Derviş Ergün: Yeni Gerçekçilik

Share Button

                                                   modern popart

Popüler olan hemen kana karışan şeker gibi enerji veren, coşturan bir tatmin duygusudur. Bu anlayışın temellendiği kavram bütünlüğüne de popülizm adı verilir. Popülizmin özelliğine bakılırsa, geleceğe dair bir kaygı, geçmişte ürettiği bir değer yoktur, her şey gün içinde olup biter, kısa ömürlüdür, ancak yeni bir eğilim hemen devreye girer. Bakteri gibi çoğalma kabiliyeti gösterir. Genellikle insanın boş anlarını, eksik yanlarını, cahilliğini, görgüsüzlüğünü, az gelişmişliğini, zaaflarını, kompleksini ve buna benzer birçok olumsuz olayı kollar ve çare olarak insan bünyesine bulaşır. Popülizm iksiri kana karıştı mı, kuyruk dikleşir, eğik baş havaya kalkar, öz güven oluşur, insan sınıf atlamış gibi hafifler, gerçek değişmese de problem yoktur! Popülizmin kişiye kazandırdığı olgunluk (!) sayesinde bir uzman gibi sahada karar verici konuma geçer. İşte popülizmin kişide yarattığı tahribat böyle başlar. Bu noktadan sonra sanat anlayışı veya yaşama dair tüm olgular popülizm kavramıyla analiz edilir. Popülizmin olduğu yerde analitik bilgiye, sınıf bilincine, doğrunun veya gerçeğin ne olduğuna dair bir çabanın gayretine gerek yoktur. O her derde devadır; o popüler olandır!

   Modern Popart 2

 Olguların kökleri dünde, gövdesi bugünde, meyvesi de yarında saklıdır. Bu süreç diyalektiğin temel kuralları ile gayet açık bir şekilde anlatılır. Olgular, popülizmin tarif ettiği zaman dilimi içinde olup bitmez çok daha uzun çok daha karmaşık bir süreci kapsar. Duyuların hissettiği, aklın tarif ettiği, deneyimsel sonuçların etkisinde biçimlenmiştir. Ortaya çıkan olgunun nesnel varlığı hiçbir düşünsel analize gerek kalmadan optik olarak zaten algılanmaya müsaittir. İnsan algısı sadece var olan nesneyi aynen algılamadan öte neden(?) niçin(?) nasıl(?) sorularını sormak zorundadır. Popülizmin en becerdiği nokta; sorgusuz, sualsiz kendini karşıya kabul ettirmesidir. Yaşamı biçimleyen tüm araç ve gereçleri kontrolü altına almasıyla pireyi deve, hayali gerçek gibi gösterebilir. Bu nedenle popüler olanın dışına çıkamayan bireyin, edilgen konumu kaçınılmazdır. Kuşatılmışlığın içinde bir paranoyayı yaşadığı hâlde, mutlu sanrısı devam eden bireyin gerçek yaşama döndürülmesi hemen hemen olanaksızdır.

modern poart 3

Pazar ekonomisinin tekerini döndüren popülizmin öldüren cazibesi, insanları etkilemeye devam edecektir. Bu serüvenin hikâyesi geçmişe dayanır. Popülizm sanayi devrimiyle biçimlendi, endüstri devrimiyle sosyalleşti, bilişim devrimiyle de siyasallaştı. Yani sınıf farkını gözetmeyen ya da sınıf bilinci taşımayan ancak ideolojik sosyal sınıftan bahsediyoruz. Bu sınıfa ait bireylerin konumu tüketmeye odaklanmış siyasi sürülerden ibarettir. Bu ‘sürü’ kavramı İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’ye aittir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda bu kavramı bir daha kullanmamıştır. Tüketim açlığını tatmin edecek popüler çözümler onları ikna etmeye yeterlidir. Bu sınıfa mensup insanların sosyal statüleri asgari geçim standartlarında ya da küçük burjuva veya açlık sınırında olsa bile siyasi angajmanları sınıf bilincinden uzak, oldukça sığdır. Üretimin hakça bölüşüldüğü bir dünyayı muteber kılacak bir siyasetin, bu sosyal sınıf üzerinde tesir etmesi oldukça zayıftır.

Times meydanı

Popülizmin parlattığı sosyal statü “meşhurluk” payesi, bireyin konumunu belirlerken, dışarıda kalan bireyi de aday olarak sürüye dâhil etmektedir. J.Baudrillard, Times meydanının ışıl ışıl atmosferini görünce: “her taraf cinsellik kokuyor, ancak cinsel ilişkiye gireni hiç görmedim” demesi “şüyuu vukuundan beterdir” anlamındadır. Parlatılan şeyin kendisi değil, birey üzerindeki algısal değerinin ne olduğu önemlidir. Bir an düşünelim ülkenin her bir ferdi meşhur olmuş, nasıl bir sosyal görüntü olur? Herhâlde her bireyin etrafında en az üçer metre boşluk oluşur!  Kimse kimsenin yanına yaklaşamaz, dik bir şekilde balta sapı yutmuş gibi dolaşır, bir santim eğilemez! Popülizm ciddi bir iştir, şaka kaldırmaz, adamı uçan halıya bindirir, bir daha yeryüzüne indirmez.  “Yongası aslından çok” işler şahane, sanat bahane… 

2 Kasım 2015
Share Button

Yorumlara kapalıdır