• Translate

Umut Yalım: Artık Fenerbahçeli Bir Şâir Mümkün mü?

Share Button
Um.2

Hâkikat, gerçeğin arkasına saklanır. Sanat ya da şiirin gerçekle işi olmaz. Sanat, özellikle de şiir, gözlerini kapayınca gören bir insan gibidir. Zâhirî olanı reddetmek sanatçının ya da şâirin en öncelikli görevidir çünkü bir tek sanatçı ve şâirler gerçeğin peşinden koşmazlar.

Fenerli olmayı, 3 Temmuz Öncesi ya da Sonrası diye ikiye ayırabiliriz. 3 Temmuz Öncesi, Fenerli biri sâdece Fenerbahçe’yi tutarken, 3 Temmuz Sonrası Fenerbahçe’yle denk Aziz

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Hiperrealizm’in Dayanılmaz Kolaycılığı

Share Button
fahri çağdaş

Son yıllarda üniversiteliler üstüne yapılan araştırmaların ortak paydası aynı: Okuduğunu anlamama ve anlatamama. Alt metin, satırarası ya da benzeri belli bir derinlik isteyen konuları artık üniversite düzeyine gelmiş kişiler anlayamıyor, algılayamıyor. Bunun birçok nedeni kuşkusuz vardır; ancak artık okuduğunu anlama gereksinimi duymaması başlıca neden gibi geliyor bana. Neden duysun ki? Günümüzde sosyal medya etkileşime değil sadece iletişime dayanıyor. Bu

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Bir Alev Alatlı Sendromu

Share Button
alevalatli-E560-A6E5-E801

Bir deyim vardır “Mezârlıklar, kendilerinin vazgeçilemez olduklarını sananlarla doludur” diye. Bu, aydın için de geçerlidir. Batı dillerindeki karşılığına göre bizde “mürekkep yalamış” kesim toplumun öncüsü, aydınlatıcısı olarak görülmüştür. Bunun en büyük nedeni de, Sanayileşme ve bütün fikirsel devrimleri ıskaladığımızdan dolayı, yatay ya da dikey toplum inşası sürecinde bu inşaata altyapısı yetmeyen halk yerine, Sanayileşme ve fikirsel

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Ana Dilde Aşk: Guillaume Apollinaire

Share Button
Portrait of Apollinaire and Marie Laurencin, by Henri Rousseau, 1909

Evrensel ve ulusal bir sorun ana dil. Her etnik dile ana dil hakkı verilmeli mi yoksa ulusal diller o ulusun ana dili olarak mı kabul edilmeli? Dil meselesine olan ilgim Londra yıllarımda başlar çünkü ilk kez o zaman Türkçe’den başka bir dili konuşmak zorunda kalmıştım. Aziz Benoit’da Fransızca öğrenmiştim ancak o Fransızca sadece okul sınırları içinde geçerliydi. Okul kapısından çıktığım an İstanbul’un en civcivli Türkçe’siyle muhatap oluyordum ancak

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Ağır Aksak

Share Button
Fikret Mualla 5

Yazı Tura filminin başkişilerinden Şeytan Rıdvan askerliğini yaptığı Güneydoğu’da gâzi olur ve bir bacağı dizden kesilir. Nişânlıdır. Memleketi Göreme’ye döndüğünde düğünü yapılacaktır. Büyük bir sevgiyle karşılanan Şeytan Rıdvan, ilk nişanlısını görmek ister. Buluşurlar. Kız, kendisini baştan aşağı bir süzer. Gözleri ayaklarına denk geldiğinde ve takma bacağındaki tek tip ayakkabıyı gördüğünde, şöyle der: “Başka ayakkabı da giyebileceksin

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Her Gün Kırmızı Bir Pazartesidir ya da Ortak Akıl Akıl Değildir

Share Button
cronica_de_una_muerte_anunciada_by_celestebelen-d7ew4lt

Avamlaşma, çağımızın en başat sorunu. Bu sorun, hayatımızdaki her alan ve süreci etkiliyor. Her ne kadar günümüz düzeni insanı bireyci yapsa da, ortak bir akıl bize dayatılıyor. Bu “ortak akıl” kavramı yüksek bir erdemmiş gibi sunulsa da, ortak akıl, aklı öldüren bir kavram çünkü insanın iradesini ve tek başına karar verme yetisini ortadan kaldırıp, özgün ve özgür düşünebilmesini önlüyor. Avamlaşmanın getirdiği ortak akıl, önceleri küçük yerleşim

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Şiir Şairini Yazar -Özge Dirik Anısına-

Share Button
nok

Eski ağır abileri överken Oktay Rifat (Bu yıl 100. Doğumyılı) “Kötü şairle, daha kötü şairler vardır” der ve ekler “Hep kötü bir şâir olmaya çalıştım”. Bu alçak gönüllülük, Oktay Rifat’ın büyük şair olduğunun en açık kanıtı olsa da bu söze katılamayacağım; çünkü en başından “şair”in var olduğuna inanmıyorum. Bu,  yıllar içinde gelişen bir kanı.

Sanırım, Haziran 2003’tü. Rıfat Ilgaz Şiir Yarışması’nda Özendirme Ödülü

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Umut Yalım: Değerli Değersiz

Share Button
21752

Günümüzde birçok değer anlamını yitirdi. Bunun nedeni, kanımca, duygulara artık sahip olmamız değil; ne yazık ki, ait olmamız.

Duygularına sahip olmadığından, artık kimse kendinden ve eylemlerinden emin değil. Bu da, doğal olarak, muhabbet niteliğimizi etkiliyor. İletişim yerine etkileşim içerisinde artık insanlar. Sanki sözcükler yerine ses ve hareketlerle anlaşıyoruz ya da öyle sanıyoruz. İnsanı değersizleştiren bu durum, Hande Özelsancak ve Murat Bülent

DEVAMINI OKUYUN

Share Button