İdil Mirata Tokdemir: Sanatta Acıyı Deneyimleme ve Eylemsel Mutilasyon (1)

Share Button

i1

 

İnsanoğlu zamanın başlangıcından bu güne, doğumuyla birlikte yanında getirdiği ve son nefesine kadar hiç ayrılmadığı, ancak çoğu zaman ötelediği ve kaçtığı bir gerçeklik içinde varolmuştur: Acı.

Acı, bireyin kendisi ve çevresi ile ilgili tüm ilişki ve deneyimlerini; kişisel ve evrimsel gelişimini; varoluş amacını ve en önemlisi benliğini sorgulama ve bunun yarattığı bir farkındalık halidir. İlginçtir ki acı çeken kişi, bilincinde olsun veya olmasın,bir haz duygusu da yaşamaktadır. Bu birbirleriyle iç içe girmiş, karşıt duygular kişiyi dönüştüren ve arındıran etkiler yaratmaktadır. Ahmet Cevizci, Felsefe Terimleri Sözlüğü’nde “acı”yı şöyle tanımlar: “Genellikle olumsuz bir duygu olarak değerlendirilen fiziki ya da zihinsel/manevi ıstırap… hazcılar, acının hazla birlikte insana hükmeden iki temel duygudan biri olduğunu söylerler.”[1]

Bu makalenin amacı, öncelikle acı kavramını farklı katmanlarda araştırmak ve anlamak; daha sonra, günümüz Performans sanatçılarının acıyı deneyimledikleri yapıtlarını; yaratım esnasında bilinçli olarak kendilerini incitme, bedenlerine zarar verme ve fiziksel sınırlarını zorladıkları deneyimlerinin özündeki bulguyu; bu süreç içinde sanatçı ve izleyici psikolojisinde nelerin değiştiğini ve tüm bunların uzun dönem karşılaştırmalı sonuç ve etkilerini örnekler vererek irdelemektir.

Sanat felsefesinin temel kavramlarından biri olan arınma (Katharsis), bu alandaki içeriği ile günlük kullanımından çok da farklı değildir.Ancak, daha derin bir kavram olarak zihinsel ve ruhsal arınmaya işaret etmekte ve bir eser meydana getirmek üzere sanatsal yaratımların esası olarak bilinmektedir. Aristoteles’te Katharsis kavramı orijinal içeriği Antik Yunan felsefesinden günümüze kadar korunmuş ender kavramlardan biridir.Platon’da ideaların bilgisine ulaşmak için, bilgi amaçlı bir yöntem olarak kullanılmasına karşı Aristoteles’te sanatın, dolayısıyla da yaratmanın bir koşulu olarak görülmüştür.Yine bilgi amaçlı, ama duyguların harekete geçirilmesiyle başlayıp etik olana ulaştıran bir sanatsal yaratma yöntemidir. Katharsis, tragedyanın ve onun sunduğu ‘trajik olan’ın bize verdiği haz ve acıma duygularından hareketle başlar, zihinsel bir üst aşamada son bulur. Arınan, tragedya aracılığıyla kişiliğini yeniden gözden geçiren insan (izleyici), artık önceki kişiliğinde değil, yeni bir değer yaratmış olmanın zihinsel üstünlüğündedir.[2] Bedia Akarsu, Felsefe Terimleri Sözlüğü’ndearınmayı’ her iki filozofun anlayışı ile şöyle özetler: “1. Ruhun tutkulardan temizlenmesi. (Ör.Platon ölümü ruhun bir arınması olarak anlar; ölüm ruhun bedenden kurtulması, bedensel tutkulardan arınması, temizlenmesidir.) 2. (Aristoteles’te) Sanat yoluyla duyguların arınması. Sanat aracılığıyla insanın duyguları uyarılarak ruhun bunlardan temizlenmesine varılacaktır; özellikle ağlatı (trajedya) acıma ve korku duygularını uyandırıp, insanı etkileyerek arınmayı sağlar.”[3]

Shakespeare’in Kral Lear’i, sanatta acı çekerek arınmanın(trajedya) bu çerçevede mükemmel bir örneğidir.Trajik olana neden olan, çağdan çağa değişse de, ‘acı’ değişmiyor.Doğadan koptukça insanın sorunları artıyor. Nedeni her ne olursa olsun, bundan 400 yıl önce olduğu gibi bugün de acı çekerek arınılıyor aslında. Üstelik sadece Lear değil, Lear’i oynayan aktör için de arınmanın bir yolu bu. Çünkü aktörler oyunun türü ne olursa olsun sahnede hep acı çekerek arınırlar.[4]

Günümüzde sanat modernist, geleneksel anlamını çoktan gerilerde bırakmış, sanatçının,psikolojik-toplumsal bozulmalardan, otorite, sosyal eşitsizlik ve düzensizliklerden, kişisel, bilinçaltı baskı ve rahatsızlıklarından özgürleşme eylemleri olarak şekil değiştirmiştir.Bu eylemler sanatçıların fotoğraf, heykel, video, performans gibi farklı disiplinleri kullanarak, türlü deneyimlere açık, kendilerini özgür hissettikleri noktaya kadar sürükledikleri çalışmalar yaratmıştır. Birçok sanatçı sanat nesnesi olarak bedenlerini kullanmış (Beden Sanatı), yapıtlarını ve düşüncelerini performatif/interaktif etkinlikler şeklinde ifade etmiştir.

Acıyı deneyimleme ve kendine zarar vermeye yönelik birçok davranış özellikle ilkel gelenek ve inançlarda onaylanmış; spiritüalite, şifa verme, büyü, yeraltına iniş, kutsal uçuş gibi güçlerin acı çekmeden elde edilemeyeceğine inanılmıştır.Şaman adetlerine göre bir kişi daha çocuk yaşlarda başlayan ciddi çile, ıstırap, bedeni yaralama, uzuv kesme (mutilasyon), kan akıtma ve acıya günlerce tahammül etme evrelerinden ritüellerle geçtikten sonra gerçek bir şaman olabiliyor. Bu ritüeller fazlasıyla sarsıcı; antropologların bile olumsuz sosyal sonuçlara yol açmamak için gizlemeyi tercih ettikleri,bedende acılı değişikliklerin yapıldığı dini etkinliklerdir.Avustralya’da yaşayan Aborijin yerlilerinin çocukluktan ergenliğe geçiş törenlerinde penislerini ureter boyunca taş bıçaklarla dilimlemeleri bu ritüellere bir örnek olup, patolojik vaka olarak ele alınmamaktadır.[5]

Aslına bakılırsa günlük hayatta da bedene minimal ölçeklerde sıkça eziyet edilmektedir.İçinde yaşanlan dönemin beğeni terazisine göre, bedeni açlığa mahkum ederek zayıflamaya çalışmak; dar elbiseler giyerek mengeneye almak; eğmek bükmek, yüksek ökçeler üzerinde yürümeye çalışırken ayakları yaralamak, burkmak, hatta düşmek; yanlış beslenmek, sigara içmek gibi bedene  zararlı birçok davranış her gün yapılanlar arasındadır. Bunların bir ötesinde, bedenini kesmek, yakmak, tırnak batırmak, morartmak, aşırı uyuşturucu kullanmak en yaygın olan ve kişilik bozukluğu olarak adlandırılan(Self-Harm, Self Injury)psikolojik vakalardır. Bir daha ötesine bakıldığı zaman ise, uzuvlarını keserek kendini sakatlayan (Self-Mutilation)patolojik-psikiyatrik-klinik vakalar intihar seviyelerine kadar gitmektedirler.

Phuket Vegetarian Festivali’nde yaşananlar, inanç ve geleneklerin insanları nasıl etkileyip, yönlendirdiklerini gözler önüne sermektedir.(Resim 1-7) Çin ay takviminin dokuzuncu ayında,Phuket, Tayland’da her yıl gerçekleşen ve 9 gün süren bu ayinler, aynen İslam’daki Ramazan ayı boyunca uygulanan ve arınmayı gerektiren şartlar içinde uygulanmaktadır. Geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanan bu ritüellerde, ateşte yürüme, bedeni delme ve çile çekme gibi eylemler, tanrıların aracıları gibi hareket eden katılımcılar tarafından gerçekleştiriliyor.Bu inanca göre ritüellere katılan, kan akıtan ve kendini acıyla yüzleştiren herkes, tanrılar tarafından korumaya alınacaktır.[6]

Phuket Vegetarian Festival Resimleri

 

i2

 

i3

i4

i5

i6

i7

Çile aslında sadece ilkellerde değil, birçok din ve inanışa göre bedenin sınırlar ve kısıtlamalar içine sokularak arındırılması anlamını yüklenmektedir. Örneğin, İslam’da çile, ıstırap, zahmet, eziyet ve zorluğa tahammül özellikle Tasavvuf’ta, dervişlerin nefsi terbiye etme ve Tanrı’ya Varma yolundaki ibadet yöntemleri olmuştur.Aynı şekilde, Hint Fakirizm’indeki en önemli ibadet,bedene eziyet ederek gerçekleşmektedir.Fakir, her acıya ve yoksunluğa dayanabilen kimsedir.Bir tür tarikat sayılan Fakirizmin en önemli özelliği acıya katlanarak ruhu rahata kavuşturmaktır.Fakirizm, sabır ve tahammülü emreden Hindu dinlerinden doğmuştur.Fakirlerin inançlarına göre hayat ruhun zindanıdır.Tabiat ve beden ruhun en büyük düşmanlarıdır. Ruh, görünmez bir varlık olduğu halde beden kara topraktan, çeşitli zararlı unsurlardan yapılan bir varlıktır. Bunun için bedeni eziyete sokmalı, onu elden geldiği kadar eritmeli ve üzmeli ki, ruh mesut olsun.[7]Böyle bir inanç ve düşünce yapısı, Platon’un, ruhu içinde tutsak ettiğini söylediği ve tüm kötülüklerin kaynağı olarak gördüğü bedenin dışlanması anlayışını hatırlatıyor.

Kuşkusuz, beden üzerinde uygulanan ve farklı anlamlar taşıyan bu davranışların birçok ortak paranormal yanı yıllarca araştırılmış, klinik olarak teşhis edilmiş ve tanımlanmıştır. Ancak, bu davranışlar sanat eserleri olarak sergilendiği zaman bambaşka bir etki oluşturmaktadır. Kulağını kılıçla keserek kendine zarar veren Van Gogh, böyle bir eylemin Modern Dönem  örneklerindendir. Günümüzde birçok sanatçının bedenleri üzerinde uyguladıkları acı ve eziyet gösterilerini sanatlarında bir araç olarak kullanmaları ‘Performans Sanatı’nın önemli hareket noktalarından biri olmuştur.

KAYNAKLAR

[1]CEVİZCİ, Ahmet. Felsefe Sözlüğü, Say Yayınları, İstanbul, 2011:11.
[2]CAN, Hülya. Aristoteles’de Katharsis Kavramı – Felsefe ve Sosyal Bilimler …www.flsfdergisi.com
[3]  AKARSU,  Bedia. Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkılap Kitabevi, İstanbul,1998:25.
[4] PAK, Şeknaz. Kültür ve Sanat, Milliyet, 2002.
[5]Alexander V. Timofeyev, Katie Sharff, Nora Burns, Rachel Outterson, ©2002
[6] https://www.google.com/The+Phuket+Vegetarian+Festival
[7]http://www.nkfu.com/fakirizm-nedir-hint-fakirleri/
Share Button

Yorumlara kapalıdır