Şeref Akşit: Atölye Günlükleri 9: Kerem Ağralı

Share Button

Kerem Ağralı

Atölye Günlükleri için Kerem Ağralı’nın Atölyesine konuk olduk. Marmara Üniversitesi Heykel Bölümü çıkışlı ressamla resim, sanat, politika, hayat… üzerine lafladık. Son derece gerçekçi, alışılmadık özeleştiriye ve samimiyete sahip sanatçıyla geniş geniş söyleştik.

Şeref Akşit: Sanat hayatına nasıl başladın, ilkokulda herkes resim yapar, sonraki yıllarda bir şekilde hayatının olmazsa olmazları arasına girip seni tetikleyen şey ne oldu?

Kerem Ağralı: Lisedeyken resim öğretmenim Şakir Sağlam ilkokuldan sonra tekrar resme ilgi duymamı sağladı. Ondan birkaç ay özel ders aldım. Daha sonra güzel sanatlara hazırlandım, resim ya da heykel fark etmezdi, güzel sanatlar okumak istiyordum. Ardından Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünü kazandım. Sürekli desen çizmeye devam ettim. Okula çok sık gitmiyordum, turist gibi takılıyordum, yedi yılda bitirdim ama adamakıllı son iki yıl tam anlamıyla öğrenciydim. Hüseyin Suna’ya asistanlık yaptığım bir buçuk yılda kendimi tamamen heykele vermiş oldum ve o dönem sanat disiplinimi geliştirdim. 2010 senesinde Terakkiperver Lisesi’yle birlikte -o zamanlar Beşiktaş Kültür Merkezi’nde yapılan- Sanat Fuarında ilk sergimi açtım. Hatta orada çoğunlukla desenlerim kullanıldı, bir tane de tuval üzerine yağlı boya işim vardı. Ondan sonra yağlı boyaya olan tutkum artarak devam etti. Epey bir süre pentürden devam ettim, gittim. Yağlı boyaya açlığım dinmedi, tutkuyla devam ettim, güzel bir verimle gayet yoğun çalıştım.

GÖRSEL 2

Ş.A.: Peki figürlerinin ve kullandığın imgelerin esinleri nereden geliyor? Mesela maymun figürleri, mutant karakterler, yani maymun-insan arası evrim sürecindeki geçiş karakterleri Planet Of Apes göndermeleri gibi… Bilim kurgu, korku filmleri sever misin? Nelere ilgi duyarsın, neleri takip edersin?

K.A.: Evet evrimci, gelişimci, dönüşümcü bir yanım vardır. Mixer’de iki sene önce açtığım “Homo Evolution” sergisi de bunu desteklemiştir. Sergi yapmak bir bakıma özeleştiri yapmanın bir yolu benim için. Bu uzun yolda, yaptığınız doğru ya da yanlış her eser sizi bir sonraki doğruya götürebilir. Uzun yıllarca desen çalıştım, sonrasında yağlıboya emekçisi oldum, çok zor ve uzun bir yoğunluk dönemi, 2012’den beri de akrilik boya ve akrilik kalemi kullanıyorum. Gayet memnunum, ama tabii hepsini denedikten sonra ancak bu sadeliğe ulaştım.

GÖRSEL 3

Ş.A.: Son çalışmalarınla ilgili isim buldun mu?

K.A.: Değişebilir ama şimdilik “Nabız”  düşünüyorum.

Ş.A.: Yeni çalışmalarından biraz bahseder misin?

K.A: Tuval hâlâ çalışıyorum ancak şimdiki seride farklı ahşap ve alüminyumları dekupe ettirerek disiplinlerarası ilişkiler kuruyorum. Bu aralar, önceki işlerime göre malzemede farklılık daha belirgin.

Ş.A.: Ama sanırım eskilerin üzerine yenilerini ekliyorsun. Yani heykel deneyiminden gelen üç boyutluluk var, çok uzun yıllardır hiç bırakmadan devam ettiğin desen çalışmaların ve üzerinde durarak geliştirdiğin figürlerin, diğer yandan değişen malzemeler, interdisipliner yaklaşımlar… Bazı doğaçlama, deneysel denemeler, bir değişimden söz etsek de hem tutarlı hem de ayakları yere sağlam basan bir devinim görüyorum çalışmalarında. Bir de her an daha da kendini belli eden sadeleşme, karşılaştırması zorunlu imgeler. Renk tonları da zıtlıklardan gerekli gerginliği, olabilecek ve olamayacak ilişkiyi izleyiciye veriyor zaten. Bunun dışında uyku düzenini, atölyede nasıl vakit geçirdiğini merak ediyorum…

K.A.: Açıkçası geç yatıp geç kalkıyorum. Sabahlara doğru yatıp öğleden sonra kalkıyorum. Düzenlemeye çalışıyorum ama olmuyor. Yaşam tarzı hâlini almış sanırım. Geç yatmayı da seviyorum ayrıca.

Ş.A.: Atölye çalışmaları dışında vaktini nasıl geçiriyorsun?

K.A.: En büyük keyiflerimden, fırsat buldukça film izliyorum.

Ş.A.: Ne tür filmler izliyorsun Avrupa, Bağımsız Amerikan, klasik, modern..?

K.A.: Açıkçası duruma göre değişiyor Akira Kurosawa filmleri de izleyebilirim Coen’leri, Wachowski’leri de… güncel veya psikolojik durumuma göre değişiyor. Diğer yandan bilim, gerilim, korku filmlerini seviyorum.

GÖRSEL 4

Ş.A.: Başka, günlük hayat, gündem, politika?

K.A.: Son yıllarda çok da fazla kitap okumuyorum, bazılarını da bitirmiyorum. Aktif anlamda politik bir kişilik olmasam da Türkiye’nin bu karanlık ve zor dönemlerinde, hassasiyetleri olan bir birey olarak elbette tarafım! Ama her şeyi bilen, her konuda bilgi ve söz sahibi biri olmak istemedim hiçbir zaman. İşlerime yoğunlaşmayı istediğimden, her şey hakkında bilgi sahibi olan biri olmaya değil, üretken ve çalışkan olmaya gayret ediyorum. Kendimi şaşırtmaya çalışıyorum. İşlerim bende merak uyandırmazsa, beni etkilemezse, kendi yaptığımı beğenmezsem başkası nasıl beğenir, diye düşünüyorum.

Ş.A.: Kendinden etkilenme, “yaptıklarını beğenme veya etkileyici, farklı bulma” derken merak ettim, bir konu seni nasıl kendine çekiyor? Yani bir imge, konu, kavram sana nasıl kendini beğendiriyor da farkındalık yaratıp uyandırma alarmı çalar gibi beynine albenisi yüksek güçlü sinyaller gönderiyor?

K.A.: Açıkçası zor bir soru. Belki çok kolay cevap verilebilir ama verilemeyebilir de. Önce aklıma bazı imgeler düşüyor ama bu imgeler ısrarla kendilerini tekrarladıkça önemli bir şey olduğunu hissetmeye başlıyorum. O imge, o hikâye her neyse “Ahh şunu yapayım, bunu böyle kurayım” adamı olmadım hiçbir zaman. Çoğunlukla spontanelik üzerine oturuyor ama sonra onu kurguya oturtan kişi yine benim tabii. O yüzden “Bu konu olsun.” diye düşünmüyorum, planlamıyorum. Bana gelen malzemeleri tamamlamakla yükümlüyüm gibi geliyor bana, yani puzzle oluşturmak gibi.

Ş.A.: Kısaca, sana gelen malzemeleri işliyor, soyut, belli belirsiz imgeleri sanat yoluyla, farklı medyumlarla bedene, hacme büründürüyorsun. Diğer yandan bunları yaparken önemli medyumdan yararlanıyor musun, müzik dinliyor musun? Müzikle aran nasıldır, kimleri dinlersin ya da dinlemezsin?

K.A.: Çoğunlukla new age müzik dinlerim. Enigma, Era… Bol bol film müzikleri de dinlerim. Zaman zaman İngiliz pop, mesela Elton John..Amerikalı grupları da dinliyorum arada. Müziğin etkisi altına girip sonra o ruh hâliyle resim yapmaktansa müzik dinlemeyi bıraktığım zamanlar da oluyor. Resim için en uygun ‘mood’ denemesi yapıp “Bu iş müziksiz nasıl oluyor” diye müziği kapatıp sessiz sakin resim yapıyorum. Yoksa bir uyarıcı altında resim yapılıyormuş gibi geliyor, sonuçta müzik de bir dış uyaran!

Ş.A.: Peki diğer yandan Türkiye’deki sanat veya çağdaş sanat algısını nasıl buluyorsun?

K.A: Algı çok bozuk. . .

Gülüşmeler…

K.A.: Türkiye çok geniş bir ülke ama buna rağmen görsel sanatlarda çok az koleksiyoner olması ciddi bir sorun! Bildiğim kadarıyla çok küçük bir ülke olan Belçika’da bile daha fazla koleksiyoner var. İşte diğer yandan koleksiyonerlerin ne şekilde yönlendirildiği ve hatta nasıl manipüle edildiği önemli! Bahsedilen şey, çoğunlukla sanat borsası, sanat piyasası! Sadece para merkezli düşünenler sanata yön verince “Kim, ne kadar satıyor, işleri hangi art markette yerini buluyor..” bu insanlar sadece bunları düşünüp konuşuyor, önemli olan bu onlar için!

Şeref Akşit & Kerem Ağralı

Ş.A.: Sanat camiasında nelerin değişmesini istersin, hangi algı, ne değişse biraz daha iyiye gideriz?

K.A.: Açıkçası algı değiştirmek dünyanın en zor şeylerinden biri, böyle bir hayale kapılmamak lazım.

Gülüşmeler…

 K.A.: Ama bir şeyler mutlaka değişir istediğimiz yönde olmasa da. Kendi adıma en çok da koleksiyonerlerin daha bilinçli, duyarlı olmalarını, sanatı, sanatçıyı, sanat eserlerini biraz daha iyi bilmelerini, bunlar üzerinde biraz daha kafa yormalarını dilerdim. Elbette ki öyleleri de var ama çok az. Bu en doğal isteğim bile ütopik görünüyor.

Görsel 6

 Ş.A.: Gerçi bazı müzeler ya da sanat galerileri rehber eşliğinde sergi turu yaptırıyor. Hatta bazılarında küratör ya da organizatörler eşliğinde sergi gezme şansı da var. Bazı küratörler ya da organizasyonlar, koleksiyonerlere sanat seminerleri, eğitimler, sanat okumaları düzenleniyor; ama senin söylediğin gibi yeterli değil.  

K.A.: Biraz biraz…

Ş.A.: Sosyal medyayla aran nasıl takip ediyor musun?

K.A.: Facebook kullanıyorum, o bana yetiyor. Biraz instagram ama bir şey paylaşmıyorum.

Ş.A.: Samimi sohbetin, ve Uzakdoğu menşeli sütlü çayın için teşekkür ederim.

K.A.: Ben de güzel muhabbetin için teşekkür ederim.

Kerem Ağralı

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır