Sabahattin Şen: Sanat Duyuncu

Share Button

unnamed2

Kimi zaman bir sorumluluk, kimi zaman bir duyarlık, kimi zaman bir denge, kimi zaman tutarlı bir aykırılık, kimi zaman sıra dışılık, kimi zaman bir bilinmezliktir yaratıcılık. Sanat bunların tümünü bir arada tutan bir güçtür. Kendi doğruluğundan sapmayan, ödün vermeyen, özgür, özgün ve kendi içinde her zaman temele dayalı bir yapının en üstteki değeridir. Ne yazık ki sanat her zaman büyük saldırılarla karşılaşarak yozlaştırılmaya çalışılmaktadır. Özellikle sanatın evrensel ve çağdaş çizgisini yakalayamayanlar sanatın duyuncunu duyumsayamadıkları için sanatı çarpıtmaktan çekinmezler. Oysa sanat kendi duyuncu içinde kendi yolundan hiçbir zaman sapmaz.

u3

Vicdan dediğimiz duyunç elbette insanoğlunu her kötülükten koruyan, uzaklaştıran, engelleyen çok önemli bir duygudur. Duyuncunun sesini dinleyerek yaşamını sürdürenler güvenilir ve erdemli kişilerdir. “Bir kerecikten bir şey olmaz…” düşüncesinde olmadıklarından onlara kötü bir şey yaptıramazsınız. Her zaman güzelden, doğrudan ve insana yakışandan yanadırlar. Öyle ki sonunda ölüm de olsa ödün vermezler. Bu niteliği taşıyan kaç kişi vardır, dediğimizde hepimiz ağız birliği etmişçesine çok az sayıda olduklarını söyleriz. Her insanın kendi duyuncunun sesinden yana olmasını da bu anlamda onaylarız. Ne yazık ki böyle insanların sayısı yeterli ve etkili bir sayıya ulaşmaz. İnsanoğlunun çiğ süt emdiğini söyleyerek buna bir neden buluruz. İnsanlaşabilmek bu denli zor olunca duyunçlu insanların sorunları duyunçsuz olanlardan çok fazla. Onları anlayanların da sayısı çok azdır.

unnamed6 - Kopya

Sanat denince onun sapasağlam bir duyuncunun olduğu bilinmeli. Hiçbir zaman onu yerinden sökemezsiniz, aldatamazsınız ve yozlaştıramazsınız. Sanat niteliğini taşıyan her yapıtın ilk temel taşı sanat duyuncuyla atılmıştır. Sanat adına yapılacak her yapıt bu duyunca dayalı olarak ilk çizgisini, rengini, lekesini, dokusunu belirler. Sanatçının her anı sanatın duyuncuyla iç içedir. Sanatçı bir yapıtın ortaya başka türlü çıkmayacağını çok iyi bilerek kendi duyuncuyla sanatın duyuncunu birleştirir. Böyle bir birleşme olmadığı sürece de sanattan uzaklaşılır. Çalışmanın içine satma, beğendirme, kimilerinin beğenisine göre ayarlama gibi düşünceler girince sanat duyuncundan kopmalar başlar. Sonuç bir başarısızlığa dönüşür. Ortaya çıkan çalışmanın içinde sanatın duyuncu olmayınca sanat da yok olur. Yozlaşan, cicili-bicili, tatlı, şerbet gibi çalışmalarla karşılaşırız.

unnamed4

Bir toplumda sanatın yerleşebilmesi için duyarlılıkla duyuncun birbirinden kopmaması gerekiyor. Çalışmalarda kendine göre bir şey aramak yerine yapıttaki sanat değerlerini arayıp bulmak gerekmektedir. Onun bunun isteği ve beğenisine yönelik çalışmalar sanatın duyuncuna aykırı olduğu için yozlaşmış çalışmalardır. İnsanları bu tür yozlaşmış çalışmalara alıştırarak adına da sanat denmesi insan duyuncunun çirkinleşmesi, kabalaşması anlamına gelir. İnsanlar ayrıca aldatılarak sanatsızlığa doğru sürüklenir. Buna engel olmanın yolu da sanatla uğraşanların sanatın duyuncu konusunda bilinçli olmalarıdır. Gelişmemiş toplumlarda bu anlamda başarı sağlamak oldukça güçtür. Bunu bilen birçok açıkgöz ne kendinin ne de sanatın duyuncunu dinliyor.

unnamed1

Burada söz konusu olan insanın kendini insanlaştıran öz değerlerine sahip çıkmasını bilmesidir. Sanat kendi öz değerlerimizin en üst noktasıdır. Hiç bir ödün verilmemesinin, hiçbir sapmamanın anlayışla karşılanmamasının, hiçbir çıkar uğruna sanat duyuncundan kopulmamasının bilinciyle yaşamalıyız. İnsan olma değerlerini yitirerek insanlaşılamaz.

Share Button

Yorumlara kapalıdır