Bedri Baykam: Yoğun Sanat Haftasının Transit Raporu! 

Share Button
Contemporary İstanbul, Piramid Sanat standı.

Hafta başını (hala devam eden) ağır sol bacak ve boğaz ağrılarıyla geçirince, size yazımın ulaşması cumartesi gününü buldu. Ben de sizi sanat ortamımıza davet etmeye karar verdim!

Geçen hafta, İstanbul sanat ile yatıp kalktı. Bu, içinde bulunduğumuz haftanın savaş gündeminden daha renkli bir tabloydu! Contemporary İstanbul (CI) ve İstanbul Bienali’nin peş peşe açılması nedeniyle, rekabetten uzak durmak istemeyen galeriler

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Bedri Baykam: “Che’nin Oğlu” Olmayı Taşıyabilen Adam…

Share Button
b1

Çok zor ve pahalı olan, benim ise “diş söktüren” diye tarif edebileceğim bir sergiyi hazırlıyoruz. Yarın (26 Ekim, Çarşamba) açılmış olacak; herhalde çoğunuz duymuştur. Bu serginin sanatçısı, dünya tarihinin en büyük birkaç efsanesinden biri olan Che Guevara’nın büyük oğlu, Camilo Guevara. Yarın, yani ayın 26’sında, bu sergi açılıyor. Paniğe ve kendinizden geçmeye gerek yok, sadece yarınki işlerinizi iptal edip açılışa gelin!

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Bedri Baykam: Bir Eleştirmenin Ölümü, Bir Müzenin Doğumu…

Share Button
cqics5iw8aamtmr

ORTAÇAĞ GÜNDEMİMİZİN AĞIR ZİNCİRLERİ…

İçine itildiğimiz gündem belli: alçak PKK saldırıları, şehitlerimiz, bunlara kılıflar uydurmaya çalışan beyni karışık ve kiralık entel karanlıklar, ırkçılığı “demokrasi mücadelesi”, hain katilleri “gerilla” diye pazarlamaya çalışan sözde ileri ülkeler, gazeteciler, FETÖ darbesini bastırmaya çalıştıklarını iddia ederken her türlü gülünçlüğe alet olan AKP kodamanları, hala dini ve yeni tarikatları

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Bedri Baykam: Tarık Akan Ölümsüzlüğe Geçiş Yaptı…

Share Button
t6

ÖDÜNSÜZ YOBAZSAVAR’IN ÖLÜMÜ…

Hayat seni en beklemediğin anda arkadan vurur. Ana işidir bu. Kahpeliği sever. Geçen hafta sonu mutlu bir olay için Roma Havaalanı’na yeni iniş yapmıştık. Kuzenimin kızının düğünü için büyük bir aile buluşması vardı. İşte orada geldi o kahrolasıca haber. Tarık’ı kaybetmiştik. Evet, biliyorduk ağırdı durumu? Ama -herhalde inanamamaktan- hepimiz bir mucize bekliyorduk sanki? Veya “daha çok vaktimiz

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Bedri Baykam: Muhammed Ali’nin Beni, Aradığı Gün…

Share Button
kelebek
  1. sahne: Paris’ten Londra’ya gidiyordum hızlı trenle… Yıl 2006. Elimde bir gün önce aldığım kitap: “The Soul of a Butterfly”… Yazarlar: Muhammed Ali ve kızı Hana Jasmeen Ali. Kendimi hatırladığımdan beri Muhammed Ali,milyonlarca dünya vatandaşının olduğu gibi benim de “arkadaşımdır”, dayanışma içinde olduğum büyük insandır. Dolayısıyla zaten kitabı tereddüt etmeden almıştım. Ama tren akıl almaz bir hızla Manş denizinin altından yol alırken gözyaşları yanaklarımdan akıp gidiyor. Yanımda, karşımda oturan insanlar ne der diye bir korkum tabii ki yok. Bir tek Sibel’i arayıp “bu kitabı döner dönmez sana vereceğim, hemen okuman şart” diyebiliyorum ancak. Nutkum tutulmuş vaziyette.
  1. sahne: İstanbul’dayım. Muhammed Ali’nin sitesine giriyorum ve orada “ziyaretçi mesajları”na bir not bırakıyorum. Kendisine nasıl 5 yaşından beri hayran olduğumu, Türkiye’de ne kadar sevildiğini, kitabını ağlayarak ve âşık olarak okuduğumu anlattıktan sonra, “Ünvan maçında George Foreman’i Kinshasa’da 8. Raunda devirirken -fırsatın olmasına rağmen-ona düşerken son öldürücü yumruğu vurmayacak kadar insancıl olduğunu ve bu kadar sade ama ruh dolu bir kitap görmediğimi” anlatıyorum o satırlarda…

Yazıyı siteye koyduktan sonra acaip bir his kaplıyor içimi…“Ali bu satırları okuyacak ve beni arayacak!”Hatta o günden sonra tuvalete giderken bile cep telefonumu yanıma alıyorum. Halbuki sitenin altında şöyle yazıyor çok kibar bir dille: “Tahmin edebileceğiniz gibi sitemize günde binlerce mesaj almaktayız. Bütün mesajları Mr. Ali’ye iletiyoruz ama çok azına yanıt verebiliyoruz. Anlayışınız için teşekkür ederiz”.

  1. sahne: bir akşamüstü, evdeyiz. Telefon çalıyor, ama ev telefonu. Açıyorum: “Bay Baykam? -Evet-

Sizi Bay Muhammed Ali’ye bağlıyorum

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Bedri Baykam: “Resmi Öpücük” ve Dünya Sanat Günü’nün Vahşi Batı Serüvenleri

Share Button
2201grec

MEKSİKA DEVLETİ ÖPÜŞMELERİ VE MÜZELERİ SEVİYOR!

Los Angeles’dan Mexico City’ye uçarken, Aero Mexico’nun hazırladığı güvenlik filmine dikkatimi çekti eşim Sibel: Önlerine düşecek olan oksijen maskesi ana konu olurken, çiftimiz maske öncesi ve sonrası öpüşerek birbirlerini “nefessiz” bırakıp, oksijene muhtaç kalabiliyorlar! Meksika devletinin seviyesine gelip, bir milli havayolu güvenlik filminde genç çiftin doyasıya ve kıyasıya öpüşme sahnesini

DEVAMINI OKUYUN
Share Button