Derviş Ergün: Besleme Sanat

Share Button

Martial Raysse

Sanatı besleyen gerilimlerin savaşla birlikte değiştiği ya da etkisini yitirdiği, 1950-1960 yılları; başta Avrupa ve Amerika’da hatta ülkemizde devrimci bir uyanışın başladığı, birçok devletin bağımsızlığa kavuştuğu döneme rastlar. İki kutuplu dünyanın kapitalist kanadın liderliğine oturan Amerika, Sovyet bloğuna karşı üçüncü ülkeleri etkilemeye eskisinden daha istekli daha agresifdir. Dünya pazarlarını ele geçirme arzusu ve pazar ekonomisini hayatın her alanına yayma politikaları ancak 1980’den sonra gerçekleşecektir. İleride post modernizm olarak kabul edilecek yapının temelleri 1950’li yıllarda atıldı, 1968’de devrimci direncin kırılmasıyla önü tamamen açılmış oldu. Böylece demir leydi ve aktör başkan iş birliğinde küresel ekonomi yol almaya başladı. Tüm özgürlüklerin tek elde toplandığı bir yaşam garantisi sunan post modernizm kendini anlatmaktan öte birey üzerinden elde edilecek kazanımlara yöneldi. Bu anlayışa dünün devrimcilerinin bile sahip çıkması olayın en acıklı öyküsüdür.

Kapitalizme yüklenen atıfların zaman içinde çelişkili bir hâl alması, kavrayış sorunundan değil, görme biçimindeki zafiyetten kaynaklanıyor. Asıl gerçek; kapitalizmin doğurduğu modernizmle, emperyalizmin gayri meşru çocuğu post modernizm arasındaki miras kavgasıdır. ‘Post modernizm aslında modernitenin içinde hep vardı, onun devamıdır.’ diyen Lyotard, kapitalizmi tanımlamada zaman zaman sıkıntıya düşer. Kapitalizmi  kozmik enerjiden kaynaklanan bir gelişmenin nedeni olarak görür. Bu gelişmenin gerçekleşmesi için toplum içinde birtakım tatsız olayların yaşanmasının gayet normal olacağını, kapitalizmin haksızlığı, bir amaç için yaptığını söyler. Sonuçta elde edilen gelişme insanlık adınadır. Bu kanıyı oluşturan neden ‘gelişmeyi insanlık değil, gelişme insanlığı geliştirir’ düşüncesinde yatar. Ancak daha sonra kapitalizm insana özgürlük veremez noktasına gelecektir.

Martial Raysse .II

Kapitalizmin erken evresinde modernite, insanın yücelişi olarak görülürken(!), savaş sonrası bütün kötülüklerin nedeni olarak gösterilmesinin pek fazla önemi yoktur. Kapitalizm köhne ve eskimiş bir sistem olarak kendini tasfiye etmediğine göre henüz bir uzlaşmaya da varılmamıştır. İnsana özgürlükler sunan post modernizm anlatısında, eşit olmayan iki sınıf arasında imkânsız olan uzlaşma nasıl sağlanmıştır(?) sorusuna Habermas, bu iki alan üzerinden sağlanan demokratik birliktelik ve uyum sadece kamusal alan üzerinde olmuştur, şeklinde yanıt verir. ‘Ancak ortaya çıkan bu yapı yok olmaya mecburdur’ saptaması post modernizmi açıklamada yetersizdir. Lyotard ve Habermas da aslında modernizmi benimseyen ve onun ilkelerine bağlı olan solculardır. Gerekçe, kapitalizmden başka seçenek olmadığı düşüncesinde yatmaktadır.

Toplumsal gelişmeleri analiz etmekle, estetik bir saptamanın tanımlandığı bir sonuca varılmadığı görülüyor. Modernizmi temsil eden kapitalist zihniyet ile post modernizmi temsil eden zihniyetin aynı iklimden beslendiği kesin olarak bilindiği hâlde belirsizliğin kaynağı ne olabilir? Herhâlde kapitalizm içinde solcu kalmak ya da post modernizm içinde devrimci kalmak olabilir! En tutarlı saptama, modernizmin ölümüne sevinen Jenck’ten geldi. Burada ilginç olan kritik nokta, tüketicinin seçim özgürlüğüne kavuşması ve sanatçının küresel ölçekte iş yapacak olmasının bir devrim gibi gösterilmesidir. Bu tuzağa düşen çok sayıda kelli felli adamın post modernizm saptamaları hâlâ sıkıntılıdır. Sanat kendi gerçeğini, insan için umut gösterilen kavramlarda aramıyor elbet; ancak sağlaması yapılan estetik kategorilerde önemli olduğu görülüyor. Tersinden post modernizme bir işlev yüklenmiş olması onun tanımlanmasını bu açıdan gerekli kılıyor.

yeni geru00E7eku00E7ilik

Zamanın kışkırtıcı özelliği çalışmaların dönemsel tarihini belirler; ancak estetik özellikler kendi içinde başka bir konfigürasyon ürünüdür. ‘Bugün post modernizmi temsil eden yenilik estetiği, kendini yenileyerek yolunu bulmak zorundadır’ denilerek, sanatın kendi bileşenlerinden hareket eden bir yaratma kast ediliyor. ‘Modern kalarak post modernizme dönüşmeye çalışan modernizm’ yani, modernizmi kendi karşıtı olarak ilan etmeden ona karşı yaratılan meydan okumada var olan post modernizm. Modernizm yabancılaştırdı ama post modernizm bütünleştiriyor yaygarası, önemli bir kusurla ne kadar yeni bir estetiğin temsilcisi olur? 01.03.2015

Share Button

Yorumlara kapalıdır