Hakan Erol: Bir Gün Tek Başına…

Share Button

   1974_by_05091906 koray

Türkiye’de roman yazarı dendiği zaman aklımıza ilk gelen isimlerden biridir Vedat Türkali.

Gerçek adı Abdülkadir Pirhasan olan, Vedat Türkali, 1919 Samsun doğumludur. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünü bitirdi, 1951 yılında siyasal faaliyetlerde bulunmaktan dolayı tutukladı ve 7 yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı…

Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği davalarından da yargılandı.

Birbirinden güzel ve etkileyici kitaplarını anımsarız. Türkiye’nin en önemli roman yazarlarındandır Vedat Türkali. Güven, Mavi Karanlık, Yeşilçam Dedikleri Türkiye…

“Bir Gün Tek Başına” romanı ise başyapıtlarındandır Vedat Türkali’nin.

Vedat-Turkali_254_1386402423

Vedat Türkali’nin bu romanı, edebi bakımdan tartışmasız bir yere sahiptir. Muazzam bir anlatım, üslup ve tasvirlerin yanı sıra kitabın akıcılığı ve karakterlere yansıtılan “rol” ler romanı, diğer romanlardan ayıran en büyük özelliklerdendir.

Türkiye’de sistem ve ana akım medya Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibi yazarları “piyasaya” sürse de, onları pohpohlasa da gerçek bir okuyucu; “neyi okuyup, okumayacağını”  çok iyi ayırt edebiliyor.

Vedat Türkali böyle bir zemine oturuyor işte. Orhan Pamuk’u okuduktan sonra, Bir Gün Tek Başına’yı eline alan bir kitapsever, aradaki kocaman farkı görebiliyor.

Kitap, 700 küsur sayfadan oluşsa da; olay örgüsü heyecan ve sürekliliği içinde barındırdığından tek solukta okunabiliyor.

879580

Vedat Türkali kitabında;

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önceki dönemi konu alıyor. Kitap ise Kenan karakteriyle zirve noktasına ulaşıyor.

Kenan, yıllar önce –İllegal- Türkiye Komünist Partisi’ne girme suçlamasıyla polis sorgusuna çekilir. Ve çabuk çözülür.(2 Tokatla)

Bundan sonra ise kendine olan saygısını ve güvenini yitiren, geçmişiyle sürekli kavga eden bir Kenan çıkar karşımıza…

Kitapçılıkla uğraşan Kenan, tesadüf eseri bir meyhanede tanıştığı, öğrenci hareketinin içinde aktif olan Günsel’le, bambaşka bir hayata gözlerini açar.

Bundan sonra eşi Nermin’le her fırsatta kavga eden, günden güne eşinden ve kızı Zeynep’ten soğuyan ve aynı zamanda Nermin’e acıyan bir karaktere bürünür Kenan… Her defasında Günsel’i kollarında ve yüreğinin derinliklerinde hissetmek ister.

Bunun için eşinden boşanmayı, Günsel’in –eski- erkek arkadaşı olan Sermet’le yüzleşmeyi ve üç kağıtçı Rasim’den korkmamayı göze alır.

İçinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir Kenan…

Günsel’de devrimi, aşkı ve direnişi bulur… Kendisini kanıtlaması için yeni bir fırsattır bu aynı zamanda.

Ancak bir kez daha kaybeder kendine olan güvenini ve saygınlığını…

Günsel bir eylem sırasında polislerce dövülerek gözaltına alınırken, Kenan korkusundan dolayı kımıldayamamıştır ve sadece izlemekle yetinmiştir, sevdiğine kalkan eli.

Günsel eylemden eyleme katılan bir karakter olurken, Kenan, sevdiğini “izleyen” konumuna düşmüştür.

Kenan’ın bu korkaklığı ve geçmişindeki “çabuk çözülme” gittikçe ondan şüphe duyulmasına ve polis olduğunun ya da devrime ihanet içinde olduğunun düşünülmesine yol açar.

Ve Kenan “Bir Gün Tek Başına” kalır.

Günsel, Kenan’ın polis olmadığını öğrendiğinde ise artık çok geçtir.

 

***

Vedat Türkali’nin bu romanında, en sade karakterin bile, okuyucuda bıraktığı izlerin derin bir anlamı oluyor. Bu yönüyle bile başlı başına bir başyapıt olmayı sonuna kadar hak ediyor, “Bir Gün Tek Başına”

Ayrıca romanda, çok fazla karakterin olması, kitabın içeriğinin zenginleşmesini sağlıyor. Bu yönüyle de ayrı bir yere oturuyor kitap…

 

Not.1: Vedat Türkali’nin bu romanı, Orhan Kemal Roman Ödülü’nü almıştır.

Not.2: Kitabın tek eleştiri konusu ise şüphesiz Vedat Türkali’nin Anti-Stalinist oluşudur. Ve bunu kitapta yer yer, karakterler üzerinden dışa vurmasıdır.

Not.3: “Bir Gün Tek Başına”  beyazperdeye uyarlanacak. Filmin çekimleri Mart ayında başlıyor. Senaristliğini Vedat Türkali, yönetmenliğini ise oğlu Barış Pirhasan ve torunu Yusuf Pirhasan yapacak. Kitaptaki heyecanı, filmde de bulmanız/bulmamız dileğiyle…

Share Button
Hakan EROL

Hakkında Hakan EROL

92 yılında İstanbul’da doğdu.Kırklareli Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Müjdat Gezen Sanat Okulu Yaratıcı Yazarlık Bölümünde bir süre okudu. Yazarkafa, Ayı gibi dergilerde Duvar ve Gündemedirne gibi gazetelerde edebiyat üzerine yazıları yayımlanan Hakan Erol, uzun süredir düzenli olarak soL Haber Portalı’nda Serbest Kürsü’de yazmakta. Şimdilerde ise polisiye bir roman üzerinde çalışmakta…

Yorumlara kapalıdır