Evrim Sekmen Becan: Sanatsal İroninin Direnme Noktaları Üzerine

Share Button

Édouard_Manet_-_Le_Déjeuner_sur_l'herbe
Édouard Manet – Le Déjeuner sur l’herbe

“Hepimiz ironiyi, kast edilen, kullanılan sözcüklerle ifade edilen anlamın karşıtı olduğu bir söz figürü olarak biliriz. Aslında kelimelerin ötesinde karşıt bir sav geliştirmektir. Gerçeğe olan kayıtsızlığın eğlenceli bir dille anlatımı, somut gerçeğe kurmaca bir yön atfetmektir.

İroni, sanatsal anlamda bir direnme noktası yaratabildiği için bugünkü eleştirel yönden bir çevrime girebilmiştir. İronik olmayan can sıkıcıdır. Sanat da can sıkıcılığı dışlar. Sanat yapmak için tek bir şey yeterli değildir. Mayanın tutması gerekir. İroni bu mayayı sağlamlaştıran ve diğerlerinden ayıran bir doğru çizer. İroni hep olmuştur ve hep olacaktır. Yolunda gitmeyen bir şeylerin sanatsal dışavurumu için kullanılan bu alaycı tavır bir anti tezdir. İroni, karşıtların birliğinden bir araya gelmiş Marks’tan günümüze temellenen felsefȋ içeriğin yansımasıdır.Edebiyatta sık sık karşımıza çıkan bu tavır hayatın içinden geçtiği için sanatın ideal kavramlarını çağrıştırır. Modelinin bir gülümsemesiyle sanat tarihinin akışını değiştiren Manet (kırda öğle yemeği) ironiktir. Gizli bir gülümsemeyle antikiteye ve klasiğe kafa tutar.

Ulorin Vex
by Ulorin Vex

Sanat tarihinin belleğinde birçok ironik yaklaşıma rastlarız. Sanat alanına olan baskının sanatı biçimlendirdiği geçmiş yüzyıllarda ironik olmadan sanat yapmak imkânsızdı. Bunun en iyi örneklerini Goya’nın saray karşıtı işler üretmesinden anlayabiliriz. “Aklın uykusu canavarlar yaratır” gravürü insanlığın uyanışına olan derin bağlılığa işaret eder. Sanatçının sanatının içinde bir özne olmaya başlaması, sanatçı duruşuyla toplum içinde yer alması yapıtlarındaki ironik bakışı akla getirir.

Goya’nın “Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır” gravürü günümüzde de yansımalarını bulan bir yapıttır. Arter’de Marc Quinn’in sergi adı “Aklın Uykusu” Goya gibi birçok modern ustaya atıflarla doludur. Geleneğin post prodüksiyon çağında yeniden ironik bir bakışla ele alınması “Aklın Uykusu” nun temel hareket noktasını oluşturuyor. Marc Quinn’in heykelleri günümüz meseleleriyle harmanlanmış çağdaş bir anlatım sunuyor. İroni, işlerde eleştiri damarıyla yol buluyor. Dünyanın Kökeni, dev deniz kabuğunun bronzdan yapılmış heykeli. Deniz kabuğunun sanatsal yaratımın içine girdiğinde hâlâ maddesel özelliklerini taşıyıp taşımadığı, doğal olanın sanatsal olup olamayacağı ile ilgili estetik soruları akla getiren dev etkileyici bir yapıt. Marc Quinn’in heykelleri tek tek incelediğimizde kökleri geçmişe dayanan güncel önermeler sunan derinlikli yapıtlar. Goya’nın bu yönlü görme biçimlerini dolaşıma soktuğu güncel bir örnek. Elinde kafatası tutan bir kadın heykeli geçmiş dönem içinde zamanın geçiciliğine atıf yaparken kafatasını bir küre biçiminde tutarak modern bir falcılığa da soyunuyor. Zamanın raksında boşlukta kalışımızı ima ederek…

marc-quinn-3

İroninin tarihsel gelişimi yaşanılan dönemin sosyal ve politik yapısından beslenir. Günümüze gelindiğinde ironi biçim değiştirmiştir ama realiteyi olumlayarak olumsuzlama özelliğinden vazgeçmemiştir. Olaylar ve tarihler değişse de insanın arayışı devam ettikçe ironinin varlığından söz etmeye devam edeceğiz.

Posmodernite günümüzü algılamak için bir çerçeve sunuyor. Posmodernitenin burada sadece sanata olan izdüşümlerinden bahsedebiliriz. Teknolojik belirlemenin yönünü dijital gerçekliğe çevirmesinden bugüne dünya çok çeşitli algı farklılıkları yaşadı. Sanat eserleri, müzeler bu farklılığın sorgulanabildiği yerler olarak ilgi çekti. Bir sanat eserinin tarihsel yolculuğunda son nokta gibi dursa da sanat eserleri anlam katmanları elde etmeye devam edecektir. Duchamp’ın bıyıklı Mona Lisa’sı ve ona yönelttiği Dadacı anlam, sanat eserinin ironik bakışını vurgulamaktadır. Bunda sanatçıların bireysel tavrı da önemli ölçüde belirleyicidir.

Duchamp

Sanatçının ölümü ile ilgili makale kaleme alarak düşün dünyasını alt üst eden Barthes, sanatın sanatçının kişisel tavrından koparak dilsel bir kimlik kazandığını vurgulamaktadır. Göstergelerin anlamı biçimlendirdiğini ve sanatçının içinde bulunduğu kültürel yapının bir göstergesi olduğunu vurguladığı metinde postmodern anlamlandırmaya katkıda bulunan izler bırakmıştır. Sanatçının ölümüyle dahiler çağı bitmiş kaydedici, doküman biriktiren bir bellek olarak sanatçı ortaya çıkmıştır. Yazınsal ve felsefi alandan beslenen güncel sanat bu durumun özellikli örneklerini veriyor. Arşivcilik ve kayıt toplumsal hafızayı somutlaştırırken geçmiş ile geleceği postmodern bir bakış açısıyla yeniden kurguluyor.

İroninin varlığından öteye geçerek postmodern ilkelerle düşündüğümüzde sanatın postmodern içindeki ironik durumu yeni kapılar açıyor. Yazınsal dilin postmodern bakış açılarıyla yıkıma uğraması fragmanların, zamanı algılayan kavramların postmodern düşünme biçimleriyle edebiyata, sanata evrilmesi ironinin uzamını değişime uğratarak sanatsal anlamda başkalaşmaya itmiştir.

Bu değişim sanatın üretim biçimleri dışına çıkarak hayata ve sosyokültürel ortama söz söyleme noktasına gelindiğinde ironi nihai amacına ulaşır. Bu dolaşımı hızlandıran kültürel ortamın yapısıdır. Sanatçıların ironik söylemleri kültür endüstrisi, tüketim toplumu dediğimiz evrende gerçekleşir. O nedenle eleştirinin akıbeti yine karşı çıkılan ideolojinin alanında yaşamla buluşur.

marcel_duchamp_residence_by_sudor-d3dnzen
Marcel Duchamp Residence by Sudor-d3dnzen

Sanatın hayatla buluşma söyleminin Hal Foster’ın tabiriyle kültür endüstrisinde buluşması tespiti ve ardından aslında bir buluşma değil bir istila olduğunun anlaşılması ironik bir yapı içinde temellenir. Sanat, mimariyle ve diğer alanlarla olan ilişkisiyle bir gösteri ortamına dönüşmüş ve araçsallaşmıştır. Avangard’ın hayalleri ise bir buluşma değil bir istilanın yaşanmasıyla son bulmuştur. Elbette ironinin bir kurama bağlı olmayan bağımsız yapısı onu sanatın yeni söylemlerinde de yalnız bırakmamıştır.

Manet’nin bir fahişeyi Olympia olarak resmetmesi, Duchamp’ın Pisuvar’ı, Banksy’ın grafitileri ve Magritte başlı başına ironi’nin yolculuğunda önemli köşe taşlarıdır. İroni, ille de gereklidir ve sanatçı düşünmeye siyasȋ ve sosyal ortama söz söylemeye başladığında kendiliğinden ironik olmaktadır.

Marc Quinn, Arzuya Tutsak
Marc Quinn, Arzuya Tutsak

Postmodernitenin karşıt olduğu temsil fikrine karşılık üst bir dil olan kurmaca, ironiyle vücut kazandı. Baudrillard’ın kuramsallaştırdığı yansımalar alemi ironi ile bir ortaklık ilişkisi geliştirdi. Bu anlamda gerçeğin ironisi postmodern ile dönüşmüş oldu. O nedenle geçmişin ironik dilini bugünkü anlamıyla algılamak yanlış olabilir. Tek bir zamana ait bir ironiden bahsedemeyiz. İroni, kazandığı kültürel anlam ile sanata dâhil olur. Postmodernist kurmacalardan bugünün teknolojileriyle yapılan güncel sanatın ironik olup olmadığı tartışmalıdır. Güncel sanat geçmişi oyunlaştırarak yeniden kurgular. Kitleye yönelik yapılan sanat için geçmişin anlatıları elzemdir. Bu anlatıların sanatı üretip üretmeyeceği ve asıl istenenin o olup olmadığı şüphelidir. Eleştirinin ironiyle buluşma noktaları günümüzde birlikte direnme noktalarına dönüştü. Postmodern ironi hayatın olumsuzluklarına direnmek için bir zemin oldu.

İroninin eleştirel tarafını yadsımadan sanatla nasıl bir oyuna girdiği bugünün önemli sorularından biri…

Share Button

Yorumlara kapalıdır