Sabahattin Şen: Sanat ve Yozlaşma

Share Button

ank1

Bir ülkede ve bir toplumda teknolojik gelişmeyle toplumsal gelişme aynı hızda değildir. Toplumsal gelişme çok yavaştır. Son yıllarda ülkemizde toplumsal gelişme yerine gelişmemezliğin gerilerine doğru sürüklenme görülüyor. Diğer yandan teknolojinin en son üretimlerini elde etme yarışı gelişmiş ülkelerden daha hızlı. Gelişmiş ülkeler üretiyor; gelişmemiş ülkelerin gelişmemiş kafalarına satıyor. En açık ve anlaşılır örneği, cep telefonları… Televizyon aygıtlarını da unutmayalım. Herkes çıkacak olan en yeni cep telefonlarının peşinde. Piyasaya çıkınca çılgınca bir tüketim başlıyor. Gelişmiş ülkelerdeyse böyle bir görgüsüzlük ve çılgınlık yok. Birçoğunun elinde ucuzladıktan sonra satın aldıkları cep telefonları var.

Tüketim toplumu ahmaklaştırılmış ve yozlaşmış bir toplumdur. Bu toplumlarda her şey yozlaşır ve insanlar da niteliksizleşir. Sanat da bundan payını alır. Ülkemiz gelişme yolunda ağır aksak ilerlerken sanat çok ciddiye alınan önemli bir olguydu. Sanatın üstesinden gelmek için çok büyük bir çaba vardı.  Batının düzeyini yakalamayı erimlemiş bir anlayış vardı. Belli bir sürenin sonunda Batı’ya ulaşılacağı inancı egemendi. Yapılan çalışmaları daha iyiye doğru yönlendirmek için önemli oranlarda devlet desteği vardı. Özel sektör henüz sanatın bilincinde değildi. Belli sayıda üç beş galeri bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Daha çok devlet ve resmi kuruluşların galerileri etkindi. Sanatla uğraşanlara sergi açma olanakları tanınıyordu. İnsanlarımızın sanata karşı ilgilerinin ve bilgilerinin artması isteniyordu. Özel kuruluşları da bu anlamda uyaran bu destekti.

ank4

Bizler kalkınamayıp gelişemedikçe her şeyi kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanmaya yönelik yozlaşmaya da yol açanlar oluverdik, bir süre sonra. Devlet ve resmi kuruluşların galerileri belli bir çıkarcı anlayışın eline geçti. O galerilere kendi adamlarını yerleştirerek kendileri dışındakilere olanak tanımadılar. Birkaç özel galeri de onlarla bağlantılı olmak zorundaydılar. Satış yapmak için tanınmış gibi görünenlerle işbirliği yapmak galerici için kazançtı. Gelişme ve Batı düzeyine ulaşma düşüncesi yerini yozlaşmışlığa bıraktı. Devletin her yıl düzenleyip sanatçıları ödüllendirdiği Devlet Resim ve Heykel Yarışması ödülleri, bu yozlaşmanın bir parçası oldu. Sanat çevresi oluşturan bu yoz çevre ödülleri birbirlerine dağıttılar. Birbirlerine bol bol ödül sundular. Kendi adlarını gerçek sanatçılar, büyük sanatçılar olarak öne çıkardılar. Oysa hiçbiri ne sanatçıydı ne de usta… Batı’nın gerisinden gelen, onlara öykünenler öylesine utanmazlık yaptılar ki kendilerinden başka sanatçı yokmuş gibi davrandılar. Ülkedeki sanat bilinçsizliğinin yarattığı bilinçsizlikten yararlandılar.

Böylece ilerleme bir çöküş dönemine girerek sanat bir tecimsel nesne olmaya başladı. Sanat üzerindeki kazanç oyunları da kolay oynanabiliyordu. Bunu sezenler her türlü üçkâğıtçılığı sanat üzerinde de oynamaya başladı. Sanatın ve sanatçılığın erdemi üzerinde konuşmalar, yazılar derken eline fırçayı, boyayı alan sanata soyundu. Bir yığın derme, çatma işle sanatçı kılıklılar galeriler açarak sanatla ilgisi olmayanlara sergiler açtılar, resimler satarak sanatseverleri kazıkladılar.  Üniversitelerde bilimin ve gerçek anlamda araştırmacı eğitimin yerini din ağırlıklı ne olduğu belli olmayan bir eğitimin alması ve çöküşün yaşanmasıyla sanat eğitimi de çöktü. Sanat eğitim ve öğretimindeki nitelik yetersizken daha da gerilere düştü. Sanatın günümüzdeki boyutunu ve yerini bilmeyenler, öğreticilik ve profesörlük yapmaya başladılar.

ank7

Şu günkü duruma bakıldığında eğitimin, bilimle, sanatla, araştırmacılıkla hiçbir ilgisi kalmadı. Sanat fakültelerini bitirenler sanatı hiçbir biçimde anlamadıkları hâlde anlamış duygusuyla serseri mayın gibi dolaşıyorlar. Para kazanmak için galerilerde amatörlerin sergilediği ve çok satılan çalışmaları örnek alarak nasıl resim satacaklarına odaklandılar. Resim satacak duruma gelenlerse artık sanatla ilgilerini parayla değiştirerek sanattan uzaklaştılar. Gerçek sanatın ve sanatçıların da düşmanı oldular. Sanatın gerçeğini dile getirenlerle kavgalı duruma düştüler. Amatör yığınlar, sanatın ne olduğunu anlamadıkları için kendilerine “sanatçı” diyen galerilerin şişirmesiyle gazetelerde, televizyonlarda haber konusu oldular. Sanatçıları da beğenmediler. Düşüş böylesine alçakça bir konuma geldi.

Bu alçaklığın en büyük parçasını da “Çağdaş Sanat Fuarı” denilen etkinlikler oluşturuyor. Tüm şişirilmiş sanatsız amatör mevtalar buraları doldurmakta… Kendilerinden umutlu olduğumuz yeteneklilerimiz de çok para kazanınca nasılsa çok para kazanıyorum diye henüz sanatlaşamamış çalışmalarını geliştirme, sanatlaştırma çabasını göstermediler. Böylece ülke baştan aşağı sanat diye resim çöplüğüne dönerek yozlaşmanın dibine oturdu.

ank8

Müzelerimiz sanattaki yetersizliğimizi kanıtlayan kurum ve kuruluşlara dönüştü. Çok az sayıdaki nitelikli çalışmalar da niteliksizliğin içinde yokmuş gibi bir karmaşanın içine düştü. Nitelikli ve güçlü sanatçılarımız görmezlikten gelinerek ülkeden ayrılmak zorunda bırakıldı. Her şey artık mafya yöntemleriyle çalışanların eline kaldı. Sanatın avukatı kendileri, savcıları kendileri, yargıcı kendileri… Küratör, eleştirmen ve bilenleri kendileri…

“Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini…” dedirten bir zaman dilimi yaşanıyor. İnsan ve insanlık ölmedikçe “Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini…” diyecek çok sayıda yetişen sanatçımız olacaktır. Çünkü dünya sanatı bu yozluğa beş kuruşluk bir değer vermemektedir. Gerçek değerleri yaşamak isteyen gerçek sanatçılarımızın yolu her zaman açık. Aç ve susuz kalabilirler bu yolda. Dayanmasını bilmek gerek. Bir gün bakıp yalnız olmadıklarını göreceklerdir. Yeter ki onlar da yalnız bırakılmak istenenlerle birlik olsunlar.

ank9

Share Button

Yorumlara kapalıdır