Emrah Kazanır: “Tolstoy’un Betimlemeleri – 1 – Hazin Bir Evliliğin Romanı”

Share Button
Ilya Efimovich Repin, Portrait of Leo Tolstoy, 1887

Ilya Efimovich Repin, Portrait of Leo Tolstoy, 1887

Rusya’nın Tula şehrinde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Lev Nikolayeviç Tolstoy çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova’ya giden Tolstoy çalışkan zeki bir öğrenciydi. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire’i ve J.J. Rousseau’yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Tula’ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. Bir süre sonra orduya katılıp Kafkasya’ya giden Tolstoy, Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı 1854’te Kırım Savaşı’na subay olarak katıldıktan sonra askerlikten ayrılıp Petersburg’a gitti. . Bir kısım eserlerini de oldukça sakin geçirdiği bu yıllarda yazdı. Yine de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Böyle bir dönemde kaleme aldığı Hazin Bir Evliliğin Romanı adlı eseri, 19. yy’ın aile, ev ve evlilik ilişkilerine ışık tutuyor. Rus toplumunun dönüşen dengeler karşısında nasıl bir aile oluşturduğunu anlatıyor.

Tolstoy torunu ile

Tolstoy torunu ile

İnsanın gelişiminde etkin rol oynayan üç kurum vardır.

  • Aile
  • Eğitim
  • Psikolojik Danışmanlık

İnsanların kendi karakterlerini yaşayamamasının nedeni toplumun vazgeçilmezliklerinden ileri gelir ve bu vazgeçilmezlik yörüngesinde gelişim gösteren birey bunun bedelini ağır öder. Toplumun yaşadığı bu dünyanın sağlıksızlığı sonucu ortaya çıkan etmenlerden biri ‘’suç’’ kavramıdır. Ama suç kime ve neye göredir? Yaşanılan toplumun kriterleri ya da o toplumun egemenlerinin belirlediği yasalara göre yapılmaması gereken davranışların bütününe suç deniyor. Yasaların konuluşuna göre aile ve eğitim kurumunun şekillendirilmesi insanın gelişimi sürecinde oluşan karakterin gerçekliğini ya da hayalciliğini dışa vuruyor. Herhangi bir toplumun yasalarına göre gerçekleştirilemeyen davranışlar bütünü o toplumun genel karakterini gösterir. Tolstoy’un vurgulamak istediği durumlardan biri tam olarak buraya denk gelir. Betimlemelere fazlaca başvurduğu Hazin Bir Evliliğin Romanı’nın perde arkasında kendi psikolojisini de bize anlatmış oluyor.

hazin-bir-evliligin-romani-kitabi-lev-nikolayevic-tolstoy-Front-1

Hazin Bir Evliliğin Romanı’nda Tolstoy’un betimlediği üç ana unsur toplumsal bir soruna parmak basar niteliktedir. 19. yy’da yaşayan toplumdan bugüne kadar değişmeyen gerçeklikleri, Tolstoy’un betimlemeleri ışığında iyi analiz etmek gerekir.

  • Nessos’un Deianeira’ya Vermiş Olduğu Kanlı Gömlek Betimlemesi Neyi Anlatır?

Herakles’e bir tören esnasında Deianeira’nın giydirdiği kanlı gömleğin toplumdaki karşılığı evliliktir. Burada anlatılan tören, nikâh törenidir ve Deianeira’nın Herakles’e giydirdiği bu gömleğin aşkının sonsuzlaşmasında bir nişane olarak görmesi, Herakles’in dönülmez acılar yolculuğuna çıkışı demektir.

  • Herakles Neden Giydiği Bu Gömleği Çıkarmak İster?

Herakles’in,  giydiği bu gömleği ölümüne kadar çıkaramayacak oluşunun temel nedeni yapmış olduğu evlilik sonucunda Deianeira ile isminin yan yana anılması anlamına gelir. Bu gerçekliğin ışığında Herakles, hayatının Deianeira’nın yönlendirmesiyle ilerlediğini ve Deinaeira’nın ihyası için yaşamaya başladığını fark eder ve içindeki insani duyguların önünün kesilerek belirli bir amaç için savaşan paralı askere dönüştüğünü düşünür.

  • Farklı Dağlardan Getirilerek Meydana Biriktirilen Ağaçların Ateşe Verilmesi Ne Anlama Gelir?

Deianeira’nın, kendisini seven Herakles’in duygularını kendi hayatı doğrultusunda kullanma amacı güderek Herakles’i evliliğe ikna etmesi ve Herakles’in duyguları yüzünden gerçeği görememesi romanda aşk sözcüğü ile tanımlanır:

“Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.”

Tolstoy  için aşk ya da evlilik birbirinden pek de faklı kavramlar değildir. Hazin Bir Evliliğin Romanı’nda Tolstoy aşk ve evliliği iki insanın çıkar ilişkisi olarak değerlendirir:

“Aşk ya da evlilik; iki karşı cinsin birbirlerinin hayatlarını kendi hayatlarının çıkarları doğrultusunda kullanmasına verilen addır.”

Ivan Kramskoy, Portrait of Leo Tolstoy

Ivan Kramskoy, Portrait of Leo Tolstoy

 

Evliliğinden sonra her günün dün ile benzerlik göstermesinin yanı sıra her gün farklı acıların yani anlaşmazlıkların yaşanması sonucu Herakles tarafından farklı dağlardan getirilen ağaçlar betimi aslında Herakles’in her gün değişik acılar tatması ve bu acılardan dolayı anlaşmazlıklarının birikmesini ve bir noktaya yığılmasını resmeder. Yığılan bu ağaçların ateşe verilmesi ise Herakles’in içinde insanlığa dair ne varsa her şeyin kuruması demektir ve meydanda biriktirmiş olduğu ağaçları yakarak kendini bu ağaçların alevine atması ise fiziki bir ölümden değil içsel bir yıkıntıdan söz ediliyor oluşuyla ilgilidir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır