Sabahattin Şen: Sanat Bir Kavgadır

Share Button

PICT0538

Sanat bizden yalnızca sanat ister. Sanat adına yozluk ve aldatmaca istemez. Sanatı kesinlikle aldatamazsınız. Çünkü hiçbir görsel çalışmada kesinlikle yalan ve dolan yoktur. Ne varsa, ne yapıldıysa hepsi gözler önündedir. Çalışma üzerinde olanı değil de olmayanı anlatmaya çalışarak aldatanlar, aldatmak isteyenler olabilir. Sanata uymayan ne varsa tümü karşımızda apaçık durduğu için ne denli kendinizi zorlarsanız zorlayın var olanı değiştiremezsiniz. Onu yağlayıp ballamak hiçbir zaman acıyı tatlandırmaz. Bilimi aldatamadığınız gibi sanat da yaratıcılığın kendi doğrularıyla yaşar. Toplumu ne derece aldatırsanız aldatın, bilim de sanat da kendi anlayışından sapmaz ve aldatmaları içinde barındırmaz. Bir zamanlar insanları güneşin dünya yöresinde dolandığına inandırmaya kalkanlar bir süreliğine başarılı olsalar da doğrular dünyanın güneşin yöresinde dolandığını göstermiştir. Dünyanın bir yuvar olduğuna kafası ermeyenler düz bir tabak gibi olduğunu düşünmüşlerdi.

PICT0519

Her nedense işin kolayına kaçarak kendini sanatçı diye ortaya atanların sayısı öylesine çoktur ki onların arasından gerçek sanatçıları bulup çıkarmanız neredeyse olanaksız bir durumda. Sanatçıların yerini alacak denli ileri gidenlerin sayısının çokluğu nedeniyle de sanatın anlaşılması güçleşmiştir. Toplumun ve insanın sanattan anlamayışından faydalanarak yaratıcılıktan uzak kendi becerikliliklerini sanat diye kolayca yutturmaktalar. Sanat için bir kavga vermek yerine sanatsızlıklarını öne çıkarmanın kavgasını verirler. Sanat kavgası verecek yetenekte olmadıkları için kavgaları sanata karşı bir yol izler. Çoğunlukta oldukları için sanatçının ayrık otları arasında yitip gittiğini ve alanın kendilerine boş kaldığını sanırlar. Oysa gelinciklerin varlığını ayrık otları yok edememiştir. Dikenler, gülün kokusunu ve çekiciliğini engelleyememiştir.

PICT0557

Sanatın ve sanatçının kavgası bu değildir. Sanat ve sanatçı bunlara yapıtın sanatsal değeriyle ve sanatsal değerlerdeki yapıtlarla yanıt verir. Sanatın kavgası kendi içindedir. Sürekli, bitmez, tükenmez bir kavgadır bu. Her yapıt bir kavga sonucu ortaya çıkmıştır. Her yeni bir yapıtta yeniden başlar. Bomboş bir yüzeye hiç yapılmamışı, hiç yapmadığınızı yapmak, dünyadaki başka sanatçıların yaptıklarına da benzememek zorundasınız. Özgünlük, evrensellik ve çağdaşlıkla dolu olmak başarının en önemli anahtarıdır. Dünyadaki başka sanatçılara da benzemeden ortaya konulacak benzersizlik sizi ister istemez çok büyük bir sanat kavgasının odağına sürükleyecektir. Sanatın özünde yatan başkaldırıcılığın bir parçası olamazsanız yapılanlar başarısızlıkla sonuçlanır. Her fırça izi, her renk, her çizgi ve her lekenin hem kendi başına bağımsız bir yol izlemesi hem de sizin kendi özünüze bağlı bir yol izlemeniz gerekmektedir. Her şey den önce kendiniz olacaksınız. Ağırlığınız, gücünüz, yaratıcı özelliğiniz, duygularınız, duyarlılığınız ve insanlığınız nerededir sorularının yanıtını nasıl vereceksiniz, sorusuyla baş başasınızdır. Tüm bunlar sizi sanatın başlangıcından günümüze dek yapılanlarla hesaplaşmaya itecektir. Çünkü karşınıza sürekli olarak yeni bir akımın kendinden öncekilere karşı bir tepki olarak çıktığına tanık olacaksınız. Bir bakıma hepsi sanatın içinde eriyen ama aynı zamanda birbirine başkaldıran bir dünyanın içindesinizdir. Siz bunun neresindesiniz? Bunu saptayamazsanız başarı sizden yana olamaz. Kendinizle de kıyasıya kavgayı göze almanın zorluklarına katlanmak gerek. Erinci, kavgayı başarıyla sürdürmenizde bulursunuz. Sanatı oluşturmanın gerçek kavgası verilmedikçe ortaya sanat yerine başıbozuk duyarsızlıklar çıkar; tıpkı ülkemizde olduğu gibi…

PICT0584

Zaman gerçeklerin daha iyi anlaşılmasına yardım eder. Bir bakıma var olan böyle bir olanağın iyi değerlendirilmesi gerekir. Sanatla olan ilişkilerde başlangıçla gelinen noktanın bir değerlendirmesi çıkar karşımıza. Neyin ve kimin ne olduğunu daha iyi anlamamıza da çok yardımcı olur. Bir zamanlar sanat uğraşı içinde görünenler de zaman değerlendirmesi içine alındığında akla kara daha iyi belirlenebiliyor. Herkes için geçerli olan bir bakış açısı şu: Neredeydim, nereye geldim? Neredeydiler, nereye geldiler. Açıkça söylemek gerekirse nerede olup nereye geldiklerini düşündüklerim arasında düş kırıklığı yaratanlar çok oldu. Hemen hemen hiçbir başarı yakalayamadılar. Başarısızlığı başarı diye gösterdiler. Daha başlangıçta bir yerde olmayanların bir yere varamayışları karşısında bir beklentim olmadığı için şaşırmadım. Kimileri de var ki kazara bir yere getirilip oturtulmuş. Bulundukları yerde insanların onlardan beklentisi de çok oluyor. Bense içinde bulundukları konumla sanat çalışmalarındaki yeterliliklerine bakarak neler olup olmayacağını az çok belirleyebiliyorum. Bunların çoğu hiçbir şey olamadıkları gibi bulundukları yerin de gerisine düşebiliyorlar. Kimilerinde hiçbir ilerleme ve gelişme olmuyor.

PICT0610

Bana yakın konumda bulunanları daha yakından izlediğimde aradan geçen onlarca yıla karşın hiçbir ilerleme ve gelişmenin olmayışının nedenlerini sorguladım. Birkaçında da gerçek anlamda sanattan uzaklaşan gerilemeleri görünce nedenini daha çok öğrenmek istedim. İrdeleme gereği duydum. Başarısızlığın ortak bir noktası olmalıydı. Herkesin ayrı ayrı nedenleri olsa da bir ortak nokta olmalıydı. Çoğuyla konuşup görüşme olanağım oldu; çünkü bir bölümü bir zamanlar yakınımda olan arkadaşlarımdı. Onlar da sanatta yerini bulamamış belli bir sanat çevresi içindeydiler. Diğerleri bulundukları sanat çevresinde nasıl sanattan uzaklaşmışlarsa arkadaş ve yakın bildiklerim de yerlerinde sayarak sanattan uzaklaşmışlardı. Geçmişte ilerleme dönemindeyken sanatı yakalama çabası içindeydiler. Sanatı yakalamadan bir yerde donup kalınca günümüz sanatına bakıldığında çok ama çok geriledikleri de ortaya çıkmış oluyor. Onlar öylesine kabuk bağlamışlardı ki sanatın neresinde olup olmadıklarını da anlayacak yetilerini yitirmişlerdi. Bir üniversitede sanat öğreticiliği yapmak, profesör olmak, bir zamanlar sanatçı diye adlandırmanın üzerine yatarak bir atölyede resimler yapmak onlara yeterli gelmişti. Gerçek sanatın neresinde olup olmadıkları umurlarında değildi. Herkes kendine göre bir savunma yöntemi geliştirmişti. Sanatçı diye adlandırılıp üç beş resim satmış olduklarından yeniden sanatı anlayıp çağdaş ve evrensel sanatın içinde olmak gibi tasaları da kalmamıştı. Kendilerini ışık hızıyla geçmiş olanları da görmezlikten gelerek rahatlarının kaçmasına engel olmaya çalışmaları çok acınası bir durumdu. Bunlardan biri bir gün bana beni tam anlamıyla suçlar gibi şu sözü söyledi: “Ama sen kavgacı birisin!…” İşte o an miskinliğin, mıymıntılığın, sanatta geri kalıp tutunamamanın ortak noktasını ve aradığım yanıtı bulmuştum: KAVGA… Ne kavgası? Sanat kavgası… Neden? Çünkü sanat her zaman kendini yenilemek ve ilerletmek için kavga verir. Neyin kavgasını verir? Sanatın kavgasını… Başarının yolu buydu ve onlar bu kavgayı verme gücünde olmadıkları için vereni de “kavgacı” diye niteleyerek kendi yanlışlarını savunma yöntemi geliştirmişlerdi. Öylesine “kavgacı” diye niteliyorlar ki, işiten de sizi ağız burun dağıtan biri sanıyor…

PICT0621

Açıkçası anlaşılmaz ve genelde çok kolay anlaşılır bir zavallılıktı ki sanatın bir kavga olduğunu, kavgasız, başkaldırısız sanat olmayacağını da bilmedikleri gibi bunun kavgasını verenlere de “kavgacı” damgası vurduklarını da anlamış oldum. Sanat kavgası içine girmeden bir yer edinmiş olmaları onlar için yeterliydi ve kavgaya da değmezdi sanat. Yetenekleri el vermiyordu. Boşuna çalkantıydı onlara göre. Sanatla ilgisi olmayan çalışmalarında her fırça vuruşlarının, her rengin, her çizgi ve lekenin sanatla yakından uzaktan ilişkisi kalmamıştı. Öylesine miskin, öylesine mıymıntı, öylesine tek düze ve yaratıcılıktan uzak bir tembellik ki bu çalışmak için ellerini kaldırmalarının bile onlar için çok yorucu bir iş anlamına geldiğini anlayabiliyordunuz. Sizse kavgacı oluyordunuz. Bu nitelemeyi başarılı olduğunuzu anladıkları için yaptıklarını ve sizi karalamak adına arkadan vurmaktan çekinmediklerini anlamak zor olmuyordu. Bunu her söz ve davranışlarından çok kolay okuyordunuz. Yanlarında olmanızdan alabildiğine erinçsizlik duydukları açıkça belli oluyordu. Söylenmek istenen şuydu: “Benim rahatımı bozma!…”

PICT0644

Elbette bunun altında yatan gerçek de şu: Yıllarca sanat diye ortaya atılıp yıllar geçtikçe sanattan uzaklaşanların, sanatın rahatlarını nasıl bozduğunu anlamamalarına, anladıklarında da sanatın insana vermesi gereken yücelik yerine yozluk ve bozulmuşluk vermesinin insana ne büyük zararlar verdiğine yanıyorsunuz. Kimilerine de yaptıklarından çok para kazandıkları için sanat kavgası vermemek kolay geliyor ve hiçbir gelişme ve ilerlemeye gerek görmeyip rahatlarını bozmuyorlar. Sonuçta sanat da onları dışlıyor. Sanatın olmadığı yerde, onlar açısından, sanat onları dışlasa ne olur; dışlamasa ne olur? Olan onların yaptıklarını sanat sananlara ve insanlığa olur…

PICT0669 (1)

Sanat kavgası vermeyenleri sanat kesinlikle istemez. Onlar da sanat kavgası verenleri istemez. Sanatsa kavga ve kavgacı sanatçı ister. Sanat kavgası vermeyenler hiçbir zaman sanat adına insanların karşısına çıkmasın, desek de onların kavgası da böyle bir şey…

PICT0698

Anlayan ve utanan olur mu acaba?…

Günümüz sanatına ilişkin verdiğim sanat çalışmaları örneklerine ve bizde sanatçı diye geçinen kavgasız mıymıntılara bakarak bir karşılaştırma olanağının bulunacağına inanıyorum.

PICT0708

Share Button

Yorumlara kapalıdır