Özgen Yıldırım: Vanessa Beecroft’un Performans Videosu Üzerinden Sanatta Estetiğin İrite Boyutu

Share Button

Place Bandit I 2007

Özgen Yıldırım
Sosyolog&Sanat Yazarı
ozgenyil@gmail.com

Sanat; her daim estetik ile olan mükemmel, olmazsa olmaz ilişkisini, geleneğin onayını alarak sanat geleneği adı altında sürdürmektedir. Geleneğin içinde var olmanın güven vericiliğiyle,  sanatçının hareket alanı zaten verili kurallar ya da verili serbestlik alanı ile sınırlandırılmıştır. Sınırlandırılmamış olma düşüncesi ise her bir sanatçının zihninde yer edinmiş bir algıdır. Bu algı sanatçının hayal gücünün sonsuz olduğu kanısı ile iyice pekişmektedir. Gelenek bu verili serbestlik alanını sınırsızlık algısı ile öyle bir kamufle etmiştir ki kendisinin devamlılığının muhafazası ancak bu şekilde mümkündür.

Vanessa Beecroft 4

Geleneksel toplumsal, normlar vasıtasıyla kendine şekil verir. Kişi toplumsalın içine müdahil olduğunda, sorgulamadan verili davranış örüntülerini sergiler. Her bir davranış örüntüsü, kişinin o kültüre ait olduğu duygusu ve huzurlu olma hissiyatıyla birlikte güvenlik olgusunu açığa çıkarır. Kültürel normlar kişilerin yaşamlarını sistematize etmeye yarayan bir ölçek gibidir. Cinsiyetin toplumsal rollerle olan ilişkisinde, karışıklığa neden olmaması maksadıyla toplumsal cinsiyet kuralları her bir kültürün içine monte edilmiştir. Roller artık bellidir. Sıra cinsiyetlerin fiziksel standartlarının belirlenmesine gelmiş ve toplum bu standartların peşinden koşmaya teşvik edilmiştir. Egemen güzellik normları, finansa dayalı büyük kültürel sistemlerin tüketici boyutunda vazgeçilmez kriterlerdir. Toplumsal cinsiyet rollerinin en fazla kadın ve kadın bedeni üzerine kendini meşrulaştırdığı ve meşruluğun kültürel gelenek üzerinden işlerlik gösterdiği daha çok kadınların fark ettiği bir açmaz değil midir?

Vanessa Beecroft 5

Sanatçı Vanessa Beecroft’un tüm bu sistem ve kültürel dayatmaların içinde geleneği var eden estetik ile değil de aksine, “irite olma” duygusunun uyandırdığı nötr, donuk ve en önemlisi cinsiyetsiz performans videoları ile bir karşı çıkışın temsilci kimliğini haketmektedir kanımca. Sanatçı estetik kaygıları elimine ettiği performans videolarında artık iritenin temsiliyeti üzerine odaklanır. Bu odak, sanatçı olarak kendisinin verili serbestlik alanından çıkış bileti olmasının yanında kendisinin kurguladığı yeni bir geleneğin habercisi olmaktadır.

Vanessa Beecroft 8

Beecroft, Salt Beyoğlu’nda sergilenen VB 25 isimli 1996 yılına ait 13 dk.’lık performans videosunda bu kez de canlı heykeller üzerinden sistem ve kültürel normların altını kazır. Kapalı bir iç mekânda bir grup kadının, mekân içinde duruşları ve yer değiştirişleri üzerine kurgulanan çalışmada dikkati çeken en önemli unsur, sanatçının kadın olgusunu standart beğeni ölçütlerinin aksine, tektipleştirme girişiminde bulunmasıdır. Kadınların her biri aynı renk ve tarzda perukları, bacakları açıkta bırakan şeffaf çorapları ve iç çamaşırları ile birbirilerinden ayırt edilmez durumdadır. Video aktıkça, hareket hâlinde olan figürlerde kadın olgusunun estetik boyutu kaybolmakta, figürler cinsiyetsiz bir algının oluşmasını sağlamaktadırlar. İzleyicide meydana gelen irite duygusu, alışılmış güzellik normlarının oluşturduğu kaygı durumlarının ortadan kalktığı an’a işaret etmektedir.

Çıplaklığın sergilendiği kadın bedenleri nasıl olur da izleyiciyi irite edebilir sorusunun en güzel cevabını, Vanessa Beecroft VB 25 isimli performans videosuyla izleyiciye doğrudan vermektedir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır