Derviş Ergün: Çağdaş, Modern ve Postmodern

Share Button

Yue Minjun, 2005

dervisergun@yahoo.com

Kavramlar, aklın yolunu bulduğu ya da ikna olduğu, idrak edildiğinde itibarı yüksek sihirli anlamlardır. Kavramları merdivene benzetirim, nereye çıkmak isterseniz oraya çıkarsınız ve orada kalırsınız. Çünkü yolculuğunuz bitmiştir idrak sınırınıza dayanmışsınızdır, sindirmek için aşağıya inmeniz gerekir. Hayatımızda oldukça önemli bir yer tutan kavramları ucundan da olsa incelemekte yarar var. Kavramlar belirsizliğin giderilmesini ortadan kaldırmasa da aklın özgür alanında bir tartışmayı başlatırlar. Öncü özellikleri olmasına karşın eylem içinde bulunmazlar. Eylemi gerçekleştiren bilim ve sanattır, kavramda bütünleşen bilgi; deneysel özelliğiyle bilime, sezgisel duyarlıkta sanata olanak tanır. İnsanın eli ayağı olan kavram, kavranamadığı sürece lümpen bilgi denilen içi boş slogana dönüşür ve anlamsız olarak tüketimde dolaşır. Kant, insan zihnindeki öncü kavramların çok sayıda tekil veya bireysel örnekten soyutlama yoluyla elde edildiğini, Cassirer ise tıpkı Platon gibi, kavramın, bilgiyi düzenleyen bir araç olarak daha önceden var olduğunu düşünür.

Çağdaş, II

Kavramların yarı geçirgenliğinde geriye kalan tortu, ister soyutlanarak elde edilsin isterse tikellerin varlığında saklı olsun bilimin ve sanatın ne anladığına göre şekillenir. Elde edilenin, tarihi belge niteliği taşıdığı kabul edilirse, aklın iz sürmesiyle kavramda saklı olan yeni ile eskinin kimliği tersinden de keşfedilebilir. Modern kavramı yeniyi anlatırken, kökleri Rönesans’a, aydınlanma dönemine, kültür ve sanayi devrimlerine kadar gider. Sanayi devriminin tetiklediği toplumsal dönüşüm ve ilerlemelerin, geride feodaliteyle temsil edilen orta çağ zihniyetine karşı, kalıcı olarak modern kavramıyla temsil edilir. Kellner’e göre; teorik olarak modernlik, aklın bilgiyi hem toplumdaki ilerlemenin kaynağı, hem de sistematik bilginin temeli olarak görmektedir. Yani modern kavramı başta insan aklı olmak üzere toplumsal yapıyı, sanayi ve teknolojik ilerlemeyi, bilim, kültür ve sanatı yeniden düzenleyen hareketi başlatmıştır.

Chen Chi Kwan, 2014

Gelişmeler; sanayileşme, metalaşma ve rasyonelleşme süreci olarak, kapitalizmin kontrolünde biçimlenmeye devam eder. Üretim ve para ekonomisi etrafında şekillenen sosyal yapı, burjuva varlığında temsil edilen bir üst yapıya dönüşür, bu evre kapitalizmin olgunlaşma dönemidir. Bu hızlı dönüşüm, modern kavramının varlığında bilim ve sanatın önünde şekillenmiştir. Sanat tarihinin aldığı notlara göre; sosyal yapı, kapitalizmin hem kültürel hem de tüketici ayağını oluşturuyor, akıbeti de kapitalizmin insafına bırakılıyor. Oysa modern içinde yaşayacak ‘yeni’ modernin kendi yasasına tabi olması gerekirken, modernizm üzerinden kapitalist burjuvaya dâhil edilmiştir. Gelenekte somutlaşan tekrar modernizmle aşılırken, kültürün tutucu yanı eleştiriliyor, ancak kültürün özgürleştirici yanı hep kapitalist tarafından kontrolde tutuluyor. Sanatın modernizme itirazı da bu noktadan başlıyor.

Luc Tuymans, 1975

Modern’i kavram, Modernizm’i pratik olarak kabul edersek, tartışılan konu daha iyi anlaşılır. Eskiden ancak ayakta kalabilmek için tüketen toplum, yerini ilerlemek için tüketen endüstri toplumuna bıraktı. Kapitalizm yeterli görmediği artı değeri artırmak için tüketiciyi, özne yani bireyi keşfetti bu yeni bir evrenin başlangıcıdır. Bireyin sosyalleşmesi ve özgür olabilmesi tüketime bağlı, tüketici isen bireysin, bireysen modernsin, modernsen sosyalsin. Modernizmin geç dönemi, Postmodernin birinci evresi ise; katılığın yerini esnekliğin, kesinliğin yerini belirsizliğin aldığı dönemdir.  Tüketim bireyi zinde kılar, süreç belirsiz olsa da heyecan verir, hız bireyin ayakta kalabilmesini sağlar, agresiflik ve tatminsizlik sürecin karakteridir gibi kışkırtmalar, yıkıcı bir silah olarak modernizmin elinin altında olmasına karşın postmodernin ikinci evresiyle temsil edilir. ‘Hırs ve arzu’ nesnesine dönüşen isteklerin tüketim çılgınlığıyla tatmin olması mümkün olmasa da ihtiyaçların postmodernin üçüncü evresinin doğal bir sonucu ve kabul edilmesi beklenir, bu da modernizmin sıvılaşmış hâlini gösterir.

Çağdaş, I (1)

Bu durumda modernizmin akıbetinin ne olduğu henüz netliğe kavuşmadığı ve onun postmodernle yok edilemeyeceği anlaşılıyor. Çağdaş, aynı çağı yaşayan, kendisinde çağın özelliklerini toplayan bir dönemi anlatır. Ancak kullanımdaki kavram, gelişmişlik standardını yakalamış toplum ve kurumların eşdeğer, sınırlı ve dar zaman aralığını kasteder. Afrika’da bir kabile ya da geri kalmış bir toplumun aynı zaman aralığında yaşamış olmaları onların çağdaş olduklarını göstermez, tıpkı modern toplumlarda olduğu gibi. Kavramlar birbirinin yerine iş görseler de aslında modernizm etrafında hareket ettikleri söylenebilir. Çağdaş kavramıyla modern(!) veya postmodern(!) kavramı anlatılmaya çalışılıyor. Modern kavramı, kendini bir zaman aralığında tarif etmiyorsa, ki etmiyor, hâlâ canlıdır ve yaşıyor. Oysa önüne ‘post’ kelimesi ilave edildi, başka bir kavram olduğu iddiası kapitalistin, kavramlara koyduğu rezervden kaynaklanır. Kavramların doğal ölümüne izin verilmediğine göre çağdaş sanat ile modern sanat yaşıyor! İkisi veya üçü aynı şey değilse bu kavramlar bize neyi anlatıyor?

1 Haziran 2015

Share Button

Yorumlara kapalıdır