Bidonville, Sercan Koçak, Şeref Aktik Sergi Salonu (03-17 Şubat 2015)

Share Button

Sercan Koçak 'Gölgedekiler'  Metal Gravür-70x100-2014

Bidonville

Tarih kitaplarına bakıldığında uygarlığın kentleşme ile olan doğrudan ilişkisi gözler önüne serilir hep! Cennet nehirleri arasında yer alan Fırat ve Dicle’nin kıyılarında 6 bin yıl önce başlayan kent olgusu, süreç içinde kendi dinamiklerini de oluşturmuştur. Bu dinamikler de kazanmak ve kaybetmek üzerine kurulu bölgeler, mahalleler, sokaklar ve hayatlar üzerine öyküler anlatmaktadır.

“Bidonville”  Fransız dilinde bizim gecekondu olarak tanımladığımız, üstten bakışla kaybetmiş insanların sadece barınmak için sığındıkları veya inşa ettikleri “ev”lerin bulunduğu kentin organik dokusu içinde yerini almış yaşam alanları için kullanılan bir tabirdir. Sadece mimari bağlamda bir yapı türünü değil, onu yaşayan ruhların toplumdaki yerlerini de tanımlayan bir tabirdir bu.

Sercan Koçak’ın gravürleri bir kentin kaybedenler tarafına, yaşamadan çok hayatta kalma savaşımına hüzünlü bir bakış getirmesi açısından dikkat çekiyor. Eski zamanların görkemli olmasa da geleneksel estetik değerlerine önem veren ama terk edilmişliğe itilmiş yapılarının yanı sıra, sadece işleviyle kullanıcılarına hizmet veren mekanlar bunlar.

Kentin tepelerinde yaşayanların sisler arkasından gördüğü, ya da görmemezliğe geldiği ama aynı tutkuları paylaştıkları insanlarca can verilen bu mekanlar Sercan Koçak’ın gözünden ve elinden kentsel dönüşüm le unutulmak ve unutturulmak istenen çok da uzak olmayan bir geçmişten bugüne, bugünden geleceğe sanatsal bir belge sunmaktadır.

Koçak’ın işleri kent olmak, kentli olmak, kentte yaşamak, kenti yaşamak ya da sadece yaşamak; bunun için barınmak, barınmak için yaşamak veya yaşamak için barınmak sorularını akla getirmesi açısında kentte yaşayan ve kentli olduklarını düşünen bizleri de çıplak gerçeklerle baş başa bırakmaktadır.  Yrd.Doç.Dr. Mehmet KAHYAOĞLU

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.