kırsal alan korkuları başkadır. Kırsal alana özgü korku; doğayla, doğanın gücüyle, batıl inançlarla iç içedir ve çarpıcılığını da inandırıcılığını da onlardan alır.

Anadolu Korku Öyküleri /2’deki anlatılanların tümü

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Safak Gunes Gokduman: Alfredo da Silva: “I See Mountains in Space / Yo veo montañas en el espacio.”

Share Button
Fine Artist

Çev./Trans.: Metin Halis Kaya

Alfredo Da Silva, who was born on February 20th, 1935 in Potosi, Bolivia, graduated from Potosi Fine Arts Academy and Prilidano Pueyrredon Fine Arts Academy. He was awarded with the scholarship of Graphic Arts in New York Pratt Institute in 1962. Alfredo Da Silva is known as an abstract expressionist.

When we look at his first studies, we see geometric shapes that do not have sharp edges and the dominance of pastel colors on the canvas. The colors gradually give their

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Haluk Öner: Budala Kitaplığı

Share Button
phpThumb_generated_thumbnail

Flaubert budalalığı keşfetmişti. Açık yüreklilikle

şunu söyleyeceğim, bilimsel alandan o kadar

gurur duyan bir yüzyılın en büyük keşfi budur:

Milan KUNDERA ,”Roman Sanatı”

Giriş

Bir yaşama biçimi değildir, budalalık. Yaşamın belli bir alanında, alanları algılama biçimi olarak görünür: Yaşama biçiminden çok siyaset, felsefe, bilim, meslek vb. her alanda yerleşik hâle gelmiş davranışlara, tutumlara, basmakalıplığa inanmaktır. Her alanın uzmanlaşmış

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: 60’lardan Günümüze Mel Ramos ve Sanatı

Share Button
Mel-Ramos-Studio

Çeviren: Ayşe Anaçoğlu

24 Temmuz 1935’te Kaliforniya’da doğan Mel Ramos, lisans ve yüksek lisans öğrenimini Sacramento State Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Pop Art’ın önemli temsilcilerinden biri olan Ramos, 50’li yılların sonlarında, daha çok silik arka panolar ve kaba fırça darbelerinden oluşan ve kendisinin sürrealist olarak nitelendirdiği yağlı boya resimler yapmıştır. 1960′lı yıllarda stilini değiştirerek figüratif çalışmaya başlayan Ramos

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

A. Mümtaz İdil: Edebiyatın Yoksulluk Günleri

Share Button
albert-camus

Yazı hayatıma edebiyat ile başladım. İlk yazım Dönemeç ve Türkiye Yazıları’nda aynı anda çıkınca, Ahmet Say ile Cemal Süreya’dan hafif yollu bir de fırça yedim. İlk yazımdı. Çok önemsiyordum, bir yerde çıkmayınca, öteki tarafa göndermiştim çocukça.

Şimdi artık öylesine uzak günler ki o günler. Edebiyatın, sanatın yerlerde süründüğü, kimsenin yüz vermediği alanlar olarak tarihe gömüldü. 12 Eylül faşizmi, silahlar, bombalarla birlikte kitapları

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: “Ejderhalardan Korkuyorlar Çünkü Özgürlükten Korkuyorlar.”

Share Button
the_hobbit_an_unexpected_journey_by_ahmetbroge-d5nmoml

Hayal gücü, Fantezi ve Hobbitler Üzerine

“Önce Eru vardı. Tek olan. Eldar dilinde İlluvatar denilen.” Böyledir, Orta Dünya fanları tarafından bir nevi Kitab-ı Mukaddes muamelesi gören Quenta Silmarillion’un girizgâhı. Eldar (yani Elflerin) dilinde İlluvatar diye anılan Eru eliyle yaratılmıştır her şey.

Fantezi edebiyata meraklı herkes bilir ki Elflerin, Orkların, Hobbitlerin gerçek yaratıcısı, J.R.R. Tolkien adlı masalcı amcadır. Yine meraklılarının malumu

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Dostoyevski’nin Beyaz mı Geceleri?

Share Button
306545

 

Beyaz Geceler(Rusça: Бе́лые но́чи, Belye Nochi) 19. yüzyılın en önemli yazarlarından Fyodor Mihayloviç Dostoyevski[1] (d. 11 Kasım 1821, ö. 9 Şubat 1881) tarafından yazılmış ve 1848 yılında yayımlanmış  kısa bir öyküdür.

Dostoyevski Beyaz Geceler’i 1848’de yirmi yedi yaşındayken yazıp bir Petersburg gazetesinde yayınladı. İki sene önce gene bir gazetede yayınlanan ilk romanı İnsancıklar ünlü eleştirmen Belinski ve çevresi tarafından

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi

Share Button
250-340

“Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi” usta karikatürist Kemal Gökhan GÜRSES’in Gezi Direnişini anlattığı çizgi romanı. Kitap kasım ayının soğuk günlerinde yayımlanmasına rağmen yaşananlar hâlâ sıcaktır, düşenlerin acısı hâlâ yürek yakmaktadır.

Kitabın kahramanı Hasan’ın ilginç bir hayat öyküsü vardır. Hasan doğuştan kördür. Babası oldukça ünlü bir işadamıdır. Hasan’ın kör olması onun hayattan kopmasına değil tam tersine hayata sıkıca

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Sunay Akın’ın Geyikli Park’ı

Share Button
geyikli-park_avatar_orj

Bir Fransız dretnotunun güvertesinde başlıyoruz yolculuğumuza. Çanakkale Boğazının girişindeyiz. İçinde bulunduğumuz dretnot, toplarının namlularını Çanakkale sırtlarındaki siperlerimize çevirmiş bir hâlde yaklaşmakta olan, onlarca ülkeden, Osmanlının başkentini işgal etmek, maceraya atılmak ve heyecan yaşamak için toplanmış binlerce askeri taşıyan İtilaf devletleri donanmasındaki onlarca dretnottan biri. Güvertede bir amiral ve yüzbaşının konuşmasına

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Edirne’nin Yahudileri

Share Button
phpThumb_generated_thumbnail

Edirne’nin Yahudileri’nin yazarı Güngör Mazlum 1977-1980 dönemi Edirne Belediye başkanlığı yapmış ve Edirne tarihine gönül vermiş bir yazar. Edirne’nin Yahudileri araştırma ve bir döneme yaptığı tanıklık sonucu ortaya çıkan bir kitap. Kitapta Edirne’ye ilk gelen Yahudilerden, son kalan Yahudilere kadar ki süreç belge ve tanıklıklarla anlatılıyor. Yahudilerin Edirne’de nasıl yaşadıklarına, gelenek ve göreneklerine, Edirne’deki eğitim faaliyetlerine

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Süleyman Biçer: Ve Dağlar Yankılandı – Khaled Hossein

Share Button
ve_daglar_yankilandi

“Kağıt bir ağacın altında

minik, hüzünlü bir peri buldum

Bir gece rüzgarla savrulan

minik, küçük bir tanıdım”

“Pekâlâ. Madem bir hikâye dinlemek istiyorsunuz, anlatacağım. İkinizden biri sakın bir tane daha istemesin. Vakit geç oldu, üstelik Peri’yle beni uzun bir yolculuk bekliyor. ” cümleleriyle başlıyor KhaledHosseini son romanı “Ve Dağlar Yankılandı”ya. Ardından, çölün sıcağından ve soğuğundan geçip, Kabil’e ulaşarak 40’lı yılların

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Don Eddy and Photorealism (Interview)

Share Button
Studio Portrait

Şafak Güneş Gökduman: Your first paintings appear to be influenced by Surrealism. You then transitioned to Photorealism. Can you talk about this transition process?

Don Eddy: To address the influence of “Surrealism” on my work and the subsequent transition to “Photorealism,” it is necessary to start in an unlikely place – my childhood experience. I was born in Southern California to troubled family. My mother and father were divorced when I was very young. We moved from

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Don Eddy’nin Sanatı ve Foto-Realizm

Share Button
untitled green volkswagen 1971 copy

Çeviri: Murat Soncul                              

Don Eddy, 1960’larda Amerika’da New York ve Los Angeles gibi sanat ortamlarında belirmeye başlayan, fotoğrafı kullanarak resim yapan sanatçıları içeren bir akım olan Foto-Realizm’in önemli temsilcilerinden biridir. 1944 yılında Güney Kaliforniyada doğan Eddy, lisans ve yüksek lisans eğitimini Hawaii Üniversitesinde, sanatta yeterlilik eğitimini ise Kaliforniya Üniversitesinde tamamladıktan sonra New York’ta

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Asiye Aydan Çakar: Latcho Drom, Bin Yıllık Yolculuk

Share Button
Share Button

Atılım Şahan: Avatarın Düşündürdükleri

Share Button
Avatar, landscape

Sanırım 80’li yıllarda çocuk olmuş herkes küçük mavi adamların doğayla ve birbirleriyle uyum içindeki yaşamlarının nefasetine aşinadır. Bu küçük mavi adamlar herkesin yeteneği elverdiğince ve gücü yettiğince çalışıp, ihtiyacı oranında toplam üretimden pay aldığı, paranın ne mübadele ne de tasarruf aracı olarak geçer akçe olmadığı bir toplulukta yaşamaktadırlar. Topluluğun (toplum da diyebilirsiniz) ihtiyaçlarına karşılık verdiği oranda kendini

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Coen Sinemasından Varoluşçuluğa Uzanan Yol: Küçük Adamlar ve Büyük Lebowski

Share Button
the-big-lebowski-15182-1920x1200

Coen biraderlerin filmleri –özellikle atmosfer kurma açısından- belki de Hollywood’un en ayrıksı ve özgün rejisini temsil eder. Ekonomi profesörü bir baba ile sanat tarihçisi bir annenin yetiştirdiği bu iki kardeşten sinema eğitimi almış olanı Joel’dir. Küçük kardeş Ethan’ın ihtisası ise mantık ve dil felsefesi üzerinedir. Ki zaten Coen’lerin sinema dilindeki orijinalitede ve psikiyatri ders kitaplarından fırlamış gibi duran “su generis” karakterler

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Orbay Soydan: Baskıcı İktidarın Hasmı Sinema

Share Button
Sinema-ve-12-eylil-banner

Yıl 1948

CHP iktidarı, Türk filmlerini gösterecek sinemalara önemli oranda vergi indirimi uygulayarak yatırımcıların sinemaya yönelmesini teşvik eder. Ön-Yeşilçam dediğimiz bu dönemde sinema, köyde yaşanan çözülmeler, geçim zorlukları, komşuluk, mahalle arkadaşlıkları, kadın erkek ilişkileri, zengin olma ve sınıf atma düşkünlükleri gibi toplumsal gerçekçi konuları beyazperdeden bizlere yansıtır.

Fakat bu durum fazla uzun sürmez.  1950 seçimlerinde

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Orbay Soydan: Korsan’la Nasıl Mücadele Etmeli

Share Button
korsan

Geçen hafta gazetelerin İnternet sitelerinde korsana önlem geleceğine dair bir haber vardı.

Kuşkusuz bunun gibi haberleri daha önce çok gördük.

Ancak bu seferki Fikir ve Sanat Eserleri kanunu yasa tasarısı bir farkla öncekilerden ayrılıyor.

Yeni Fikir ve Sanat Eserleri kanunun 73/B maddesine göre: kanun koyucu bilgisayarımıza casus yazılım gönderecek. Sadece korsanı önlemek amaçlı görünen yazılım MP3leri bulabilmek için bilgisayarlardaki tüm verileri

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şeref Akşit: Orhan Pamuk, Kara Kitap ve Yazının Yanılsa(t)ması

Share Button
orhan-pamuk-kara-kitap

Edebi bir metne yani öykü ya da bir romana kendinizi kaptırdığınızda yazarın yarattığı yanılsama, size olmayan bir şeyin olmuş olabileceğini düşündürür ve hatta size bu yanılsamayı yaşatabilir. Kahramanla özdeşlik kurduğunuzda ise kendinizi hiç yaşamayacağınız bir macerada ya da tam tersi, dinginlikte de bulabilirsiniz.  Hiç yaşamadığınız bir gerçekliği o an yaşıyormuş gibi heyecanlanır, şapkadan tavşan çıkıyormuş ya da bir kadını testereyle

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Batuhan Yıldız: Bir İntiharın Adı: Werther!

Share Button
Genc-Wertherin-Acilari-

Genç Wertherin Acıları (Die Leiden des jungen Werthers), Johann Wolfgang von Goethe  (d. 1749, ö. 1832) tarafından 1774 yılında yazılmış bir mektup-romandır.

“Zavallı Wertherin öyküsü hakkında bulduklarımın tümünü elimden geldiği kadarıyla bir araya getirdim ve şimdi size sunuyorum. Bana müteşekkir kalacağınızı biliyorum. Ruhuna ve kişiliğine hayranlık ve sevgi beslemekten, yazgısı karşısında gözyaşı dökmekten kendinizi alamayacaksınız. Şu

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Şafak Güneş Gökduman: Todorov’la Fantastik’e Yolculuk

Share Button
todorov

Edebi metinler alanına giren her metin tüm edebi metinlerle ve edebiyatın alt türlerinden biriyle ortak özelliklere sahiptir. Edebiyat eseri, geçmişle ilişkilidir. Bu nedenle her edebiyat incelemesi eserden türe, türden esere doğru bir hareket içerir. Günümüz edebiyatı tür sınıflamasını terkeder gibi görünse de türleri “bir yapıtın edebiyat evrenine bağlanmasını sağlayan ipler” olarak niteleyen Todorov, türlerin varlığını tanımamanın edebi eserin kendinden

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Atılım Şahan: Amin Maalof’tan Sabahattin Ali’ye: Doğunun Merdivenlerinde Prima Donna

Share Button
1

Amin Maalouf, Fransa’da yaşayan, Fransızca yazan, Lübnan asıllı bir gazeteci. Ekonomist, sosyolog ve edebiyatçı. Afrikalı Leo (Leon lAfricain), Semerkant (Samarcande) ve Tanios Kayası (Le Rocher de Tanios) gibi güzide tarihî romanların yazarı. Hayatının ilk yarısını Lübnan’da bir Hristiyan (Arap mıntıkasında bir “levanten”), diğer yarısını ise Fransa’da bir Arap (Avrupa toprağında bir  “sarazen”)  olarak yaşamış bir münevver.

Amin Maalouf

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Asiye Aydan Çakar: Tanrıça’nın İzinde Bir Çöl Masalı

Share Button
992352_10152042752359004_967064308_n

(Bab’AZİZ, Yön: Nacer Khemir)

Adı “Çölde bir kez uyuyan, asla aynı kişi olarak uyanmaz” olan bir masal anlatsaydım, “bir zamanlar yakışıklı bir prens varmış ve bir ceylanı takip ederek hakikate koşmuş” diye başlardım. Ama bu masal zaten anlatıldı ve güneşe pervane olan kahramanların ruhları sonsuzluğa ulaştı.

Masalın anlatıcısı Nacer Khemir Tunuslu bir yönetmen ve Bab’Aziz, yönetmenin çöl üçlemesinin son filmi. Ruhunu arayan bir derviş

DEVAMINI OKUYUN

Share Button